Evrim teorisi dünya tarihinde görülmüş en karanlık büyüdür. Dünya tarihinde insanların bu derece aklını başından alan, akıl ve mantıkla düşünmelerine imkan tanımayan, gözlerinin önüne sanki bir perde çekip çok açık olan gerçekleri görmelerine engel olan bir başka inanç veya iddia yoktur.
19. yüzyılda ortaya atılan evrim teorisinin 21. yüzyılın bilim platformunda hiçbir yeri kalmamıştır. Yapılan tüm araştırmalar ve deneye dayalı gözlemler de bu teorinin tutarlı bir yanı olmadığını o tarihten bu yana defalarca kanıtlamıştır. Evrim teorisinin 19. yüzyılda belli çevreler tarafından ısrarla savunulması sadece ideolojik amaçlara dayanmaktadır. Bu teoriye körü körüne bağlı kalıp tüm bilimsel sonuçlara rağmen evrimi savunan insanların tek amacı üstün bir Yaratıcı ' nın varlığını inkar etmektir.
Evrim teorisinin büyüsüne kapılmak, büyük bir varilin içine birçok atomu, molekülü, cansız maddeyi doldurup, sonra bunların karışımından zaman içinde düşünen, akleden, buluşlar yapan profesörlerin, üniversite öğrencilerinin, Einstein, Hubble gibi bilim adamlarının, Frank Sinatra, Charlton Heston gibi sanatçıların, bunun yanı sıra ceylanların, limon ağaçlarının, karanfillerin çıkacağına inanmakla eşdeğerdir. Böyle ifade edildiğinde son derece saçma gelen bu iddiaya profesörler, hukukçular, doktorlar, bilim adamları kısacası kültürlü, eğitimli insanlar inanmaktadır. Peki ama evrimcileri yıkılmış bir teoriye böylesine tutkuyla bağlayan etken nedir?
Karanlık Büyü
Bunun tek nedeni vardır: Evrim teorisi dünya tarihinde görülmüş en karanlık büyüdür. Dünya tarihinde insanların bu derece aklını başından alan, akıl ve mantıkla düşünmelerine imkan tanımayan, gözlerinin önüne sanki bir perde çekip çok açık olan gerçekleri görmelerine engel olan bir başka inanç veya iddia daha yoktur. Bu, eski Mısırlıların Güneş Tanrısı Ra ' ya, Afrikalı bazı kabilelerin totemlere, Sebe halkının Güneş ' e tapmasından, Hz. İbrahim ' in kavminin elleri ile yaptıkları putlara, Hz. Musa ' nın kavminin altından yaptıkları buzağıya tapınmalarından çok daha vahim ve akıl almaz bir körlüktür. Gerçekte bu durum Allah ' ın Kuran ' da işaret ettiği bir akılsızlıktır. Allah, bazı insanların anlayışlarının kapanacağını ve gerçekleri görmekten aciz duruma düşeceklerini birçok ayette bildirmektedir. Bir Kuran ayetinde Allah şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır.” (Bakara Suresi, 6–7)
Allah başka ayetlerde ise, bu insanların mucizeler görseler bile inanmayacak kadar büyülendiklerini şöyle bildirmektedir:
“Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de, mutlaka: Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz ' diyeceklerdir.” (Hicr Suresi 14–15)
Bu kadar geniş bir kitlenin üzerinde bu büyünün etkisini yakın zamana kadar sürdürmesi ve insanların gerçeklerden bu kadar uzak tutulmaları, kelimelerle anlatılamayacak kadar hayret verici bir durumdur. Çünkü bir veya birkaç insanın imkansız senaryolara, saçmalık ve mantıksızlıklarla dolu iddialara inanmaları anlaşılabilir. Ancak dünyanın dört bir yanındaki insanların, şuursuz ve cansız atomların ani bir kararla bir araya gelip, mükemmel bir organizasyon, disiplin, akıl ve şuur gösterip kusursuz bir sistemle işleyen evreni, canlılık için uygun olan her türlü özelliğe sahip Dünya gezegenini ve sayısız kompleks sistemle donatılmış canlıları meydana getirdiğine inanmasının, büyüden başka bir açıklaması yoktur. (Harun Yahya,
Türlerin Evrimi Yanılgısı)
Nitekim, Allah Kuran ' da, inkarcı felsefenin savunucusu olan bazı kimselerin, yaptıkları büyülerle insanları etkilediklerini Hz. Musa ve Firavun arasında geçen bir olayı örnek vererek bizlere bildirmektedir. Hz. Musa, Firavun ' a hak dini anlattığında, Firavun Hz. Musa ' ya, kendi kendi bilgin büyücüleri ile insanların toplandığı bir yerde karşılaşmasını söyler. Hz. Musa, büyücülerle karşılaştığında öncelikle onların bir şeyler yapmalarını ister. Bu olayın anlatıldığı bir ayet şöyledir:
“(Musa) Siz atın ' dedi. (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular.” (Araf Suresi, 116)
Firavun ' un büyücüleri yaptıkları aldatmacalarla -Hz. Musa ve ona inananlar dışında- insanların hepsini büyüleyebilmişlerdir. Ancak onların attıklarına karşılık Hz. Musa ' nın ortaya koyduğu delil, onların bu büyüsünü, ayetteki ifadeyle uydurduklarını yutmuş yani etkisiz hale getirmiştir. Ayetlerde Hz. Musa ' nın bu başarısını Allah şöyle haber vermektedir:
“Biz de Musa ' ya Asanı fırlatıver ' diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip toparlayıp yutuyor. Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı. Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.” (Araf Suresi, 117–119)
İnsanları büyüleyerek etkileyen bu kişilerin yaptıklarının bir sahtekarlık olduğunun anlaşılması ile, söz konusu insanlar küçük düşmüşlerdir. Günümüzde de bir büyünün etkisiyle, bilimsellik kılıfı altında son derece saçma iddialara inanan ve bunları savunmaya hayatlarını adayanlar, bundan sonra da iddialarında ısrar ettikleri sürece küçük düşmeye devam edeceklerdir.
İnsanlar tesadüflerin ilah olamayacaklarını anlamaya başlamışlar ve evrim teorisini dünya tarihinin en büyük yalanı ve en şiddetli büyüsü olarak tanımlamışlardır. Bu şiddetli büyü, büyük bir hızla dünyanın dört bir yanında insanların üzerinden kalkmaya başlamıştır. Bir zamanlar okul kitaplarında okutulan evrim teorisi dünyanın önde gelen birçok ülkesinde okul müfredatlarından çıkarılmaktadır. Evrim aldatmacasının akıldışı olduğunu gören ve sadece ideolojik nedenlerden dolayı ayakta tutulmaya çalışıldığını öğrenen insanlar, artık bu kara büyüden kurtulmaktadırlar. Allah Kuran'da hak geldiğinde batılın yok olacağını şöyle haber vermektedir:
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)