![]() |
|
||||
|
Şair: Ahmedî Türü: gazel Başlık: Salalı ‘anberîn zülfün gül üzre tâze reyhânı Şiir: Salalı ‘anberîn zülfün gül üzre tâze reyhânı Perîşân gönlüm ol dâmun olubdur zâr u hayrânı Seher yüzün safâsından dem urdı ol safâdandur Cihân u cân kamu Rûşen zihî envâr-ı Rahmânî Gözün kanumı içdükçe sana efzûn olur mihrüm Ne efsûnlar kılur görgil sen ol câdû-yı fettânı Senün zülfün kemendinde gönül cân kurtaram sanur Ne olmaz fikre düşmişdür gör âhir bu perîşânı Saçun sevdâsıla binüm karanu gicemün hâli Mutavveldür ü bes müşkil nice şerh ideyim anı Nitekim şem’-i hicründe od ile su içindeyim ‘Aceb subha nite iltem bu gice ben bu buhrânı görenler Ahmedî yaşın idicek nevha hicründe Ne Nûh’ı zikr eylerler dahı ne mevc-i tûfânı Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün |
|
||||
|
Şair: Ahmedî Türü: gazel Başlık: Elüme bir kadeh sunarsa Dilşâd Şiir: Elüme bir kadeh sunarsa Dilşâd Gide başdan humârum ola dil şad Yıkuk gönlün yapılmak ister isen Uralum ‘îşe girü tâze bünyâd Nişe bir dem olalum bî-mey ü ney Bilürken ‘ömr k’olur ney bigi bâd Giceler itmişüz Sübbûha tesbîh Sabûha virelüm bir subh-dem dâd Ko evrâdı ki rahmet perdesinde İnildüdür eser iden ne evrâd İrem gülzârını yâd itme k’oldı Cemâlünle cihânu uş cennet-âbâd Ne cân kodı ne’akl u ne dil ü dîn Gözün efsûnı zî câdû-yı üstâd Yüzüni âyinede görmek içün Eridi ‘aşkınun odında pûlâd Gözünden Dicle akdı Ahmedî’nün Yıkalı gönli Bağdâd’ını Dilşâd Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün |
|
||||
|
Şair: Ahmedî Türü: gazel Başlık: Didüm yâra ki dudağunı emsem Şiir: Didüm yâra ki dudağunı emsem Didi dervîşe la’l olur mı em-sem Didüm kim dökmesün kanumı gamzen Didi kanun döker cânun alur hem Didüm ağzun ne güherdür bilinmez Didi cân râzıdur va’llâhu a’lem Perîşânam didüm zülfüne didi Perîşânlık degül sevdâyiye kem Didüm kim nesh ide mi hüsnüni hat Didi nesh olmaz âyet k’ola muhkem Didüm ağzun ile yüzün ne durur Didi şorgör şekerle gül durur hem Didüm zülfün neçün hamdur didi kim ‘Aceb midür benefşe kim ola ham Didüm kim hem-dem olsan Ahmedî’ye Didi yitmez mi derdüm ana hem-dem Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün |
|
||||
|
Şair: Ahmedî Türü: gazel Başlık: Egerçi Yûsuf-ı Mısrî kamu güzelden a’lâdur Şiir: Egerçi Yûsuf-ı Mısrî kamu güzelden a’lâdur Senün hüsnün bugün andan hezârân bin kez evlâdur Yanağun alını gör kim ne al itmiş durur hâlik Döker birbirinün kanın işigün katı gavgâdur Namâz u rûze vü tesbîh bana ‘aşkun durur şâhum Kaşun mihrâbına tapmak bugün zühd ile takvâdur Hatâdur dir ise zâhid benüm efgânuma gelsin Okusun hattı yüzünde yazılmış zî ki fetvâdur Vefâ ummağıla ‘ömrüm geçiser zâyi’ ey dilber Visâlünden bana hâsıl hemân zevk u temennâdur Cefâyı başdan aşurma senün başun içün rahm it Eger çi kim cefâ kılmak cemâl issine kaydadur Dilerdi Ahmedî cânâ seni avlaya halvetde Gönül eydür ana dek dur sana bu sayd-ı ‘ankâdur Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün |
|
||||
|
Şair: Ahmedî Türü: gazel Başlık: Saçun durur kamu cânlar belâsı Şiir: Saçun durur kamu cânlar belâsı Yalınuz ben degülem mübtelâsı Eger nefs ü v’eger ‘akl u dil ü cân Gözündür kamunun ‘ayn-ı ‘anâsı Küsûf ile zevâle irmeyeydi Yüzün nûrından olsa gün ziyâsı Gele cân kokusı gülden meşâma İrerse bâğa zülfünün hevâsı Seni görüb nice kızarmasun gül Yüzinde var durur âhir hayâsı Olaydı nergisün gözleri Rûşen Ayagun tozı olsa tûtiyâsı Gerek kim sabr ide derde ‘âşık Ki bî-şekk sabrdur ‘âşık devâsı Seni diyen koya varlığın elden Fenâdur ‘âşık olanun bekâsı İdicek Ahmedî yüzün gülin vasf Gerekmez bülbülün sâz ü nüvâsı Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün |
|
||||
|
Gülşehrî Hayatı: Doğum ve ölüm tarihi bilinmiyor. Türk diline bilinçli olarak önem vermiş bir şairdir. Türkçeyi Farsçadan üstün, Arapçaya eşit tutmuştur. En önemli eseri “Mantıku’t-tayr”dır. Sanat amacı güdülerek, tasavvufî yolsa kaleme alınmış olan bu eser, İran şairi şeyh Feridüddin-i Attar’ın aynı adlı eserinden tercümedir. Yalnız, tercüme sırasında çeşitli kaynaklara başvurulmuş, Mevlâna’nın “Mesnevî”sinden hikâyeler alınmış, ayrıca çağıyla ilgili bir çok ahlâkî sohbet ve şikâyetle genişletilmiş ve adeta yepyeni bir eser oluşturulmuştur. Gülşehrî’nin dili temiz, nazmı kusursuz üslûbu çekici ve akıcıdır. Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002. Şiirleri: Bahâr oldı vü bûstânlarda bülbül (gazel) |
|
||||
|
Şair: Gülşehrî Türü: gazel Başlık: Bahâr oldı vü bûstânlarda bülbül Şiir: Bahâr oldı vü bûstânlarda bülbül Kılur gül ‘aşkına feryâd u gulgul Bu ‘ömr ile çemende hîç inanma Ki bir haftadan artuk dirile gül Gülün ‘ömri azına gözüm ağla Yazun tîz geçdigine ağız aç gül Kime bir ‘afiyet geldi cihânda Kim ana irmedi yüz bin tezelzül Bu dünye ‘izzetine garre olan Delim tarta temennâ vü tezelzül Cihânun ârzûsı cânun almak Senün fikründe esbâb-ı tecemmül Çegâne ölüm anup eyde ten ten Karâbe ‘ömre gülüb kıla kâl kul Ola Gülşehrî gâfil kendüden kim Anun zikrinde kılmagıl tegâfül Bize kim gerekise cevr kılsın Bizüm teslîm geldi vü tecemmül Açıklama: vezni: mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün |
|
||||
|
Kadı Burhaneddin Hayatı: Asıl adı Burhaneddin Ahmed olan şair, 1344 yılında Kayseri’de doğmuştur. Kadı, vezir, atabey ve hükümdar olmuş bir Türk şairi ve âlimidir. Burhanneddin beş yaşındayken babasından derse başlayarak on dört yaşına kadar Türkçe, Arapça ve Farsçadan başka mantık ve hikmet gibi ilimleri de öğrenmiştir. On dört yaşında babasıyla Mısır’a gitmiş orada fıkıh, usûl, feraiz, hadis, tefsir ve tıp ilimlerini öğrenerek dört mezhebe vâkıf olmuştur. Ayrıca tabiiyat, riyaziyat ve ilâhiyatın usûl ve ilmini görmüştür. On dokuz yaşında hac görevini tamamlamış, yirmi bir yaşında babasının yerine Kayseri’de kadı olmuştur. 1381 yılında sultan olarak Sivas’ta tahta çıkmış, kendi adına hutbe okutmuş, sikke bastırmıştır. On sekiz yıl süren saltanatı fasılasız savaşlar içinde feci bir biçimde sona ermiştir. 1398 yılında Sivas’ta öldürülmüştür. Edebî Kişiliği Kadı Burhaneddin çok zekî, pek tedbirci ve basiretli, dikkate değer derecede iş bilen seçkin bir kadı, seçkin bir vezir, âlim, şair ve cesur bir hükümdardır. Üstün zekâsıyla devrin bütün bilgilerini elde etmiş, kılıç ve kalemi aynı beceri ile kullanmıştır. Harple uğraştığı zamanlarda bile ilimle uğraşmaktan uzak kalmamıştır. Arapça ve farsçayı şiir söyleyecek kadar iyi öğrenmiştir. Eserlerinde Azeri Türkçesinin bütün özellikleri bulunmasına rağmen dil ve tekniği kusurludur. Kendine özgü içten ve canlı bir üslûbu vardır. Siyasî ve ilmî şöhreti, şairliğini gölgelemiş olan Kadı Burhanneddin Azeri ve Osmanlı edebiyatlarının gelişiminde etkili olmamıştır. Eserleri: Dîvân, İksîrü’s-sa’adât fî Esrârü’l-ibâdât Kaynak: SOYSAL, M. Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, Ankara, 2002. Şiirleri: Hevâ ki şol senemün zülfini müşevveş ider (gazel) Dilberün işi ‘itâb u nâz olur (tuyuğ) Gönülüme ben dedim ki kandesin (gazel) Hakk ne yazmış ise ezelde bolur (tuyuğ) Ölmüş tenüme ‘aşkı anun rûh değül mi (gazel) |
|
||||
|
Şair: Kadı Burhaneddin Türü: gazel Başlık: Hevâ ki şol senemün zülfini müşevveş ider Şiir: Hevâ ki şol senemün zülfini müşevveş ider Kohusını irürür bu dimâğuma hoş ider Hevâsı varlığumun toprağın göğe savurur Ağzının suyı yürekde yüz bin âteş ider Eni ki zülfi keşişleri eyledi gönüle Cihânda ancılayın işi kankı ser-keş ider Bili kılı ne vücûdı ki saldı gîsûma Zihî kol yarar onı özine ohşaş ider Yüzünle gülşen içinde yanar gülün ciğeri Anunçün ana sabâ şeb-nemün suyın reş ider Sabâ hikâyet ider bülbüle cemâlünden Kaçan ki yırta yahasını gonca ol gaş ider Ne ki iderse gözün dil-firîb ider sanemâ Ne kılur ise saçun cümlesini dil-keş ider Açıklama: vezni: mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Divan Edebiyatı 19.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 22 | 04-05-2006 17:09 |
| Divan Edebiyatı 18.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 43 | 04-05-2006 16:44 |
| Divan Edebiyatı 16.yy - Anadolu | Hacker | Divan Edebiyatı | 55 | 04-05-2006 14:43 |
| Divan Edebiyatı 15.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 62 | 04-03-2006 18:15 |
| Divan Edebiyatı 13.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 13 | 04-03-2006 13:39 |
Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet