Abonem.COM Forumları  - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım  

Geri git   Abonem.COM Forumları - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Edebiyatı > Divan Edebiyatı
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:06
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Divan Edebiyatı 16.yy - Azeri


Fuzulî
Hayatı: Mehmed B. Süleyman, Fuzuli (Kerbelâ, 1480 - Kerbelâ, 1556)
Gerçek adı Mehmed B. Süleyman'dır. Kerbelâ'da doğdu, doğum yılı kesinlikle bilinmiyorsa da, kimi kaynaklara göre 1480 dolaylarındadır. 1556'da Kerbelâ'da öldü. Yaşamı, özellikle gençlik dönemi ve öğrenimi konusunda yeterli bilgi yoktur. Şiirde "Fuzûlî" adını, kendi şiirlerinin başkalarınınkilerle, başkalarının şiirlerinin de kendisininkilerle karşılaştırılması için aldığını, böyle bir takma adı kimsenin beğenmeyeceğini düşündüğünden kullandığını, Farsça Divan'ının girişinde açıklar. Ama "işe yaramayan", "gereksiz" gibi anlamlara gelen "fuzûlî" sözcüğünün başka bir anlamı da "erdem"dir. Onun bu iki karşıt anlamdan yararlanmak amacını güttüğünü ileri sürenler de vardır. Fuzûlî'nin yaşamı konusunda bilgi veren kaynaklar birbirini tutmamakta, genellikle söylenceyle gerçeği ayırma olanağı bulunmamaktadır. Onunla ilgili güvenilir bilgiler, yapıtlarının incelenmesinden, kimi şiirlerinin açıklanışından kaynaklanmaktadır. Bunlardan anlaşıldığına göre Fuzûlî iyi bir öğrenim görmüş, özellikle İslam bilimleri, tasavvuf, İran edebiyatı konularında çalışmalar yapmıştır. Şiirlerinde görülen kavramlardan simya, gökbilim konularıyla ilgilendiği, İslam ülkelerinde pek yaygın olan ve gelecekteki olayları bildirmeyi amaçlayan "gizli bilimler"le ilişkili bulunduğu anlaşılmaktadır. İslam bilimleri içinde hadis, fıkıh, tefsir ve kelam üzerinde durduğu, gene yapıtlarında yer alan kavramların incelenmesinden ortaya çıkmaktadır. Türkçe, Arapça, Farsça divanlarında bulunan şiirleri, bu üç dili de çok iyi kullandığını, onların bütün inceliklerini kavradığını göstermektedir. Yapıtları incelendiğinde İran şairlerinden Hâfız, Türk şairlerinden de Nesîmî, Nevâî ve Necati'yi izlediği, onların şiir anlayışını, duygu ve düşüncelerini benimsediği görülür.





İnanç bakımından Fuzûlî, Şii mezhebine bağlıdır. Oniki İmam'a karşı derin bir sevgisi vardır. Bütün yaşamını Kerbelâ'da, Şiiler'ce kutsal sayılan topraklar üzerinde geçirmesi, aşağı yukarı bütün şiirlerinde tasavvuftan kaynaklanan bir sevgiyi, bir üzüntüyü işlemesi, Kerbelâ olayıyla ilgili ağıtları, Şeriat'ın katılığına karşı çıkışı bu nedenlerdir. Ancak Hz.Ali'ye bağlılığı, Hz. Ali'nin tanrısal bir varlık olduğu görüşünü savunan ve İslam ülkelerinde Galiye (aşırılık) diye nitelenen inançla ilgili değildir. Ona göre Hz. Ali erdemli, gönül bilgisiyle dolu, olgun, yetkin bir kişidir ve Peygamber'den sonra imam (halife) olması gereken kimsedir. Bu görüşü benimsemeye, İslam ülkelerinde, mufaddıla (erdeme bağlı olma) denir. Fuzûlî de bu erdemden yana olanlar arasındadır. Ona göre Ali erdem bakımından, bütün halifelerden ve Peygamber'in yakınlarından (sahabe) üstündür. Bu konudaki inancını Hadîkatü's-Süedâ ("Mutluların Bahçesi") adlı yapıtında bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Türkçe ve Farsça divanlarında Ali ve onun soyundan gelen imamlara bağlılığını konu edinen birçok şiir vardır. Bir aralık Bağdat'ı ele geçiren İsmail Safevi'ye yazdığı övgünün kaynağı da bu sevgidir. Fuzûlî'nin, geçimini Kerbelâ, Necef ve Bağdat'ta bulunan Oniki İmam'la ilgili vakıfların gelirlerinden sağladığı Farsça Divan'ındaki Dürr-i sadef-i sıdk cenâb-ı mütevelli (Doğruluk sedefinin incisi yüce görevli) dizesiyle başlayan şiirden anlaşılmaktadır. Fuzûlî, yaşadığı dönemin geleneğine uyarak, Bağdat'ı ele geçiren Osmanlı padişahı Kanuni Süleyman'a ve Rüstem Paşa, Mehmed Paşa, İbrahim Bey, Cafer Bey gibi devlet büyüklerine övgüler yazmıştır.





Fuzûlî'nin bütün yaratıcı gücü, yaşam ve evren anlayışını, insanla ilgili düşüncelerini sergilediği şiirlerinde görülür. Ona göre şiirin özünü sevgi, temelini bilim oluşturur. "Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir" anlayışından yola çıkarak sevgiyi evrenin özünü kuran bir öğe diye anlar, bu nedenle "evrende ne varsa sevgidir, sevgi dışında kalan bilim bir dedikodudur" yargısına varır. Sevginin yanında, şiirin örgüsünü bütünlüğe kavuşturan ikinci öğe üzüntüdür, sevgiliye kavuşma özleminden, ondan ayrı kalıştan kaynaklanan üzüntü. Üzüntünün, ayrılık acısının, kavuşma özleminin odaklaştığı başlıca yapıtı Leylâ ile Mecnun 'dur. Burada seven insan, bütün varlığıyla kendini sevdiği kimseye adamıştır, ancak sevilen kimsede yoğunlaşan sevgi tanrısal varlığı erek edinmiş derin bir özlem niteliğindedir. Sevilen insan bir araç, onun varlığında görünüş alanına çıkan Tanrı, tek erektir. Fuzûlî, bu konuda Yeni-Platonculuk'tan beslenen tasavvufun insan-tanrı anlayışına bağlı kalarak, varlık birliği görüşünü işlemiştir. Ona göre gerçek varlık Tanrı'dır, bütün nesneler ve onları kuşatan evren Tanrı'nın bir görünüş alanıdır. Bu nedenle yaratılış, tanrısal varlığın görünüş alanına çıkışı, bir ışık (nûr) olan "Tanrı özü'nden dışa taşmasıdır (sudûr);






Zihî zâtın nihân u ol nihandan mâsivâ peydâ (Senin özün gizlidir, bu görünen evren o gizli özünden ver olmuştur) .






Fuzûlî'nin anlayışına göre insan "seven bir varlık"tır, bu sevgi Tanrı ile insan arasındaki bağın özünü oluşturur, ayrı insanın Tanrı'ya yaklaşmasını sağlar. Bu nedenle de yalnız insan sevebilir. Varlık türlerinin en yetkini, en olgunu olan insan Tanrı'nın gören gözü, konuşan dili, duyan kulağıdır. İnsanda Tanrı istenci dışında bir eylemi gerçekleştirme olanağı yoktur. İnsan biri gövde, öteki ruh olmak üzere iki ayrı özden kurulu bir varlıktır. Gövdenin toprak, yel (hava), od (ateş) ve su gibi dört oluşturucu öğesi vardır. Ruh ise tanrısaldır, gövdede, gene Tanrı buyruğuyla bir süre kaldıktan sonra, kaynağına, tanrısal evrene dönecektir, bu nedenle ölümsüzdür. İnsanın yeryüzünde yaşadığı sürece ruhunun kutsallığına yaraşır biçimde davranması, doğruluk, iyilik, erdem, güzellik gibi değerlerden ayrılmaması, özünü bilgiyle süslemesi gerekir. Fuzûlî, "maarif" adını verdiği gönül bilgisini kişinin özünü ışıklandırması için bir kaynak diye yorumlar, ey güzel zâtın maârif birle tezyîn edegör dizesiyle bu konudaki görüşünü açıklar. Onun ahlakla ilgili görüşlerinin temelini kuran doğruluk, iyilik ve erdem gibi üç öğedir. Bu üç öğenin karşıtı baskı (zulm), ikiyüzlülük (riyâ) ve bilgisizliktir (cehl). Selâm verdim rüşvet değildir deyu almadılar diye başlayan Şikayetnâme'sinde çağının yolsuzluklarını, ahlaka, İslam dininin özüne aykırı davranışları sergilenirken, Türkçe Divan'ında da "zalimin zulm ile akçe toplayıp yardım edermiş gibi başkalarına dağıttığını, oysa cennete rüşvetle girilmeyeceği" anlamındaki dizelere geniş yer verir. Ona göre bu yeryüzü bir alışveriş yeridir, herkes elindekini ortaya döker. Bilgiyi seven erdem ve beceriyi, dünyayı seven de altını, gümüşü sergiler:






Dehr bir bâzârdır her kim metâın arz eder
Ehl-i dünya sîm ü zer ehl-i hüner fazl u kemal






Fuzûlî, inanç konusunda da erdemin, doğruluğun, Kuran'ın özüne bağlı kalmanın gereğini savunur. Ona göre oruç, namaz, zekât gibi görevler gösteriş için değil, kişinin özünü kötülükten arındırmak, olgunlaştırmak içindir. Oysa içinde yaşanan çağın insanı İslam dininin temel ilkelerini bir çıkar aracı olarak kullanmakta, gerçeğinden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle İslam'ın özünden ayrılmak istemeyen bir kimsenin uygulaması gereken yöntem "namaz ehline uyma, onlar ile durma oturma" biçiminde özetlenebilir.





Fuzûlî'nin dili Azeri söyleyişidir, özellikle Nevâî ve Nesîmî'yi anımsatan bir nitelik taşır. Şiirde uyumu sağlayan öğe genellikle, sözcükler arasında ses benzerliğinden kaynaklanır. Aruz ölçüsüne uymayan Türkçe sözcüklerde görülen uzatma ve kısaltmalar Arapça ve Farsça sözcüklerle uyum içine girer. Dilde biri ses uyumu, öteki anlam olmak üzere iki temel öğe dizeler arasında, ses uyumuna dayanan bağlantıdır. Farsça'nın şiire daha yatkın bir dil olduğunu, Türkçe şiir söylemenin güçlüğünü ileri sürmesine karşılık, Türkçe şiirlerinde daha çok başarılı olmuştur. Hadikatü's-Süedâ adlı yapıtında şiir söylemeye pek elverişle olmayan Türkçe'yi başarıyla kullanacağını, bu dili güçlü, elverişli bir şiir durumuna getireceğini ileri süren Fuzûlî'de halk dilinde geçen sözcükler, deyimler, atasözleri önemli bir yer tutar. Kimi şiirlerinde Kuran ve Hadisler'den alıntılarla dizenin anlamı güçlendirilir.





Divan şiirinin bütün ölçülerini, biçimlerini kullanan Fuzûlî'nin yaratıcı gücü, düşünce derinliği, söyleyiş akıcılığı daha çok gazellerinde görülür. Kerbelâ olayıyla ilgili şiirlerinde üzüntüyü çok geniş boyutlar içinde ele alarak şiirinin bütününe yayar, inanan, seven insanı bir "acı çeken varlık" olarak gösterir. Bu tür şiirlerinde sevgi ve aşk birbirini bütünleyen iki öğe niteliğine bürünür. Leylâ ile Mecnun adlı yapıtında işlenen derin özlem, ayrılıktan duyulan acı ağıt özelliği taşıyan şiirlerinde ölüm karşısında duyulan derin sarsıntıya dönüşür.





Şiir, Fuzûlî için, düşünceleri, duyguları ortaya koymaya, insanı anlatmaya, kimi sorunları sergilemeye yarayan bir yaratıdır. Şiir, yalnız şiir olsun diye söylenmez, bir varlık görüşünü dile getirmeyi amaçlar. Şiiri oluşturan özlü ve anlamlı sözdür, söz ile kişi kendini ortaya koyar. Öte yandan söz bir yaratma öğesidir: Bû ne sırdır kim eder her lahza yoktan vâr söz . Söz, onu söyleyenle bağlantılıdır, onun bulunduğu bilgi ve duygu aşamasını, değer basamağını gösterir.





Artıran söz kadrini sıdk ile kadrin artırır
Kim ne mikdar olsa ehlin eyler ol mikdar söz





Dizelerinde sergilenen düşünceye göre sözün değerini artıran kendi değerini artırır, kişinin kendi neyse söylediği sözle açığa vurduğu da odur. Söz kişinin aynasıdır.





Fuzûlî, kendinden sonra gelen Türk Divan şairleri arasında Bâkî, Ruhî, Nâilâ, Neşâti, Nedim ve Şeyh Galib gibi sevgiyi şiirlerinin odağı durumuna getiren şairleri etkilemiştir. Öte yandan kimi Alevi ozanlarca da bir "inanç ulusu" olarak benimsenmiş, saygı görmüştür.


Fuzuli’nin Edebi Şahsiyeti


Türkçe, Arapça ve Farsça' nın geçerli olduğu bir coğrafyada yaşayan Fuzûlî, bu üç dil ile şiir yazacak kadar dili vukûfu ve şuûru olan bir şairdir. Gençlik yıllarında yazdığı aşk şiirlerinde, muhtemelen Türkçe' yi kullanan Fuzûlî, daha sonraları Farsça çoğunlukta olmak üzere Arapça ile de şiirler söyleyerek, yaşadığı edebî atmosferin bir aynası olmuştur.





Türkçe Divan'ının önsözünde şiir anlayışını ifade eden Fuzûlî, şiir gibi bir sanat şubesinin ilimsiz olmayacağının şuûruna vararak, İlimsiz şiir, esası yok duvar gibi olur ve esassız duvar gâyette bî-îtîbar olur diyerek aklî ve naklî ilimlerden olan hadis, tefsir, kelam, fıkıh gibi İslâmi ilimleri; mantık, hendese, astronomi ve tıp gibi aklî ilimleri öğrenmiştir.





Sanat ile ilmi bir arada kaynaştıran Fuzûlî, üç dili de bilmesine rağmen, Türkçe şiirlerinde, kolay anlaşılabilen ve devrinin ortalama insan zümrelerinin konuştuğu bir dil kullanmış; pek ağırlıklı Arapça ve Farsça unsurlar kullanmamıştır.





Fuzûlî'nin başta Ali Şir Nevaî ve Habibi gibi Türkçe yazan şairleri iyi bildiği, eserlerinden anlaşılmaktadır. O, Habibi'nin "dedim dedi" gazeline nazire yazmıştır. Hasan Çelebi 1586 yılında yazdığı tezkiresinde, Fuzûlî için "Nevâyî tarzında karîb bir üslûb-ı bedî ve semt-i garibi vardır" ifadesiyle, O'nun Ali Şir Nevaî şiiriyle olan münasebetine dikkat çeker.





Kânunî Sultan Süleyman'ın seferine katılan Hayâli ve Yahya Beyler ile de görüşen Fuzûlî'nin, Anadolu şiirinden etkilenmiş olması mümkündür; Necati Bey'in "gayrı" redifli şiirine yazdığı üç nazire de, bunun bir işaretidir.





Fuzûlî, Türkçe yazan şairlerden başka, Farsça yazan, Hâfız; Nizâmî ve Câmi gibi şairlerden de etkilenmiştir.





Fuzûlî' nin yaşadığı coğrafya, gerek İslâmiyet öncesi devirlerde ve İslâmiyet'in hakim olduğu devirlerde, devamlı, büyük kargaşanın yaşandığı ve bunun sonucu olarak, her karış toprağına kan ve hüzün sinmiş bir coğrafyadır. En büyük acı, Kerbelâ vak'asında Hz. Hüseyin'in şehit edilmesidir ki, İslâm tarihinin en trajik olayıdır. Bu ızdırap dolu iklimin çocuğu olan Fuzûlî'nin şiirlerinde ilk dikkat çeken tematik özellik, ızdıraba dayalı, lirik bir aşktır. Klasik Türk şiirinin kavuşma yerine ayrılık tema'sını idealize etmesi de, Fuzûlî'nin ızdırap anlayışıyla çıkmış ve böylece "muzdarip şair Fuzûlî" doğmuştur. Şiirlerindeki lirizmin temelinde evrensel bir beşeri özellik olan ızdırap yatan Fuzûlî, şiirlerinin fonuna tasavvufu yerleştirerek aşk ve mistisizm gibi iki erişilmezlik anlayışını birleştirmiştir. Fuzûlî'nin şiirlerindeki aşkın tasavvufi mi, beşeri mi olduğu tartışmaları, O'nun şiir anlayışının sınırlandırılması demektir.





Fuzûlî, gerçek insandaki evrensel duyguları, içinde bulunduğu toplum ile, en kısa yoldan paylaşmak üzere, tasavvufi sembolleri kullanmış; bu yolla ezeli ve ebedi olan aşkı anlatmıştır. O'nun şiirlerinde tasavvuf, Ahmet Yesevî, Seyyid Nesîmî, Niyazî-i Mısrî ve İbrahim Hakkı' nın şiirlerinde olduğu gibi esas amaç olmamıştır. Fuzûlî tasavvufi terimleri, beşeri özellikleriyle şiirleştirerek öğreticilik (didaktisizm) ten uzak durmuş, lirizme yaslanarak hissettiricilik peşinde koşmuştur.





Bu yüzden Fuzûlî'nin şiirlerinde bulunan tasavvufi ve beşeri hisler, O'nun aşkı ulvîleştirdiğinin göstergesidir.





Fuzûlî, yoğun bir lirizmle ifade ettiği şiirlerinde, aşkı uğruna her şeyini fedâ edebileceği bir insanî değer olarak görür ve bunu şöyle dile getirir:





Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil
(Ey gönül! Sevgili canını istemiş; vermemek olmaz!)





Fuzûlî, gene Leyla ile Mecnun'undaki bir başka beytinde, aşkı kemalinin, sevgili için can vermek olduğunu; bunu yapamayanların eksikliklerini itiraf etmeleri gerektiğini şöyle söyler:





Cânını cânâna vermektir kemâli âşıkın
Vermeyen cân i' tirâf etmek gerek noksânına





Fuzûlî, insanın en yüce hakkı olan yaşama hakkının karşısına sevgiliyi koyarak büyük bir gerilimi ortaya koyar. Esas özelliği ızdırap olan bu gerilim candan vazgeçmek, onu sevgili için feda etme anlayışı, Fuzûlî'nin şiirini âdetâ bir "can pazarı" na döndürmüştür. Bunun sonucu olarak Fuzûlî, sanki ölümü idealize etmiştir. İşte, bu "ölümü idealize ediş" in, Allah'ın cemaline mazhar olmanın beşerî planda ilk ve en acı merhalesi olası yüzünden, kimi araştırmacıların, Fuzûlî'nin şiirlerindeki aşkın ilahî aşk olduğunu ileri sürmelerine yol açmıştır. Kullandığı dilin atasözleri ve deyimler başta olmak üzere bütün inceliklerini şiirine aktaran Fuzûlî, evrensel duygular olan aşk ve ızdırabı da derinden derine yaşayan bir edebî şahsiyet olarak en zor ifade edilebilecek duyguları bile kolayca ifade ederek, özellikle manzum eserlerinde sehl-i mümteni örnekleri vermiştir. Gerek bir insan olarak ve gerekse bir şair olarak yaşadığı ve hissettiği her şeyi, son derece samimi bir şekilde ifade eden Fuzûlî, şiir tekniğinde de başarılıdır.Aruz kusurlarının ses özelliğinden bile istifade ederek, özellikle bir buçuk hece okutan medleri, birer çığlık haline dönüştürmüştür. Türkçe, duygu ve teknik uyumun sağlanmış olması yüzünden, Fuzûlî' nin şiirleriyle, şiir dili olma özelliği kazanmıştır.





Fuzûlî, Türk şiirinde, en fazla etkisi olan şairlerden biridir. Fuzûlî devrinde veya daha sonra yaşayıp da, ona nazire yazmayan şair azdır. Taşlıcalı Yahya Bey Fuzûlî'nin en çok okunan şiirlerinden biri olan Su Kasidesi" ne, Nâilî, "sakın" redifli gazeline, Nedim "Perişanındadır, yanındadır" gazeline nazireler yazmış, Bakî, meşhur "usanmaz mı - yanmaz mı", gazelini tahmiş etmiştir. Hasan Ali Yücel'in Fuzûlî divanına nazire olarak tertip ettiği divanı onun bire bir taklidi niteliğindedir. Fuzûlî'nin tesiri günümüzde de tesir etmekte olup, Şahin Uçar, "Şeydâ Divânı" adını verdiği eserinde, tamamen Fuzûlîyane bir söyleyişi tercih etmiştir.





Fuzûlî'nin edebi kişiliğinin bir başka yönü de mensur eserlerinde görülmektedir. Türkçe yazdığı ve Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehadetini anlattığı Hadîkatü's - Sü'edâ ( Saadete Ermişlerin Bahçesi )'- sında Fuzûlî, şiirlerine nazaran Arapça ve Farsça unsurlara daha çok yer vermişse de, pek uzun olmayan cümleleriyle, konuyu üsluba feda etmemiştir. Manzum - mensur karışık olan bu eserde, Fuzûlî, duygu yoğunluğunun arttığı yerlerde veya hikmet ifade etme ihtiyacı duyduğu kısımlarda kıt'alar ve beyitlerle anlatımına renklilik katmıştır. Klasik nesrin özelliği olan seciyi, bütün eseri boyunca kullanan Fuzûlî, Hz. Hüseyin'in şehadetini anlattığı kısımda, secilerden de istifade ederek, trajediyi şiirleştirmiştir.





Fuzûlî, zaman zaman bazı devlet yöneticilerine yazdığı mektuplarda da, dile olan hakimiyetini göstermiş ve böylece, Türk nesir dilinin gelişmesine de katkıda bulunmuştur. Bilhassa, Nişancı Celal-zade Mustafa Bey'e yazdığı ve "Şikâyet-nâme" adıyla bilinen mektubunda Fuzûlî, hem bir dil, hem bir hiciv ustası olduğunu göstermiştir.





Fuzûlî, mektuplarında da, secili nesir tekniğini tercih etmiştir.





Fuzûlî' nin edebî şahsiyeti hakkında, sonuç olarak şu söylenebilir: O, dili ustaca kullanarak, Türkçe ile kusursuz denebilecek şiirler söylemiştir. Fuzûlî' nin şiirlerinde aşk ve ızdırap iç içedir ve şiirlerin fonunda tasavvuf en belirgin özellikleriyle yer alır. Şiirlerinde samimi olması dolayısiyle, lirizmi yakalamış ve buna paralel bir üslup kullanarak, şiir sanatında kalıcılığı yakalamıştır. O, Farsça bir beytinde de ifade ettiği gibi, ülkelerin askerlerle değil, dil kılıcıyla fetheden bir şairdir.





Başlıca Eserleri

Türkçe Divanı (A.Gölpınarlı tarafından, 1948)
Leylâ ve Mecnun (Mesnevi, N.Halil Onan tarafından, 1956)
Hadikatü's-Suada (Saadete Ermişlerin Bahçesi - S.Güngör tarafından, 1955)
Beng ü Bade (Bilimsel baskı K.Edip Kürkçüoğlu tarafından, 1970)
Şikâyetnâme (Mektuplar)





Şiirleri:
Kaside Der Naat Hazreti Nebevi (Su Kasidesi) (Kaside)
Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni (Gazel)
Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab (Gazel)
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı (Gazel)
Serv-i âzâd kadinle bana yeksan görünür (Gazel)
Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir (Gazel)
Küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza (Gazel)
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı (Gazel)
Reng-i rûyundan dem urmuş sâgarı sahbâya bak (Gazel)
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar (Gazel)
Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var (Gazel)
Kerem kıl, kesme sâkıy, iltifatın bînevâlardan (Gazel)
Hüsnün oldukca füzûn ışk ehli artuk zâr olur (Gazel)
Hansı gülşen gülbüni serv-i hıramanunca var (Gazel)
Gerçi ey dil yâr içün yüz verdi yüz mihnet sana (Gazel)
Ey giyip gülgûn demâdem azm-i cevlân eyleyen (Gazel)
Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür (Gazel)
Dostum alem seninçün ger olur düşmen bana (Gazel)
Zülfü gibi ayagın koymaz öpem nigarın (Gazel)
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar (Gazel)
Ey musavvir yâr timsâline sûret vermedün (Gazel)
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn (Gazel)
Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever (Gazel)
Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp (Gazel)
Batalı kana ohun dîde-i giryân içre (Gazel)
Mürde cânım iltifâtundan bulur her dem hayât (Gazel)
Yâ Rab hemîşe et lutfunu reh-nümâ mana (Gazel)
İlm kesbiyle pâye-i rif’at (kıt'a)
Âşiyân-ı mürg-i dil zülf-i perîşânundadur (gazel)

Kaynak: [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]
  #2 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:10
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Kaside Der Naat Hazreti Nebevi (Su Kasidesi)


Şair: Fuzulî
Türü: Kaside
Başlık: Kaside Der Naat Hazreti Nebevi (Su Kasidesi)
Şiir:
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su

Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su

Suya versin bağ-ban gülzar-ı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin-gülzâre su

Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su

Ârızın yâdiyle nem-nâk olsa müjgânım n\'ola
Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su

Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ
Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su

İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
Susuzum bu sahrede benim\'çün âre su

Ben lebim müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâre su

Ravza-ı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş gâlibâol serv-i hoş reftâre su

Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su

Dest-bûsı arzûsiyle ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su

İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağının mîzacına gire kurtâre su

Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr\'e su

Seyyid-i nev\'i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ
Kim sepiptir mu\'cizâtı âteş-i eşrâre su

Kılmak için taze gül-zâr-i nübüvvet revnakın
Mu\'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su

Mu\'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim
Yetmiş andan bin bin âteş-hâne-i küffâre su

Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr\'e su

Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzu-ı için gül ruhsâre su

Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su

Zerre zerre hâk-i der-gâhına ister salar nûr
Dönmez ol der-gâhdan ger olsa pâre su

Zikr-i na\'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humar için içer mey-hâre su

Yâ Habîbâ\'llah yâ Hayr\'el-beşer müştâkınım
Eyle kim leb-teşneler yanıb diler hem vâre su

Sensin ol bahr-i kerâmet kim Şeb-i Mi\'rac\'da
Şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâre su

Çeşm-i hûr-şidden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi\'mâre su

Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dîl-i sûzânıma
Var ümîdim ebr-i ihsanın sepe ol nâre su

Yümn-i na\'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü\'lü-i şeh-vâre su

Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Hâb-i hasretten dökende dîde-i bîdâre su

Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su
  #3 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:11
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Şiir:
Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
Az eyleme inayetini ehl-i derden
Ya’ni ki çok belâlara kıl mübtelâ beni
Oldukça ben götürme belâdan irâdetim
Ben isterim belâyı çü ister belâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et mübtelâ beni
Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkin ola yetürmek sabâ beni
Nahvet kılıp nasîb Fuzûlî gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni
  #4 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:12
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab
Şiir:
Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab
Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab
Demâdem cevrlerdir çektiğim bî-rahm bütlerden
Bu kâfirler esiri bir müselmân olmasın yâ Rab
Görüp endîşe-i katlimde ol mâhı budur derdim
Ki ol endîşeden ol meh peşîmân olmasın yâ Rab
Çıkarmak etseler tenden çekip peygânın ol servin
Çıkan olsun dil-i mecrû peygân olmasın yâ Rab
Cefâ vü cevr ile mu’tâdım anlarsız nolur hâlim
Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasın yâ Rab
Demen kim adli yok yâ cevri çok her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasın yâ Rab
Fuzûlî buldu genc-i âfiyet meyhâne küncünde
Mübârek mülktür ol mülk vîrân olmasın yâ Rab
  #5 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:13
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Şiir:
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı
Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı
Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı
Yetti bî-kesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
Ne temettu’ bulunur bende sadâdan gayrı
  #6 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:14
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Serv-i âzâd kadinle bana yeksan görünür


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Serv-i âzâd kadinle bana yeksan görünür
Şiir:
Serv-i âzâd kadinle bana yeksan görünür
Neye ser-geşte olan baksa hırâman görünür
Can görünmez deseler tende inanmam nitekim
Lûtftan her nice baksam tenine can görünür
Derdim ahvâlimi cânâna kılam arz velî
Görebilmem özümü anda ki cânân görünür
Ne keman-dârsın ey meh ki atıp gamze okun
Yıktığın saydda ne zahm ne peygân görünür
Bir sanem zülfüne gûyâ ki veriptir gönlün
Ki Fuzuli’nin eyen hâli perişan görünür
  #7 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:15
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir
Şiir:
Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-i handânın içindir
Ser-geşteliğim kâkül –i müşkınin ucundan
Âşüfteliğim zülf-i perîşânın içindir
Bîmâr tenim nerkis-i mestin eleminden
Hûnin ciğerim lâ’l-i dür-efşânın içindir
Yaktım tenimi vasl günü şem’ tek ammâ
Bil kim bu tedârük şeb-i hicrânın içindir
Kurtarmağa yağmâ-yı gamından dil ü cânı
Sa’yim nazar-ı nerkis-i fettânın içindir
Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandır
Cân içre seni sakladığım ânın içindir
Vâiz bize dün dûzahı vasf etti Fuzûlî
Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir
  #8 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:16
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza
Şiir:
Küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza
Kâfir ağlar bizim ahvâl-i perîşânımıza
Seni görmek müteazzir görünür böyle ki eşk
Sana baktıkça dolar dîde-i giryânımıza
Cevr-i çok eyleme kim olmaya nâgeh tükene
Az edip cevr ü cefâlar kılasın cânımıza
Eksik olmaz gamımız bunca ki bizden gam alıp
Her gelen gamlı gider şâd gelip yanımıza
Gam-ı eyyâm Fuzûlî bize bîdâd etti
Gelmişiz acz ile dâd etmeğe sultânımıza
  #9 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:18
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Şiir:
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan muradım şem’i yanmaz mı
Kamu bâmarına cânan devâ-yı derd eder ihsan
Niçin kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-ı giryânım
Uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı
Gül-i ruhşârına karşu gözümden kanlı akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gamım pinhan dutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
  #10 (permalink)  
Alt 04-04-2006, 14:19
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Reng-i rûyundan dem urmuş sâgarı sahbâya bak


Şair: Fuzulî
Türü: Gazel
Başlık: Reng-i rûyundan dem urmuş sâgarı sahbâya bak
Şiir:
Reng-i rûyundan dem urmuş sâgarı sahbâya bak
Âftab ile kılur da’vî tutulmuş ayâ bak
Şem’ bâşından çıkarmış dûd-ı şevk-ı kâkülün
Böyle kûteh ömr ile başındaki sevdâya bak
Sînemi çâk eyle gör dil iztırâbın aşktan
Revzen aç her dem hevâdan mevc uran deryâya bak
Ey Fuzûlî her nice nâsıh seni men’ eylese
Bakma anın kavline bir çehre-i zîbaya bak
Konu Kapatılmıştır


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Divan Edebiyatı 19.yy Hacker Divan Edebiyatı 22 04-05-2006 18:09
Divan Edebiyatı 18.yy Hacker Divan Edebiyatı 43 04-05-2006 17:44
Divan Edebiyatı 15.yy Hacker Divan Edebiyatı 62 04-03-2006 19:15
Divan Edebiyatı 14.yy - Azeri Hacker Divan Edebiyatı 10 04-03-2006 15:21
Divan Edebiyatı 13.yy Hacker Divan Edebiyatı 13 04-03-2006 14:39


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:32 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Abonem.COM
Abonem Toplist

Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238