![]() |
|
||||
|
Şair: Kadı Burhaneddin Türü: gazel Başlık: Gönülüme ben dedim ki kandesin Şiir: Gönülüme ben dedim ki kandesin Gamzesinün oklarıyla kandasın Gîsusiyle bende düşdüm dir gönül Didüm ana n’ola çünki bendesin N’ola öpdüm gözüme sürdüm seni Sen dahi ‘âlemde bir tur-vendesin Bendesin sen bendeyim ben tapuna Bendeyim ben niçe ki sen bendesin Gözlerüm giryân ü biryândur gönül Leblerün şekker özün pür-handesin Açıklama: vezni: fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün |
|
||||
|
Şair: Kadı Burhaneddin Türü: tuyuğ Başlık: Hakk ne yazmış ise ezelde bolur Şiir: Hakk ne yazmış ise ezelde bolur Göz neni ki görecek ise görür İki’âlemde Hak’a sığınmışuz Tohtamış ne ola yâ Ahsah Temur Açıklama: vezni: fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün |
|
||||
|
Şair: Kadı Burhaneddin Türü: gazel Başlık: Ölmüş tenüme ‘aşkı anun rûh değül mi Şiir: Ölmüş tenüme ‘aşkı anun rûh değül mi Gamzesi ile dil dahi mecrûh değül mi ‘Aşkıyla kavuşdı gönülüm yolına anun ‘Aşkıyla kahilan kapu meftûh değül mi Kirpüği ne kılduğını sen sanma mu’ammâ Gönülde anun yâresi meşrûh değül mi Bin yılda eğer Nûh yaşadıyısa bin yaş Ol yaş bana bir lâhzada memnûh değül mi Ma’şûk ile ‘âşık bir olur ‘aşk oduyıla Mâdih dahı pes hem yine memdûh değül mi Açıklama: vezni: mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün |
|
||||
|
Âşık Paşa Hayatı: XIV. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da yetişen Türk şair ve mutasavvıflarının en büyüklerindendir. Asıl adı Ali olan ve 1272’de Anadolu’da dünyaya gelen Âşık Paşa’nın hayatı hakkında pek az şey bilinmektedir Rivayete göre XIII. Yüzyılda Anadolu’ya Horasan’dan gelen bir derviş ailesine mensuptur. Ailesi XIII. Yüzyılda Anadolu’nun Moğol istilâsından önceki siyasî ve sosyal buhranlarına karışmış Babaîler isyanı ve Karaman Beyliği’nin kuruluşu ve ilk gelişimde rol almış şeyh ailesidir babasının Muhlis Paşa olduğu rivayet edilir. Âşık Paşa, Orta Anadolu’nun nüfuzlu ve zengin bir sûfî ailesine mensuptur. Kırşehir’e yerleşmiştir. Kırşehir, devrinin en önemli iktisadî ve medenî merkezlerinden biridir. Ehl-i sünnet kurallarına uygun bir tasavvuf mesleğine mensup olan Âşık Paşa, gayretleriyle etrafına birçok mürid toplamıştır. Devlet işlerinde de bulunmuştur. Edebî kişiliği Gençliğinde mükemmel bir öğrenim görmüş, Şeyh Süleyman-ı Kırşehrî’den zâhirî ve bâtınî ilimleri öğrenmiştir. Yalnız Arap ve Fars dillerinde değil, genellikle İslâmî ilimlerde ve özellikle tasavvufta büyük bir kudret kazanmıştır. Hacı Bektaş, Ahi Evran, Şeyh Süleyman, Mevlâna, Sultan Veled gibi büyük mutasavvıfların mürid ve eserleriyle yakından ilgilenmiştir. İran tasavvuf edebiyatını ve özellikle Senâî, Attar, Mevlâna ve Sultan Veled’i çok iyi bilir. Şiirlerinde Mevlâna ve Sultan Veled gibi tam bir “vahdet-i vücûd”cu olmakla beraber ehl-i sünnet kurallarına uygun bir tasavvuf anlayışını yaymıştır. Bu işi Türkçe yazdığı Garib-nâme adlı eseriyle yapmıştır. Kadı Burhaneddin zamanında devlet dili Farsça idi. Aydın sınıf Türkçeyi hor görüyordu. Bu nedenle Âşık Paşa, o sırada Türk halk kitlesine ve Türk diline karşı gösterilen ilgisizlikten şikâyet ederek, Türkçe yazıldığından kitabının değersiz sayılmamasını önermiştir. Türkçeyi Arapça ve Farsça gibi bir ilim ve edebiyat dili değil, sadece basit bir konuşma dili saymak hususunda daha sonraki devirlerde de rastladığımız bu anlayışa karşı millî bir dil ve edebiyat yaratmak isteyen Anadolu şairleri arasında Âşık Paşa’ya önemli bir yer vermek gerekir. Fakat bu konuda onun üzerinde etkili olan en büyük etken halka hitâbetmek ve dervişliğin yolunu onlara göstermek yolundaki çalışma ve dinî düşünceleridir. Âşık Paşa’nın Yunus Emre etkisi altında yazdığı gazel ve ilahileri şiirlikten lirizmden, sanattan yoksun kuru öğütlerdir. Yunus’un, Kaygusuz Abdal’ın şiirleri yanında çabuk unutulmuştur. Kazanmış olduğu büyük manevî etkiden dolayı Garib-nâme’si çok geniş bir sahaya yayılmış ve okunmuş, etki yapmıştır. Türk dili ve edebiyatının genel gelişiminde Âşık Paşa’nın unutulmaz bir yeri olduğu da gerçektir. Eserleri: Garib-nâme, Risâle fî Beyânü’l-esmâ, Manzum Tasavvuf Risâlesi, Şiirleri. Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002. Şiirleri: Kudret nefesi yiryüzüne urdı yine sûr (gazel) |
|
||||
|
Şair: Âşık Paşa Türü: gazel Başlık: Kudret nefesi yiryüzüne urdı yine sûr Şiir: Kudret nefesi yiryüzüne urdı yine sûr Hükmoldı şol olmüş hacîle kim dirilidür Yarıldı çiçek yardı yiri durdı sakından Yüz dutdı Hak’a cümle ‘aceb maksûdı nedür Maksûdları şol göreler Tanrı nûrını Ölüb yine dirilmeyene doğmadı bu nûr Değme birinün hâlini aydam sana bir bir Kimi sevinür vuslat ile kimisi mehcûr Gül buldı anun vuslatını güldigi andan Bin bülbüli bir gülmegile eyledi mestûr Çegdüm çiçeği kamudan ön geldiği niyçün Benzi sarusı andan sayruluğı hâlini aydur Nergis dahı içmişdi anun ‘aşk şarâbın Ayılmadı andan berüdür gör nice mahmûr Ağyâr bize ansuzda elin suna diyüben Sûsen eline hançer alub oldı bahâdır Bû cümle çiçek kim bezenüb geldi cihâna Bu mülke bular gelmedi tâ gelmedi mestûr İbretle nazar eyleyü bak tâ ki göresin Elinde dutar her biri bir nâme vü menşûr Bu ibreti kim ‘Âşık’a rûzi’yledi Allâh Beklim bakuban şöyle zîbâ görmedi Mansûr Açıklama: vezni: mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü fa’ûlün |
|
||||
|
Şeyhoğlu Mustafa Hayatı: 14. yüzyılda, Germiyan Beyliği sahasında yetişmiştir. 1340-1410 tarihleri arasında Germiyan beyi Süleyman Şah'ın hizmetinde nişancılık ve deftardarlık hizmetlerinde bulunmuştur. Daha sonra Yıldırım Bayezid'e intisabetmiş ve Hurşîd-name’yi ona sunmuştur. Eserleri: Hurşîd-nâme Marzuban-nâme, Kabus-nâme, Kenzü'l-Küberâ, Mehekkü'l-Ulemâ. Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002. Şiirleri: Senün ‘aşkun benüm gönlümde muhkem (gazel) Hicrün ile eyle çıkdı yüregümde başlar (gazel) Kamerdür alnun ey dilber velî la’lün şeker dirler (gazel) Şehümün ‘aşkıdır cândan mukaddem (gazel) Egerçi yirüm uçmakdur bezenmiş kasr-ı nûrânî (gazel) |
|
||||
|
Şair: Şeyhoğlu Mustafa Türü: gazel Başlık: Senün ‘aşkun benüm gönlümde muhkem Şiir: Senün ‘aşkun benüm gönlümde muhkem Bana sensüz içersem su olur sem Benüm ne’mdür temâmet milk-i ‘âlem Firâkundan k’olupdur gözlerüm nem Özünden hüsn ile artuk cihânda Benem ‘aşkun yolında cân-ı men kem Müdâmî şâd otur bahça içinde Kayurmaz bini ger öldürse bu gam İçelüm bu gece câm-ı müdâmı Sevinsün kara yirde Hüsrev ü Cem Bu demde fursatı elden geçürme Ne bilürsin dahı nice olur dem Söz üzre dür döker çün Şeyhoğlı Olalı dilber ile şimdi hem-dem Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün |
|
||||
|
Şair: Şeyhoğlu Mustafa Türü: gazel Başlık: Hicrün ile eyle çıkdı yüregümde başlar Şiir: Hicrün ile eyle çıkdı yüregümde başlar Nâle kıldum derd ile feryâda geldi taşlar Şol perî yüzlü meleksin kim görüb dîdârını Yüz urub korlar melikler ileyünde başlar Secde-gâhı kâinâtun sûretündür ey sanem Mahzar-ı Hakk’sın kemâl-i hüsnüne şâ-bâşlar Eyle tahrîr eyledi kaşunı nakkâş-ı ezel Resmine mânendinün ‘âciz kamu nakkaşlar Uralı kaşun kemânı gamzen okın bağruma Hûn-ı dildür gözlerümden her dem akar yaşlar Gönlümün rahtın urub cân milkini târâc ider Remz iderse gözlerüne şol harâmî kaşlar İbn-i Şeyhî’yem her evbâşa gerek ben baş olam Rind ü geh kallâş olam geh ‘aşk ile yoldaşlar Açıklama: vezni: fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün |
|
||||
|
Şair: Şeyhoğlu Mustafa Türü: gazel Başlık: Kamerdür alnun ey dilber velî la’lün şeker dirler Şiir: Kamerdür alnun ey dilber velî la’lün şeker dirler Saçun sünbül benün Hindû dişün dürrin güher dirler Güneş yüzüni çün gördüm didüm nûr-ı Hüdâ’dur bu Bana ‘âkiller anunçün bugün sâhib-nazar dirler Ne kişi kim yüzün gördi gönül virdi vü cân u dil Ana ‘âşıklar içinde begüm ehl-i hüner dirler Bugün nergise benzeden senün fitne gözün hânum Görürse gündüz ılduzu ana gey bî-basar dirler Mutavvel yazdılar şâhum senün saçun sıfâtını Velî ağzun dekâyıkın be-gâyet muhtasar dirler İnanma sana ağyâr ger beni hubs iderlerse İnanmazam bana şâhum senün içün neler dirler Gözümün seylini gören akar kandan revân olmış Görün Şeyhoğlı’nun yaşın denizlere irer dirler Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Divan Edebiyatı 19.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 22 | 04-05-2006 18:09 |
| Divan Edebiyatı 18.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 43 | 04-05-2006 17:44 |
| Divan Edebiyatı 16.yy - Anadolu | Hacker | Divan Edebiyatı | 55 | 04-05-2006 15:43 |
| Divan Edebiyatı 15.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 62 | 04-03-2006 19:15 |
| Divan Edebiyatı 13.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 13 | 04-03-2006 14:39 |
Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet