Mısra
Mısra’
Mısra' (dize)'nin sözlük anlamı, "çift kapılı bir kapının bir tek kanadı”dır. Ölçülü ve anlamlı bir satırlık nazım parçasına denir. Muallim Naci'nin gülümserken çekilmiş bir fotoğrafının altına yazdığı aşağıdaki dize bağımsız bir dizedir:
Mudhikât-ı dehre ben ölsem de tasvirim güler
Bir beyit içinde, birbirlerinin anlamlarını tamamlamayan ya da aralarındaki anlam bağı kesin olmayan dizeler de âzâde dize sayılır.
Gerek bir şiire bağlı, gerek bağımsız olsun, öz ve güzel anlamlı, kolayca anımsanabilen, sağlam kuruluşlu dizelere mısra-ı berceste (seçkin dize) ya da şeh-mısra’ denir. Bu anlayışa göre, divan şairleri, gelişigüzel gazel ve kaside yazmaktansa berceste şiir söylemeğe değer vermişlerdir. Koca Ragıb Paşa bu düşünceyle şu beyti söylemiştir:
Eğer maksûd eserse mısra'-ı ber-ceste kâfidir
Aceb hayretteyim ben sedd-i İskender hususunda
Gerçekten güzel ve eşsiz bir kaside ya da herhangi bir şiir ve söz için de ber-ceste terimi kullanılır. Şi’r-i ber-ceste, beyt-i ber-ceste, fikr-i ber-ceste gibi.
Halk şairleri, dize için genellikle satır terimini kullanırlar. Bir beytin birinci dizesine üst ya da üst satır, ikinci dizesine alt ya da alt satır derler.
Divan şiirinden örnekler:
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler (Hayalî)
Bâkî kalan bu kubbede hoş sadâ imiş (Bakî)
Dahl eden dînimize bâri Müselmân olsa (Küfrî Bahayî)
Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir (Nef’î)
Şecâat arz ederken merd-i Kıbtî sirkatin söyler (Koca Ragıb Paşa)
Sitem hep âşinâlardan gelir bîgâneden gelmez (Nabî)
|