![]() |
|
||||
|
Şair: Cevrî Türü: gazel Başlık: Biz ki hâl-i dili bin derd ile izhâr iderüz Şiir: Biz ki hâl-i dili bin derd ile izhâr iderüz Gamzeni muztarib ü çeşmüni bîmâr iderüz Söyledürse bize efsâne-i dilden gamzen Çeşm-i mestâne-i pür-hâbunı bîdâr iderüz Çeşm-i mestünle olan zevkümüzi bildürsek Zühdi sâgar-be-kef-i kûçe-i hammâr iderüz Eylesek keş-me-keş-i turra-i pür-tâbunı yâd Aklı teb-lerze-i sevdâya giriftâr iderüz Neşve-i mesti-i câm-ı lebüni nakl itsek Aşkı hem-meşreb-i uşşâk-ı heves-kâr iderüz Bizi eylerse gubâr-ı hat-ı la'lün hayrân Cür'a-dân-ı kadehi mehzen-i esrâr iderüz Dil-i Cevrî gibi itsek heves-i bezm-i cünûn Bâdemüz hikmet ü sâkîmüzi hüş-yâr iderüz Açıklama: ''Anlamı'': 1- Biz, gönlün halini bin dert ile göstererek, gamzeni kederli, gözünü hasta ederiz. 2- Gamzen bize gönlün efsanesinden söz ettirirse, uykuyla dolu sarhoş gözünü uyutmayız. 3- Sarhoş gözünle olan zevkimizi bildirirsek, zahidi elde kadeh meyhanecinin sokağına (düşürürüz). 4- Kıvrım kıvrım kâkülünün çekişmesini (karışıklığını)anarsak; aklı sevda sıtmasının titremesine uğratırız. 5- Dudağının kadehinin (verdiği) sarhoşluğun neşesini anlatsak; aşkı, hevesli âşıkların rkadaşı yaparız. 6- Kırmızı (dudağının) tüylerinin tozu bizi hayran ederse, kadehin dibinde kalan şarap artıklarının döküldüğü kabı, sırların mahzeni yaparız. 7- Cevrî'nin gönlü gibi, delilik meclisine heves etsek, şarabımızı hikmet ve sakimizi de akıllı(bir kişi) yaparız. ''Vezni'': fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün |
|
||||
|
Fehîm Hayatı: Yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır. Fehîm-i Kadîm olarak da tanınır. Böyle tanınmasının nedeni bir yüzyıl sonra yaşamış olan Fehîm'le kanştırılmaması içindir. Küçük yaşında iken İran şiirine merak saran Fehîm, İranlı şair Şirazlı Urfî'yi beğenerek onun etkisinde kalmış, hatta şiirlerinde kendinden "Urfî-yi Rum" diye söz etmiştir. Tanzimat dönemi Divan şiiri yanlısı şairlerin gazel vadisinde en beğendikleri ve nazire yazdıkları iki şairden biri Fehîm, diğeri ise Nâ'ilî'dir. Eserleri: Dîvân,Şehr-engîz, Evliya Çelebi, Fehîm'in Figan-nâme adlı eserinin varlığından söz ederse de anılan eserin şairin divanında bulunan bir kasidesi olduğu sanılmaktadır. Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002. Şiirleri: Bir hayât için kazâ bilmem ne sâz eyler bana (gazel) |
|
||||
|
Şair: Fehîm Türü: gazel Başlık: Bir hayât için kazâ bilmem ne sâz eyler bana Şiir: Bir hayât için kazâ bilmem ne sâz eyler bana Ben şehîd-i gamzeyim Îsâ niyâz eyler bana Bî-tekellüf merhem-i halvet-serâ-yı gamzeyim Çeşm-i şûh-ı dilberân ifşâ-yı râz eyler bana Seng-i mi’yâr-ı cünûnum ben ki sarrâf-ı hıred Akl ile bin türlü vaz’-ı imtiyâz eyler bana Şâh-ı istiğnâ sipâhım ben Fehîmâ çerh-i dûn Havf ile bir türlü arz-ı dilnüvâz eyler bana Açıklama: vezni: fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün |
|
||||
|
Nailî Hayatı: 17. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Nâ'ilî, Nâ'ilî-i Kadîm diye de tanınır. Hayatı hakkında bilinenler azdır. İstanbullu'dur. Katiplik yapmış, ömrünün son yıllarını doğup büyüdüğü İstanbul'dan uzakta, sürgüne gönderildiği Edirne'de sıkıntı içinde geçirmiştir. Ölümünden kısa bir süre önce İstanbul'a dönen Nâ'ilî 1666 yılında İstanbul'da ölmüştür. Şiirlerinden, iyi yetişmiş, kültürlü, olgun bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Nâ'ilî, tasavvufun etkisinde kalmış, Halvetiye tarikatına girmiştir. Nâ'ilî 17. yüzyılın gazel ustalarındandır. Kendisinden söz eden bütün kaynaklar, onun şiirde yeni bir çığır açtığı görüşünde birleşirler. Nâ'ilî, Neşâtî'yle birlikte "Sebk-i Hindî"nin edebiyatımızdaki en başarılı temsilcisi olarak tanınır. "Sebk-i Hindî" şiirinde görülen anlam derinliği, hayal genişliği dilde yabancı kelime ve uzun tamlama kullanımı Nâ'ilî'nin şiirlerinin de başlıca özelliklerindendir. Ufak tefek, zayıf, hastalıklı bir insan olması, mesleğinde ilerleyememesi ve şairliğiyle kendisine rahat bir geçim sağlayamaması yüzünden şiirlerinde karamsar bir ruh hali sezilir. Karamsar duyguların, ıztırabın anlatımı belirttiğimiz bu nedenlerden dolayı kişiliğine uygun düştüğü gibi "Sebk-i Hindî"nin de başlıca özelliklerindendir. Nâ'ilî, ruhundaki bu kötümserliği, tasavvufun mistik huzuru içerisinde eriterek şiirlerinde vermeye çalışmıştır. Nâ'ilî'nin şiirlerine konu olan aşk, çoğunlukla ilahî aşktır. Sanatçı tasavvufu daha çok gazellerinde ve müseddeslerinde işlemiştir. Şiirlerinde ilahi aşkı işlemesi nedeniyle tasavvufa düşkünlüğü görülmekle birlikte Nâ'ilî, kendisinin de şiirlerinde belirttiğine göre dünyayla olan bağını kesememiş, dolayısıyla gerçek bir mutasavvıf olamamıştır. Nâ'ilî bu durumdan şiirlerinde yakınır. Daha sonraki yüzyıllarda da etkisini sürdüren Nâ'ilî, Tanzimat Dönemi'nde de divan edebiyatı geleneğini sürdüren Leskofçalı Galip, Yenişehirli Avnî ve Arif Hikmet üzerinde etkili olmuştur. Bilinen tek eseri Dîvân’ıdır. Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002. Şiirleri: Şarâb-ı nâb götürdükçe nîm-i hâb sana (gazel) Hevâ-yi aşka uyup kuy-ı yâre dek gideriz (gazel) Dil-i zârı haste kıldı ne yaman nezâredir bu (gazel) Hikmet ki derd-i aşkı îlâc-ı dil eylemiş (gazel) |
|
||||
|
Şair: Nailî Türü: gazel Başlık: Şarâb-ı nâb götürdükçe nîm-i hâb sana Şiir: Şarâb-ı nâb götürdükçe nîm-i hâb sana Tutar elinde kadeh mâh ü âftâb sana Cihanı etmeğe bir lahzada harâb sana Yeter o nergis-i mahmur ü nîm-i hâb sana Hazer gururdan ey âftâb-ı behçet kim Zaman ola gele her zerreden hicâb sana Yeter harâbi-yi rindâna bir nigeh sâkî Giran gelürse eğer câm-ı pür şarâb sana Düşerdi manzara-i çârtâk-ı nahvetten Bu hüsn ile nazar etseydi âftâb sana Nedir bu feyz-i sirayet ki sakiyâ vermiş Lebin şarâba letafet şarâb nâb sana Selâm-ı Nâili-yî zârdan mı incindin Nedendir ey ham-ı ebru bu Açıklama: Vezni: mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün |
|
||||
|
Şair: Nailî Türü: gazel Başlık: Hevâ-yi aşka uyup kuy-ı yâre dek gideriz Şiir: Hevâ-yi aşka uyup kuy-ı yâre dek gideriz Nesîm-i subha refîkız bahâra dek gideriz Pelâspâre-i rindi bedûş kâse be kef Zekât-ı mey verilir bir diyara dek gideriz Verip tezelzül-i Mansûr-ı sâk-ı arşa tamam Huda Hudâ diyerek pây-ı dârâ dek gideriz Ederse kand-i lebin, hâtır-ı mezâka hutûr Diyâr-ı Mısr'a değil Kandehâr’a dek gideriz Tarîk-i fâkta hemkefş olup Senâî’ye Cenâb-î külhâni-i Lâyhâr’e dek gideriz Felek girerse Kef-i Nâilî'ye dâmânın Seninle mahkeme-î gîrdgâre dek gideriz Açıklama: Vezni: mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün |
|
||||
|
Şair: Nailî Türü: gazel Başlık: Dil-i zârı haste kıldı ne yaman nezâredir bu Şiir: Dil-i zârı haste kıldı ne yaman nezâredir bu Şeb-i gemda koydu hâlin ne siyeh sitâredir bu Açılub gül-i terinden mey içerdi sâgaından Ele al ki hançerinden dil-i pare paredir bu O periyi âh-i şeb-gîr ede câmehâba teshîr Olunur mu lûtfu ta’bîr ne hoş istiharedir bu Felekâ dokuz sefînen gümeder habâbveş dil Hazer eyle cünbişinden yem-i bikenâredir bu Der imiş görüp ol âfet bu tahammülüm cefâya Dil-i Nâilî değildir kopa seng-i hâredir bu |
|
||||
|
Şair: Nailî Türü: gazel Başlık: Hikmet ki derd-i aşkı îlâc-ı dil eylemiş Şiir: Hikmet ki derd-i aşkı îlâc-ı dil eylemiş Kâfûr-u hüsnü şûle mizâc-ı dil eylemiş Sermâye-dâd-ı kâle-fürûşân-ı hüsn ü nâz Bâzâr-ı aşkı germ-i revâc-ı dil eylemiş Mînâdan olsa tâk ü revâkı aceb midir Gerdûn ki bunca kesr-i zücâc-ı dil eylemiş Reşk âgeh-i sun' cevherî-i kârgâh-ı aşk Ol dürr-ü pâki zîver-i tâc ü dil eylemiş Ey Nâilî fürûğdih-i âlem-i vücûd Kandîl-i âfitâbı sirâc-ı dil eylemiş Açıklama: vezni: mef’ûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâ’ilün Gazelin alındığı kaynak: (Dîvân-ı Nâilî, Bulak Matbaası, H.1253, sf: 49) |
|
||||
|
Nedîm-i Kadîm Hayatı: İsim benzerliği nedeniyle bir asır sonra yaşamış olan Lâle Devri'nin ünlü şairi Nedîm'le karıştırılmış, kimi şiirleri de Nedîm'e mal edilmiştir. Diğer Nedim'den ayırmak için Nedîm-i Kadîm adıyla tanınır. Lâle Devri şairi Nedîm Dîvânı’nın bir baskısını hazırlayan Halil Nihat Boztepe, divanın sonundaki lugatçenin "n" harfi altında Nedîm-i Kadîm'in Dîvânçe'sini de yayımlamıştır. Başka bir deyişle Dîvânı ile Divançe aynı eser içerisinde, bir arada bulunmaktadır. Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002. Şiirleri: Derdin nedir gönül, sana bir hâlet olmasın (gazel) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Divan Edebiyatı 19.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 22 | 04-05-2006 17:09 |
| Divan Edebiyatı 18.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 43 | 04-05-2006 16:44 |
| Divan Edebiyatı 16.yy - Anadolu | Hacker | Divan Edebiyatı | 55 | 04-05-2006 14:43 |
| Divan Edebiyatı 15.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 62 | 04-03-2006 18:15 |
| Divan Edebiyatı 13.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 13 | 04-03-2006 13:39 |
Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet