![]() |
|
||||
|
Tardiye Tardiye, muhammesin özel bir biçimidir. Muhammes aruzun her kalıbıyla vazıldığı hâlde tardiye mef’ûlü mefâ’ilün fa’ûlün kalıbıyla yazılır. Tardiyenin muhemmesten ayrılan ikinci özelliği de temel uyağın, bentlerin yalnız beşinci dizesinde olmasıdır. Her bendin ilk 4 dizesi de kendi arasında uyaklıdır. Uyak düzeni şöyledir ve başka biçimi yoktur : b b b b a — c c c c a — d d d d a — e e e e a... Tardiyeye, tard u rekîb de denir. Eski mesnevilerde şairler, yapıtı tezdüzelikten kurtarmak için, olayın kahramanlarının ağzından yer yer gazel, murabba gibi manzumeler söylerlerdi. Bunlara da tardiye denilmektedir. Türk edebiyatında tardiye pek az kullanılmıştır. Yalnız, Şeyh Galib tardiyeye özel bir değer vermiş ve Türk edebiyatının en güzel tardiyelerini yazmıştır. Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Tahmis Tahmisin sözlük anlamı "beşleme, beşli duruma getirme"dir. Bir gazelin beyitlerinin üstüne aynı ölçü ve uyakta üçer dize ekleyerek yazılmış muhammese denir. Uyak düzeni şöyledir: (eklenen dizeler siyah harflerle gösterilmiştir) : a a a a a — b b b b a — c c c c a — d d d d a — e e e e a ... Gazelde matla'dan sonraki beyitlerin birinci dizeleri serbest olduğu için, tahmis o dizenin uyağına göre yapılır. Eğer serbest dizenin son sözcüğü uyağa uygun gelmezse, ondan önceki sözcükle uyak düzenlenir, son sözcük de redif olarak kalır. Nailî-i Kadim'den aldığımız Örnekte üçüncü bent yukarıda anlatılan biçimdedir. Tahmiste en önemli nokta, eklenen dizelerin, gazelin beyitleriyle anlam ve güç bakımından kaynaşabilmiş olmasıdır. Yoksa eklenmiş dizeler sırıtır, birer yama gibi kalır ve tahmis başarılı sayılmaz. Gazelin makta' beytinde şair nasıl kendi mahlasını söylerse tahmis eden şair de son bentte mahlasını söyler. Tahmis genellikle gazelde yapılır. Fakat, kimi kasidelere de tahmis yazılmıştır Tahmis divan edebiyatında muhammesten daha çok rağbet görmüş bir biçimdir. Hemen hemen her şair, kendinden önceki ya da çağdaşı olan şairlerin birkaç gazelini tahmis etmiştir. Kendi gazelini tahmis ederek muhammes durumuna getiren şairler de vardır. Bu türlü tahmisler divanlarda "tahmîs-i gazel-i hod" başlığı altında verilmiştir. Eğer tahmis edilen gazel, musammat bir gazel ise tahmis de musammat olarak yapılır. Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Taştir Taştir, tahmisin başka bir biçimidir.Tahmiste gazelin her beytinin üstüne eklenen üç dize, taştirde beytlerin arasına konur. Taştirde de eklenen dizelerin gazelin ölçü ve uyağıyla uyuştuğu gibi beytin anlamıyla da kaynaşması gerekir. Taştire dizelerin iki yana ayrılmasından dolayı tahmis-i mutarraf ya da kısaca mutarraf da denir. Uyak düzeni şöyledir (Eklenen dizeler siyah harflerle gösterilmiştir) : a a a a a — b b b b a — c c c c a — d d d d a — e e e e a ... Tahmiste olduğu gibi, şair bir yerini getirerek son bentte mahlasını kullanır. Nedim, Nedim-i Kadim'in : Derdin nedir gönül sana bir halet olmasın Sad el-hazer ki sevdiğin ol âfet olmasın matla'lı gazeline yazdığı taştirde mahlasını çok zarif bir biçimde söyler: "Şâyed eser ede nefes-i âteşini hayf" Olmaz enindi âşıka zîrâ meta' vü keyf Hem-mahlasıım ki nazm ile etmişti sell-i seyf Bu mısra'ı benimçün okurmuş şitâ vü sayf "Söylen Nedîm-i zâr ile germ-ülfet olmasın" Kimi zaman taştir yazılırken, gazel beyitlerinin arasına 2 dize eklenir. Buna terbi’ de denir. Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
c. Altılılar Müseddes Bentleri 6 dize olan nazım biçimine müseddes denir. Uyak düzeni genellikle şöyle olur ki böyle müseddese, müseddes-i müzdevic denir: a a a a a a — b b b b b a —c c c c c a — d d d d d a ... Uyak düzeni şöyle olanlar da vardır: a a a a a a — b b b b c c — d d d d e e — f f f f g g... b b b b c a — d d d d c a — e e e e c a — f f f f c a ... Eğer, ilk bendin beş ve altıncı dizesi ya da yalnız altıncı dizesi öteki bentlerde yineleniyorsa, böylesine müseddes-i mütekerrir denir. Uyak düzeni şöyledir: a a a a a(n) a(n) — b b b b a(n) a(n) — c c c c a(n) a(n) — d d d d a(n) a(n).. müseddes, çeşitli konularda yazılır. Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Tesdis Tahmis gibidir, yalnız gazelin beyitleri üstüne 3 yerine aynı ölçü ve uyakta 4 dize eklenerek yazılan nazmı biçimine denir. Az kullanılmıştır. Uyak düzeni şöyledir (Eklenen dizeler siyah harflerle gösterilmiştir): a a a a a a — b b b b b a — c c c c c a — d d d d d a ... Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Müsemmen Bentlerinin dize sayısı 8 olan nazım biçimidir. Uyak düzeni şöyledir: a a a a a a a a — b b b b b b b a — c c c c c c c a — d d d d d d d a ... Uyak düzeni aşağıdaki biçimde olanlar da vardır: a a a a a a b b — c c c c c c d d — e e e e e e f f — g g g g g h h h ... Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Nazîre Bir sairin şiirine başka bir sairce aynı ölçü, uyak ve redifte yazılan benzerine denir. Divân şairlerince bir şairin şiirini tanzîr etmek ona karşı bir saygı duyulduğunu ve onun şiirinin ve üslûbunun beğenildiğini anlatmak içindir. Bundan dolayı divan edebiyatında nazirelerin önemli bir yeri vardır. Divan edebiyatı ürünleri arasında bu amaçla düzenlenmiş pek çok nazire mecmuaları vardır. Nazirenin, asıl şiirin bir taklidi olmaması ve en az onun kadar güzel olması gerekir. Durum böyle iken, divân şairleri nazîreciliği bir biçim benzeyişi düzeyinden ileri götürememişlerdir. örneğin, Fuzulî yolunda şiirler yazan Kâzım Paşa, onun birçok gazeline nazîre yazmışsa da, Fuzulî'deki ruh ve sanat onda olmadığı için kuru bir taklitten ileri gidememiştir. Yine Nedim'i izleyen İzzet Ali Paşa da, Nedim'deki şuh üslûbu taklit etmişse de başarılı olamamıştır. Halbuki nazirede asıl amaç, şairin kendi özelliğini ve sanatçı kişiliğini göstermesidir. Nedim, Fuzulî'nin âşıkane bir gazeline, kendi sanatçı kişiliğine uyan şuh ve nükteli bir üslûpla yazdığı nazireyle bu yolun en güzel örneğini vermiştir: Fuzulî’nin gazeli Hayret ey büt suretin gördükte lâl eyler meni Sûret-i hâlim gören suret hayâl eyler meni Mihr satmazsın mana rahm eylemezsin munca kim Saye tek sevdâ-yı zülfün pây-mâl eyler meni Za'f-ı tâli’ mâni-i tevfîk olur her nice kim İltifatın ârzû-mend-i visâl eyler meni Men gedâ sen şahâ yâr olmak yok amma n’eyleyem Ârzû ser-geşte-i fikr-i muhâl eyler meni Tîr-i gamzen atma kim bağrım deler kanım döker Akd-ı zülfün açma kim âşüfte-hâl eyler meni Dehr vakf etmiş meni nev-res civanlar aşkına Her yeten meh-veş esiri hatt u hâl eyler meni Ey Fuzûlî kılmazam terk-i tarîk-ı aşk kim Bu fazilet dâhil-i ehl-i kemâl eyler meni Nedim'in naziresi Bûs-d la'lin şöyle sîr-âb-a zülâl eyler beni Kim güren âb-ı hayât içmiş hayâl eyler beni Şâire söz bulmağa minnet yok amma n’eyleyim Âh kim hayret seni gördükçe lâl eyler beni Sevdiğim câm-ı meye hacet nedir la'l-i lebin Bir şeker-handeyle mest-i bî-mecâl eyler beni Bağda zülf ü ruhun andıkça bu kimdir deyü Sümbül ü gül biribirinden suâl eyler beni Nükhet-i zülfünle geldikçe nesîm-i nev-bahâr Turra-i sünbül-sıfat âşüfte-hâl eyler beni Nâ-tüvânım şöyle çeşmin hasretinden kim gehî Sâye-i müjgân-ı âhû pây-mâl eyler beni Gerdişin gördükçe sâkî-i mülâyim-meşrebin "Arzu ser-geşte-i fikr-i muhal eyler beni” Hasret-i çeşminle ben hâk-i siyah olsam dahi Baht âhir sürme-i çeşm-i gazâl eyler beni Güldürür yâ ağlatır yâ kıtf eder yâhud itâb Hâsılı neylerse ol ruhsâr-ı âl eyler beni Arz-ı hâlim çok efendim hâk-d pây-i devlete Lutfun amma bî-niyâz-ı arz-ı hâl eyler beni Ben kulun lâyık değildir vaslına amma yine İltifatın ârzû-anend-i visal eyler beni Gûyyâ bilmez efendim bende-i dîrînesin Kim Nedîmâ bu mudur deyü suâl eyler beni Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Tehzil Ünlü bir şiire aynı ölçü ve uyakta şaka ve alay yollu yazılmış nazîredir. Buna hezl de denir. Şair bu yolla ya bir konuya mizahî bir nitelik verir ya da ciddî şiirleri mizahî bir duruma sokar. Ancak bunun bayağılıktan uzak, zarif olması gerekir. Divan edebiyatında Mürekkepçi Havayî ve Sürûrî hezliyâtlarıyla tanınmıştır. 17. yüzyıl şairlerinden Güftî'nin 86 şairi tehzil eden Teşrifatü'ş-Şu'arâ adlı manzum bir tezkiresi vardır. Yeni Türk edebiyatında tehzilleriyle ün kazanmış şairler Fazıl Ahmet Aykaç ve Halil Nihat Boztepe'dir. Orhan Seyfi Orhon'un Fuzulî'nin ünlü Su Kasidesine yazdığı tehzil : Saçma ey Terkos gölünden tozlanan yollara su Kim bu denlü tozlanan yollara kılmaz çâre su Ab-ı lutfun çeşme-i vaslında ancak katredir Çıkmıyor bir türlü zîrâ istenen mikdâra su Kimseler bilmez hakîkî menba'ın mâhiyyetin Gerçi bir çok ism alıp gelmektedir bâzâra su Rahmet-i ilhama dâim muntazır Yahya Kemal Bâğ-bân-ı tab'ı vermez yılda bir eş'âra Gâlibâ beynel-milel bir hayra vakfetsin diye Lutf-ı tâli' bahş kılmıştır Celâl Muhtar'a su Tamtakır bak cümle sarnıçlar susuz kalmış Âda Vermemek caiz midir hiç böyle bir gül-zâra su Kıldı Îsâ akıbet âb-ı hayât-ı lutfunu Etse lâyıktır teşekkür Lütf-i Kırdar'a su Halkı sîr-âb eyleyen ihsân-ı bî-pâyânıdır Katre yokken çeşmelerden fışkırır hem-vârâ su Anladık eksik kalan nakdîne-i himmet imiş Bağlıdır ancak sanırdık dirhem ü dînâra su Suya dâir nutkunun âb-ı revandan farkı yok Âşık olmuş gûyiyâ ol zât-ı hos-güftârâ su Bir benim yalnız susuz kalmış bu bezm-i nûşda Yârdan su istesem mutlak sunar ağyara su İçmemiştir n’eylesin şampanya ya şerbet değil Sâki-i bahtın elinden Seyfi-i bî-çâre su Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Tazmin Bir dize ya da beytin başka bir şairce herhangi bir nazım biçiminde tamamlanmasına ve böylece yazılan şiire tazmin denir. Bir dize ve beyit, bir kaside ve gazel içinde de tazmin edilebilir. Nedim, Sadrazam Şehit Ali Paşa için yazdığı "üstüne" redifli kasidede Rasih'in bir gazelinin matla'mı tazmîn ederek bir tegazzül meydana getirmiştir : Rasih'in bu matla'ın tazmîn edip sâkî-yi kilk Nukl sundu çektiğim sahbâ-yı irfan üstüne "Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne "Urma zahm-ı sineme peykân peykân üstüne" Nergisi gül-gûn beyazın sanma sürh etmiş remed Gamze-i zâlim yine kan eylemiş kan üstüne Tîğ-ı âteş-renge arz etmiş dil-i mecrûhunu Müjdeler ey can be-kef nâr indi kurban üstüne Sünbül-istân-ı hatın fikriyle her şeb-tâ-seher Göz döner bin kerre bir hâb-ı perişan üstüne Kişver-i hüsne aceb âşûblar düşmüş yine Çekmiş ebrû hançerin ber-geşte müjgân üstüne Halveti sâfî-zamîran hâne-i âyînedir Sıklet olmaz gelse de mihmân mihmân üstüne Tarf-ı hatta turrası bir ukde peydâ eylemiş Gûyyâ sah çekmiş âsaf pençe ferman üstüne Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Knigt online şiiri | freem@n | Komik Şeyler \ Joke's Corner | 0 | 12-16-2006 00:12 |
| Divan Şiiri Nazım Türü | Hacker | Divan Edebiyatı | 6 | 04-06-2006 15:15 |
| Divan Edebiyatı 18.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 43 | 04-05-2006 17:44 |
| Aşk Şiiri :D:D ( Abi Bu Kaçmaz Süper ) | last_blow | Komik Şeyler \ Joke's Corner | 0 | 02-05-2006 19:00 |
| Asrın aSk şiiri | aykIrI | Komik Şeyler \ Joke's Corner | 2 | 12-02-2005 21:42 |
Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet