Abonem.COM Forumları  - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım  

Geri git   Abonem.COM Forumları - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Edebiyatı > Divan Edebiyatı
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 12:52
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Divan Edebiyatı 13.yy


Ahmed Fakih
Hayatı: Kaynakların çoğunda 13. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatının ilk temsilcileri arasında adı geçen Ahmed Fakîh, Hoca Ahmed Fakîh ve Sultan Hoca Fakîh adları ile de tanınmıştır. Ancak, 14. yüzyılın ortalarında Anadolu'da çıkan veba salgınından, Ahmed Fakîh'e mal edilen Çarh-nâme adlı eserde de söz edildiği için Semih Tezcan, Çarh-nâme'nin en erken 1350'den sonra yazılmış olması gerektiğini belirterek Ahmed Fakîh'i de, 14. yüzyıl şairlerinden kabul etmektedir. Hakkındaki bilgiler genellikle Mevlevî ve Bektaşî kaynaklarındaki menkıbelere dayanır. Ahmed Fakîh ve ona ait olduğu sanılan Çarh-nâme adlı kaside nazım şeklinde yazılmış manzumenin varlığından ilk haber veren F. Köprülü olmuştur. Köprülü'den sonra Ahmed Fakîh ve eserleri üzerindeki araştırma ve çalışmalar başka araştırıcılar tarafından da sürdürülmüştür. Bugün, kaynakların yeniden incelenip değerlendirilmesi sonucu Ahmed Fakîh adını taşıyan farklı yüzyıllarda yaşamış değişik kişilerin olduğu ve bunların birbirine karıştırıldığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Kişilikleri birbirine karıştırılmış olan söz konusu farklı Ahmed Fakîh'ler hakkında etraflı bilgi ayrıca, Türk. Diy. Vak. İsl. Ans. Ahmed Fakîh maddesinde verilmiştir (Türk Diy. Vak. İsi. Ans. Ahmed Fakîh mad. Osman F. Sertkaya, C. 2, İst. 1989, s. 65-67).

Edebiyat tarihleriyle diğer birçok kaynakta, mutasavvıf şair Hoca Ahmed Fakîh'le ilgili verilen birbirinin benzeri bilgilere gelince; Horasan'da doğup Konya'ya gelen Ahmed Fakîh, Mevlâna'nın babası Bahaeddin Veled'in müridlerindendir. Kendisine, Bahaeddin Veled'den fıkıh dersi aldığı için Fakîh denmiştir. Eflâkî'nin, Menâkibü'l-Ârifîn’de anlattığına göre, Ahmed Fakîh, Bahaeddin Veled'in derin tasavvuf bilgisini görünce kendinden geçerek kitaplarını yakmış ve dağa çıkarak Bahaeddin Veled'in ölümüne kadar orada yaşamış; daha sonra Konya'ya dönmüştür. Ahmed Fakîh'le ilgili olarak kaynakların verdikleri bilgiler arasında, onun hac farizasını yerine getirmek için Hicaz'a gittiği hac dönüşünde ise iki ay Kudüs'te kaldığı da bulunmaktadır. Onun Hicaz yolculuğuyla ilgili söz konusu edilen bu bilgi Kitâbu Evsâfı Mesâcidi'ş-Şerîfe adlı eserinde verilmektedir. Ahmed Fakîh'in ölüm tarihi Eflâkî tarafından 1221 olarak bildirilir. Ancak, Fakîh'in Bahaeddin Veled'e yakınlığı dikkate alındığında bu tarihin Mevlânâ'nın yaşadığı dönemden önce yaşamış bir başka Ahmed Fakîh'in ölüm tarihiyle karıştırıldığı gerçeği ortaya çıkar. O. Sertkaya'ya göre hayatı hakkında yukarıdaki bilgilerin verildiği A. Fakih'in ölüm tarihi 1252 olmalıdır.

Eserleri: Çarh-nâme, Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe.


Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.
  #2 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 12:54
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Dehhanî


Dehhanî
Hayatı: Doğum ve ölüm tarihleri bilinmeyen Horasanlı bir Türk olan Dehhanî, bir saray ve zevk şairidir. Selçuklu sultanının kahramanlık ve cömertliğini duymuş, XIII. Yüzyılın ilk yarısında Horasan’dan kalkıp yetişkin bir şair olarak gelmiş, Selçuklu I. Alaaddin (hükümdarlığı: 1220-1237) döneminin elverişli şartlarından ve Sultan’ın iyiliklerinden yeterince yararlanmıştır. Uzunca bir süre Anadolu’da kalmış, ün salmıştır. Sultan’ın buyruğuyla, hükümdarın adına 20.000 beyitlik Farsça “Selçuklu Şeh-nâmesi” yazmış, ancak bu kitap bugüne kadar ele geçirilememiştir. Dehhanî gitgide yaklaşan Moğol akınından çekinerek Horasan’a dönmek için izin istemiştir.

Kişiliği ve şiirleri:

Şair, gelip geçici hayat süresini bütün fırsat ve imkânlarıyla değerlendirmiştir. Şiirlerinde Doğu şiirinin renkli sembollerinden olan bahar mevsimi, gül-bülbül, işret meclisleri, kıssalar, destanlar, efsaneler ile özlemlere, heveslere, umutlara ve içli yakınmalara sıkça yer vermiştir.

Şiirlerinde bir yoğunluk ve derinlik yoktur. Aynı motifleri türlü yönleriyle tekrarlamıştır.

Kasidesini, klasik bölümlere değil karışık biçimde düzenlemiştir. Mevcut yedi şiirinde ise dört ayrı aruz kalıbı kullanmıştır. Bunların bazıları sonraki yüzyıllarda çok sevilmiş, değişik sesli kalıplardır. Türkçeyi aruza uydurmak için çok fazla imale kullanmıştır.

Dehhanî’nin söz dağarcığı tutarlıdır. Sözdizimi düzgündür. Anadolu Türkçesini düzgün ve başarılı kullanmıştır.

Şiirlerinde tasavvuf kültürünün izlerine rastlanır. Türk divan şiirinde çağının ve sosyal çevresinin, sosyal hayatını, ahlâk ve güzellik anlayışını yansıtan ilk şairdir.
Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002.

Şiirleri: Zihî gevher k’arulıkda güher veşdür dişi lü’lü’ (gazel)
Boyun cennetde tûbîye eger salmazısa sâye (gazel)
Zihî devlet ki gözlerüm yüzünden oldı nûrânî (gazel)
‘Aceb bu derdümün dermânı yok mı (gazel)

Not: Şiirler Aşağıdadır.
  #3 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 12:56
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Zihî gevher k arulıkda güher veşdür dişi lü lü


Şair: Dehhanî
Türü: gazel
Başlık: Zihî gevher k’arulıkda güher veşdür dişi lü’lü’
Şiir:
Zihî gevher k’arulıkda güher veşdür dişi lü’lü’
Yüzin görü burur yire özin her dem gül-i hod rû

Yüzi güldür saçı sünbül boyı serv ü lebi şekker
Melek-sîret hasen-sûret kaşı fettân gözi câdû

Bilüsüzlik idüb bu kim mukâbil oldı yüzine
Kamuya rûşen oldı kim katı yüzlüyimiş gözgü

Yiridür tağlara düşsem bugün Ferhâd veş andan
Ki şîrîn sözleri vardur şekerden hem dahı tatlu

Niçe gözleyem ol kaşı ki hışmı yasını kurmış
Atar kirpükler ohını pey-â-pey gözüme karşu

Bilünden kimsene hergiz haber virmeye kılca
Kemer ger kıl yaranlara heber virmezise gizlü

Degül mümkin ki gönülden ögütle çıkaram anı
Ağarmaz hîç Dehhânî yuyuban sûret-i hindû



Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün
  #4 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:00
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Boyun cennetde tûbîye eger salmazısa sâye


Şair: Dehhanî
Türü: gazel
Başlık: Boyun cennetde tûbîye eger salmazısa sâye
Şiir:
Boyun cennetde tûbîye eger salmazısa sâye
Kim anı cennet ehlinden nazarda bir çöpe saya

Egerçi kim mutavveldür saçunun hîç ucı yokdur
Sor âhir kıl-be-kıl disün nesîm-i gâliye-sâya

Dişün dürlerine lâlâ olursa lülü’-yi lâlâ
Bu mansıb çok degül midür bugün lü’lü’-yi lâlâya

Hat u hâl ü saçun görüb gönül sevdâsına düşmiş
Zi miskîn göz kara idüb ne düşdi bunca sevdâya

Cemâlünle bir araya gelür olsa mukâbil ay
Cemâlün ittisâlinden düşer bin ihtirâk aya

Gönül virdüm belâ aldum kad-i bâlânı çün gördüm
Gönül virmek belâyımış bilimedüm bu bâlâya

Kalem yazdı bu sevdâyı başuma ger kalem bigi
Başum gitse yiter bana bu sevdâ sûd u ser-mâye

Bu sevdân odıdur dün gün yanar içümde pinhânî
Sirâyet idüben birgün dutışısar süveydâya

Söziyle gerçi Dehhânî güher kânı durur illâ
Zer oldı çün virdi gönül sen sîm-sîmâya

Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün
  #5 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:03
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Zihî devlet ki gözlerüm yüzünden oldı nûrânî


Şair: Dehhanî
Türü: gazel
Başlık: Zihî devlet ki gözlerüm yüzünden oldı nûrânî
Şiir:
Zihî devlet ki gözlerüm yüzünden oldı nûrânî
Visâlün lutf idüb savdı başumdan girü hicrânı

Severem sini cân bigi hatâ didüm ma’âza’llâh
Ne mikdârı ola cânun ki benzedem sana cânı

Yüce boyun kılur bende çemende serv-i âzâdı
Yüzün mihri ider tâbân felekde mâh-ı tâbânı

Eger emseyidi sinün leb-i la’lünden İskender
N’iderdi isteyb bunca cihânda âb-ı hayvânı

Egerçi cem’e şem’ isen bugün her cem’ arasında
Perîşân kılma saçunı esirge ben perîşânı

Bugün çün hüsn devrânı senündür eyü adıla
Süre gör devr-i hüsnüni ki geçer hüsn devrânı

Cemâlün iy büt-i Çînî cihânı dutdı ser-tâ-ser
Nite kim Rûm ilin şi’riyle bugün dutdı Dehhânî



Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün
  #6 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:05
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Aceb bu derdümün dermânı yok mı


Şair: Dehhanî
Türü: gazel
Başlık: ‘Aceb bu derdümün dermânı yok mı
Şiir:
‘Aceb bu derdümün dermânı yok mı
Ya bu sabr itmegün oranı yok mı

Yanaram mûmlayın başdan ayağa
Nedür bu yanmağun pâyânı yok mı

Güler düşmen benüm ağladığıma
‘Aceb şol kâfirün îmânı yok mı

Delübdür ciğerümi gamzen okı
Ara yürekde gör peykânı yok mı

Gözi hançerlerin boynuma çaldı
‘Aceb ol zâlimün im’ânı yok mı

Su gibi kanumı toprağa kardun
Ne sanursın garîbün kanı yok mı

Cemâl-i hüsnüne mağrûr olursın
Kemâl-i hüsnünün noksânı yok mı

Begüm Dehhânî’ye ölmezdin öndin
Tapuna irmeğe imkânı yok mı


Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün
  #7 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:07
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Mevlâna Celaleddin-i Rumî


Mevlâna Celaleddin-i Rumî
Hayatı: 30 Eylül 1207 tarihinde Belh'te dünyâya gelen Mevlânâ'nın asıl adı Mevlânâ Muhammed'dir. Babası "Sultanü'l-Ulema" Bahae'd-dîn Veled, bir ulema ailesine mensuptur. Mevlâna, beş yaşında iken Belh'ten ayrılmış, babasıyla Bağdat üzerinden hacca gitmiştir. Hicaz ve Şam yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve ailece 1218'de Konya'ya yerleşmişlerdir. Çok iyi bir eğitim ve öğretim almış; Farsça, Arapça ve Rumca öğrenmiştir. Babası Bahaeddin Veled iki yıl sonra Konya'da ölmüştür. 18 yaşında Gevher Hatun'la evlenmiş, bu evlilikten oğlu Sultan Veled dünyâya gelmiştir.

1244'te Konya'ya gelen gezgin derviş "Sultanü'l-Ma'şukîn” Şemseddin Muhammed-i Tebrizî ile tanışmış, tasavvufi anlamda ona âşık olmuş, bu tasavvufî aşk, Mevlâna'yı şâir yapmış ve böylece, İslâm dünyasının en büyük şairlerinden biri olmuştur. Mevlâna, Şems ile tanıştıktan sonra müritlerini ihmal etmiş, Şems'ten başka hiç kimse ile meşgul olmamıştır. Bu durumdan müritleri rahatsız olunca, Şems de Şam'a kaçmıştır. Ancak, Mevlâna daha da perişan hâli gelmiş, eskisi kadar bile müritleriyle ilgilenememiştir. Bunun üzerine müritleri, af dilemişler ve Sultan Veled, Şems'i Şam'dan alıp gelmesi için görevlendirilmiş, Şems Mevlâna'nın yazılı ricasına dayanamayarak Konya'ya dönmüştür. Kısa bir müddet sonra müritlerin, Şems'i Mevlâna'dan uzak tutmağa çalışmaları üzerine Şems bir gün ortadan kaybolmuş (1247), Mevlâna bunun üzerine iki kere Şam'a gitmesine rağmen Şems'i bulamamıştır.

Mevlâna kendisini şiire ve semâya verir. Kaybolan Şems'i kendinde bulur. Nitekim bazı gazellerinde mahlas olarak Şems'in adını zikreder. 1254'te müritlerinden Selâhaddin-i Zerkûb'u halife tayin eder, on yıl naiplikten sonra Zerkûb hastalanarak ölür. Yerine Çelebi Hüsameddin halife olur ve Mevlâna'nın ölümüne kadar yanında kalır. Mevlâna 17 Aralık 1273 tarihinde Konya'da ölür. Cenazesi büyük bir törenle kaldırılır. Törene bütün Konya halkı, devlet büyükleri, Hıristiyanlar ve Museviler katılır. Çelebi Hüsameddin'in ölümünden sonra Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled şeyhliği kabul eder ve ölümüne kadar (1313) bu görevde kalır. Sultan Veled, Mevlevîlik'i sistemleştirir, semânın kurallarını belirler ve bir âyin düzeni hâline getirir.

Edebî Kişiliği

«Hamûş» mahlasını kullanan Mevlâna, şiirlerinde sec'lere bolca yer vermiştir. Çoklukla şiirlerini içine doğduğu gibi söylemiştir. Mesnevî'sinde bir konudan diğerine geçer, başladığı bir hikâyenin arasına uzun tasavvufî öğütler sokar, konular arasında sık sık çağrışımlar yapar.

Mevlâna, eserlerinin büyük çoğunluğunu Farsça ile yazmış olmakla birlikte, Dîvân'ında Türkçe-Farsça mülemma' şiirlere rastlanır. Diğer eserlerinde de Türkçe kelimelere rastlanır.

Şair, Senâî ve Feridüddin Attâr'dan etkilenmiştir.

Zaman zaman şiirlerinde rind bir şâir olarak görünse de şeriat kurallarını saygıyla uygulamıştır. Ana kaynağı Kur'ân ve Hz. Muhammed sevgisi olmuştur. Matematik, tıp ve astronomi ilimlerini de öğrenmiş ve eserlerinde bu bilimlerin terimlerini kullanmıştır.

Bildiklerini halka öğretmek için basit ifadeler kullanmıştır.

Tasavvuf anlayışını bir yaşam biçimi hâline sokmuştur. Bütün varlıklara sevgi, saygı ve vefa ile yaklaşmıştır. Bu noktada yönetenle yönetilenleri birbirinden ayırmamıştır.

İslâm ahlâkını Kur'ân ve hadislerin ışığında mükemmel bir biçimde yorumlayarak sentezini yapmış ve uygulamıştır. Asıl konunun "insan" olduğunu çok iyi bilen Mevlâna, dinlerin, felsefelerin ve ahlâk sistemlerinin insan için ve insanın mutluluğu için vasıta olduğunu her fırsatta vurgulamıştır. İşte bu gerçeğe giden yolun vefalı sevgiden geçtiğini, bunun da yaşanarak öğrenileceğini özellikle belirtmiştir. Allah'ı yarattıklarında ve insanda görerek sevmek, varlıkları değişik nitelikleriyle birbirinden ayırmamak temel anlayışı olmuştur. Bu anlayışını şiir, musikî ve semâ ile de pekiştirmiştir.

Eserleri: Dîvân-ı Kebîr, Mesnevî-yi Ma’nevî, Fî-hi mâ Fîh, Mecâlis-i Seb’a, Mektûbât.


Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002.

Şiirleri: Key based u key based u key based u key (Rubai)
  #8 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:14
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Key based u key based u key based u key


Şair: Mevlâna Celaleddin-i Rumî
Türü: Rubai
Başlık: Key based u key based u key based u key
Şiir: Farsçası:

Key bâsed u key bâsed u key bâsed u key
Mey bâsed u mey bâsed u mey bâsed u mey
Men bâsem u men bâsem u men bâsem u men
V'ey bâsed u v'ey bâsed u v'ey bâsed u v'ey


Açıklama: Türkçesi:

Ne zaman olur, ne zaman olur, ne zaman olur, ne zaman?
Mey olur, mey olur, mey olur, mey..
Ben olurum, ben olurum, ben olurum, ben;
Sen olursun, sen olursun, sen olursun, sen...
  #9 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:18
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Şeyyâd Hamza


Hayatı: Doğum ve ölüm tarihleri bilinmeyen, Anadolu’da halka sûfîce şiirler söylereyerek tasavvuf yollarını tanıtan bir gezici derviş olan Şeyyad Hamza’nın hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. XIII. Yüzyılda Akşehir-Sivrihisar yöresinde yaşadığı tahmin edilmektedir.

Kişiliği

Kur’an, Arapça ve Farsça kültürü olan, hece ve aruzla şiirler söyleyen bir kişiliğe sahiptir. Hece vezniyle söylediği şiirleri, ilahileri söyleyiş itibarıyla düzgündür aruazla yazılmış şiirleri sanat iddiasından dinî-ahlâkî ve sûfîce şiirlerdir.

Şiirlerinde şekil ve söyleyiş bakımından düşündürücü bir çeşitlilik görülür. Dokuz beyitli bir gazelini klasik gazel tarzının türlü incelikleriyle örülü olduğu, Doğu Türkçesi ile yazıldığı görülür.

“Yûsuf u Zelihâ” adlı mesnevisi XIII. Yüzyılın dinî ve fikrî hayatına uygundur. Sade bir Oğuz Türkçesi ile yazılmıştır. Eserin en önemli yönü dilidir ki, bu yönü sanat yönünden üstündür. Eski Anadolu Türkçesinin ses ve şekil özelliklerini geniş ölçüde aksettirir. Türkçeyi aruza uygulamada birçok imale ve zihaf yapmıştır. Eserin konusu Kur’an’dan alınmıştır. Eserde tasavvuf anlayışı doğrultusunda nefsini yenmeyi başaran kişinin sultanlardan da üstün olacağı teması işlenmiştir.

Eğitici nitelikteki 41 beyitten oluşan üç şiirinde Şeyyad Hamza ecelin hükümdar, zengin-fakir, güzel-çirkin demeden mukadder olduğunu, devlet, varlık ve güzellik gibi geçici değerlerle gururlanmamak gerektiğini anlatarak gaflet uykusundan uyanıp Kur’an’a sarılmayı ve Allah’a sığınmayı tavsiye eder. Başka beş na’tinde peygambere ve dört halifeye bağlılığı onun aynı zamanda inanç bakımından halis bir Sünnî olduğunu da ortaya koyar.

Şair kendinden yaklaşık yüz yıl önce yaşamış olan Ahmed-i Yesevî’nin şekil ve üslûp bakımından etkisinde kalarak onun bir şiirine nazire de söylemiştir.

Eseri: Dâstân-ı Yûsuf Aleyhisselâm ve Hâzâ Ahseni’l-kasâsi’l mübârek


Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002.

Şiirleri:
E lem talem eyâ hânum ne sarnar men ne bulargu (gazel)
Aceb n’itdüm yâre virmez selâmı (gazel)
Ne yatursen eyâ gâfil gözün aç gör bu erkânı (gazel)
Ecel dutmış elinde bir ulu câm (gazel)
Niçe ecelden kaçuban ‘işret kurasen dün ü gün (gazel)
  #10 (permalink)  
Alt 04-03-2006, 13:23
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart E lem talem eyâ hânum ne sarnar men ne bulargu


Şair: Şeyyâd Hamza
Türü: gazel
Başlık: E lem talem eyâ hânum ne sarnar men ne bulargu
Şiir:
E lem talem eyâ hânum ne sarnar men ne bulargu
Köcenlep özüme sâkî ne munça yutdurur ağu

Yigin kelgey ayahçılar mana sağraknı tîz birgey
Hanum ‘ışkında çırgar men zehir pür bolsa yan dagu

Ne yavlak toyladı hicrün meni ‘ışkun şöleninde
İçürdi kahr ile kanlar yedürdi gussa vü kaygu

Bi-goftem ‘ışkuna munça çü zulm ü zûr-ı pür-gûndur
Merâ gûyed ki bargıl her çi kemet sahça bâ-red gû

Seher-geh bir Mugal oğlan çapardı ol mana karşu
Mu’attar atı tozından tüterdi müşg ile gül-bû

Keyürdi dürlü atlasnı minürdi bir eyü tâzî
Samurlu börki başında dutardı bir güzel kırgu

Şu denlü yığlagay men kim yaşumdan saz bola kırlar
Ben ögicek boyun vasfın digey ol sazdağı kargu

Şeyâd Hamza’nun könli senün zülfün semâ’ında
Saçun ucında raks urur ne hâcetdür ana çalgu

Duram yevmü’l-‘arâsatda yemûtûnlar hayâtında
Yaratganum huzûrında kılam sinün bile yargu



Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün
Konu Kapatılmıştır


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Divan Edebiyatı 19.yy Hacker Divan Edebiyatı 22 04-05-2006 17:09
Divan Edebiyatı 18.yy Hacker Divan Edebiyatı 43 04-05-2006 16:44
Divan Edebiyatı 17.yy Hacker Divan Edebiyatı 55 04-05-2006 15:37
Divan Edebiyatı 16.yy - Anadolu Hacker Divan Edebiyatı 55 04-05-2006 14:43
Divan Edebiyatı 15.yy Hacker Divan Edebiyatı 62 04-03-2006 18:15


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:29 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Abonem.COM
Abonem Toplist

Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238