Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 15:24
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hacker Hacker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Divan Edebiyatı 14.yy - Anadolu


Ahmedî
Hayatı: 1334 yılında doğan Ahmedî, XIV. Yüzyılda yetişen Osmanlı şairlerinin en büyüğü ve en ünlüsüdür. Ünü XV. ve XVI. Yüzyıllarda da devam etmiştir.

Ahmedî’nin asıl adı “Tâcüddin İbrahim bin Hızır”dır. İlk öğrenimini Anadolu’da görmüş, sonra büyük âlimlerden ders görmek üzere zamanın geleneğine uyarak Mısır’a gitmiş, kuvvetli bir öğrenim görerek İslâm ilimlerini tamamen öğrenmiştir. Yaradılışından gelen kabiliyetine uyarak edebiyatla uğraşmaya başlamıştır.

Anadolu’ya döndükten sonra Germiyan beylerinin hizmetine girerek Kütahya’ya yerleşmiştir. Önce Süleyman Şah’a sonra Bursa’ya giderek Osmanlı sultanlarından Emir Süleyman’a intisabetmiştir.

Zarif, hoşsohbet bir şairdir. Ömrünü Bursa’da geçirmiştir. Divan kâtipliği görevini yaparken 1413’te Amasya’da ölmüştür.

Edebî Kişiliği

Ahmedî, çok yazmış bir şairdir. İran şairlerinden özellikle Nizamî, Kemal Hocendî, Selman-ı Savecî’nin etkileri altında kalmıştır. “Başka şairleri taklit etmediğini, yazdıklarının kendine ait olduğunu, Gülşehrî gibi kendini beğenmiş bir adam olmadığını” söyler. Elvan Çelebi ve Şeyhoğlu Mustafa’ya karşı şiddetli eleştirilerde bulunup, kendini Enverî, Nizamî, Selman-ı Savecî gibi İran şairleri ile kıyaslamaya kalkışır.

Edebî zevki yüksektir. Edebî kişiliğinin oluşmasında Gülşehrî’nin, Hoca Mesud’un ve Şeyhoğlu’nun etkileri açıkça görülür. Bazı sofiyâne şiirlerinde Yunus Emre ve Âşık Paşa’nın etkileri vardır.

İran ve Türk edebiyatını çok iyi bilen ve bunlardan yararlanan Ahmedî, XIV. Yüzyılın en büyük şairidir. Devrine göre çeşitli türlerinde ve nazım şekillerinde en büyük başarıyı göstermiştir. Dili ve anlatımı düzgün, tasvirleri canlı ve renklidir; şiirlerinde sık sık nazım kusurlarına rastlanır.

XIV. yüzyıl şairleri Türkçenin nazım dili olarak kabalığından yakındıkları hâlde, Ahmedî’de böyle bir düşüncenin görülmemesi dikkate değerdir.

Şiirlerinde ölçülü bir sanatçı titizliği vardır. Ünü gayet yaygındır. XV. yüzyıldan sonra Şeyhî’den itibaren Ahmedî gittikçe unutulmuştur. XV. yüzyıldan İskender-nâme’sinden başka eseri hatırlanmaz olmuştur.

Eserleri: Dîvan, İskender-nâme, Esrâr-nâme, Cemşîd ü Hurşîd, Tervîhü’l-Ervâh.


Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002.


Şiirleri:
Salalı ‘anberîn zülfün gül üzre tâze reyhânı (gazel)
Elüme bir kadeh sunarsa Dilşâd (gazel)
Didüm yâra ki dudağunı emsem (gazel)
Egerçi Yûsuf-ı Mısrî kamu güzelden a’lâdur (gazel)
Saçun durur kamu cânlar belâsı (gazel)