![]() |
|
||||
|
Tevhid ve Münacât Tanrı'nın birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid, Tanrı'ya karşı yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacât denir. Tevhid ve münacât kutsal bir konu olduğundan divanların en başında yer alır. Tevhid ve münacâtlar genellikle kaside biçimiyle yazılır. Bu konular için öteki nazım biçimleri de kullanılmıştır. Divan edebiyatında en tanınmış tevhid Nabî'nindir. Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Mersiye Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için yazılan şiirlere denir. Divan, edebiyatında mersiyelerin terkîb-i bend biçimiyle yazılması bir gelenek haline gelmiştir. Tercî'-i bend Biçimiyle yazılmış mersiyeler de vardır. Kimi şairler, Kerbela olayını ele alarak, Hz. Hüseyin için de mersiyeler yazmışlardır. Bunların içinde en tanınmışları Fuzulî'nin ve Kâzım Paşa'nındır. Kâzım Paşa’nın mersiyesi: Zâlimler el urup hep şemşîr-i can-rübâya Kasd ettiter serâpâ evlâd-ı Mustafâ'ya Devrân olup müsâid ol kavm-i bî-hayâya İsal olundu bî-dâd ser-hadd-i intihaya Kimler eder tahammül yâ Rab bu ibtilâya Âmâc edip vücudun bin nâvek-d kazaya Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya Cibril var haber ver sultân-ı enbiyâya Cûş eyleyip belâya mânend-i mevc-i tûfân Keştî-i eftl-i beyti ikildi şikest ü viran Maktul olup ser-â-ser ashâb-ı âl-i zî-şân Yek-tâ-rev oldu ol men çim âfitâb-ı rahşân Her yandan etti savlet hınzîr veş Yezîdân Ser-tâ-be-pâ vücudun zahm eyleyip kızıl kan Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya Cibril var haber ver sultân-ı enbiyâya Ashâb u âlînin hep kibarı vü sıgârı Bir bir kılıp önünde azm-i huzûr-ı Bârî Dil teng edip susuzluk tâ arşe oldu sârî Ezvâc-ı tâhirâtın feryâd-ı bî-karârı Her yüzden etti tazyik a'dâ o şehriyârı Ahir çıkıp elinden dâmân-ı ihtiyarı Düştü Hüseyin atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya Cibril var haber ver sultân-ı enbiyâya Yârân olup ser-â-pâ mest-i mey-i şehâdet Meydanda kaldı tenhâ ol mihr-i evc-i hacet Bu hâl olup adûya ser-mâye-i cesaret Etrafın aldı birden ol kavm-i pür-dalâlet Yetmiş iki yerinden mecruh olup nihayet Bundan ziyâde harbe Hak vermeyip icazet Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya Cibrîl var haber ver sultân-ı enbiyâya Ol şâh-ı din-penâhı tenhâ görünce düşman Etti hücum u savlet şiddetle her taraftan Bir hâle vardı âhir zahm-ı hadengd âhen Mânend-i kasr-ı cennet cisminde oldu rûşen Envâ'-ı yârelerden her canibinde revzen Kâzım olup nihayet bî-tâb harb ederken Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya Cibrîl var haber ver sultân-ı enbiyâya (Kâzım Paşa) Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Medhiye Bir kimseyi övmek için yazılan şiirlere medhiye denir. İki türlüdür: Birincisi padişah, vezir, şeyhülislam gibi yaşayan devlet büyükleri için yazılır, ikincisi dört halife ve başka din ve tarikat ululan için yazılanlardır. Dört halife için yazılan medhiyelere medh-i çihâr-yâr-ı güzîn denir. Medhiyeler genellikle kaside biçimiyle yazılır. Öteki nazım biçimleriyle de yazılmıştır Divan edebiyatında en çok işlenmiş konudur. Aşağıdaki medhiye, XVII. yüzyıl bilginlerinden ve Mesnevi'nin en iyi şerhini yaptığından dolayı Hazret-i Şârih sıfatıyla anılan İsmail-i Ankaravî için yazılmış müseddes-i mütekerrir biçiminde bir medhiyedir: Müseddes Der-Vasf-ı Hazret-i Şârih Dede Efendi Ey şeyh-i şüyûh-ı sırr-ı min-Allâh için olsun Sânında olan himmet-i her-gâh için olsun Hâkim nazar et pîr-i felek-câh için olsun Mahrum koma mahrem et ol şâh için olsun Yâ Hazret-i Şârih meded Allâh için olsun Şerh eyle benim sadrımı bir âh için olsun Sen şârih-i Kur'ân-ı hakikatsin efendim Sen fâtih-i genc-i ahadiyyetsin efendim Sen vâris-i sultân-ı risâletsin efendim Sen sırr-ı elem neşraha âyetsin efendim Yâ Hazret-i Şârih meded Allâh için olsun Şerh eyle benim sadrımı bir âh için olsun Tahkîkına hayran bütün kümmel-i ervah Levha asılır yazdığın âsâr olup elvâh Miftâh-ı beyânınla açılır der-i fettâh Ma'nâda bütün senden alır dersini şürrâh Yâ Hazret-i Şârih meded Allâh için olsun Şerh eyle benim sadrımı bir âh için olsun İsmail olup ism-i şerifin Çeh-i zemzem Hâmenden akar şerh olıcak beyt-i mükerrem Ey kıble-i âlem sana muhtâcdır âdem Kim bile nedir alleme'l-esmâ kıdem ü dem Yâ Hazret-i Şârih meded Allah için olsun Şerh eyle benim sadrımı bir âh için olsun Geldi sana Esrar velî hâli diğer-gûn Aldattı anı nefs ü hevâ eyledi meftûn Mahcûb gözü gönlü eli boş talebi dûn Cibril gibi şerh-i sadır destine merhûn Yâ Hazret-d Şârih meded Allah için olsun Şerh eyle benim sadrımı bir âh için olsun (Esrar Dede) Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Hicviye Bir kimseyi yermek amacıyla yazılan şiirlere hicviye denir. Divan edebiyatında mehdiyelerde olduğu gibi, hicviyelerde de abartılı bir üslûp kullanılır. Hicvedilen kişi, kişiliğinin gerçek yönleriyle ilgisi olmayan yergi ve sövgülerle yerin dibine batırılır. Divan Edebiyatında Nef'î hicviyeleriyle tanınmıştır, örnek: Gürcü Mehmet Paşa hakkında hicviye Gürc-i hınzîr a samsun-ı muazzam a köpek Kandasın kanda nigeh-bânî-yi âlem a köpek Vây ol devlete kim ola mürebbîsi anın Bir senin gibi denî cehl-i mücessem a köpek Ne güne kaldı meded Devlet-i Âl-i Osman Hey yazık hey ne musibet bu ne matem a köpek Ne ihanettir o sadra bu zamanda andan Olmaya sahibi bir âsaf-ı ekrem a köpek Pây-mâl eylediniz saltanatın ırzını hep Yok yere oldu telef ol kadar âdem a köpek Sen kadar düşmen-i devlet mi olur hınzır Ne durur saltanatın sahibi bilmem a köpek Add olunsa eğer esbâb-ı nizâm-ı devlet Seni katl eylemedir cümleden akdem a köpek Ehl-i dil düşmeni din yoksulu bir mel'unsun Öldürürlerse eğer cân-be-cehennem a köpek Sende İslâm eseri olsa eğer zerre kadar Eylemezdin Alaman-zâdeyi hem-dem a köpek Bu kadar cürm ile sen sağ olasın da yine ben Vâcibü'l-katl olam ey bahtek-i azlem a köpek Hele bu hükme gâvur kadısı olmaz râzî Kanda kaldı ki müselmân-ı müsellem a köpek Seni hicv etmek ile katle neden istihkak Sen nesin bilmem eyâ kâfir-i mübhem a köpek Sana şetm eylemek olursa eğer katle sebeb Katl-i âm eyle heman durma dem-â-dem a köpek Bî-güneh katle rızâ var mı şerîatte sor â Gör ne der hazret-i müfti-i mükerrem a köpek Tutalım müfti sükût eylese hak söylemede Yok mu bir dâd-ger ü a'del ü ahkem a köpek Hak götürdü arabı gitti hele dünyâdan Kim götürse akabince seni bilsem a köpek File nâ-çâr meğer yükledeler tâbutun Çekemez cîfe-i murdarını âdem a köpek Filler de çekemezse ne aceb iaşeni kim Var mı bir sencileyin dîv-i mücessem a köpek Çâk çâk etmiş iken tîğ-i zebanımla seni Kanda buldun bu kadar yâreye merhem a köpek Ki ferâmûş edip ol mertebe zahmın acısın Kudurup yine ısırdın beni muhkem a köpek Sonra duydum seni ol fahişe kişkirdiğini Hak belâsın vere ol fahişeye hem a köpek Ondan a'lâ bilir olmazdı benim kadrimi hiç Yalınız ben demezem der bunu âlem a köpek Garazım cehlini tahkîktir anın yohsa Sen kadar har olayım kendim öğersem a köpek Sana nisbetle har-ender-har iken Veysî'ye Yaraşır dense har-ı Îsî-i Meryem a köpek Sen kadar har da olur mu acaba dünyâda Harsın amma har-ı Deccâl ile tev'em a köpek Kâfirim ger seni hicv ettiğime nâdim isem Hak huzurunda ya senden utanursam a köpek Her ki bâ-mâ bi-sitîzed be-hudâ istîzed Hak elimde ne kadar çerb çalarsam a köpek İ 'tikâdımca gaza eyledim inşâ-Allâh Hak sözü söylemeden hîç usanmam a köpek Men ne anem iki zebûnî-keşem ez-çarh-ı felek Feleği hicv ederim cevrini görsem a köpek Haşre dek sağ kalursam da sana şetm ederim Hak sözü söylemeden hîç usanmam a köpek Hâtır-ı devlet için yâ talebi cennet için Terk olur mu bu kadar ma'ni-i mülhem a köpek Beni incitmeyiceksen yine bu hicvi cedîd Olmamıştı dahi va'llâhi musammem a köpek Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
|
||||
|
Fahriye Şairlerin kendilerini övmek için yazdıkları şiirlere fahriye denir. Her ne kadar insanın kendisini övmesi hoş karşılanan bir davranış olmasa da divan şairleri bu fahriyelerinde sanatkârane bir gururla şiiri ve şairliği övmüşlerdir. Divan edebiyatında Nef’î fahriyeleriyle tanınmıştır. Fahriyeler, genellikle kasideler içinde bir bölüm olarak bulunur. Bunun dışında ayrı bir nazım biçimiyle ya da bir gazelin makta' beytinde şair fahriye söyleyebilir. Nef’î’nin gazel biçiminde yazdığı fahriyeye örnek: Tûtî-yi mu’cize-gûyem ne desem lâf değil Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil Yine endişe bilir kadr-i dür-i güftârım Rüzgâr ise denî dehr ise sarraf değil Girdi miftâh-ı der-i genc-i maânî elime Âleme bezl-i güher eylesem itlâf değil Levh-i Mahfûz-ı sühandır dil-i pâk-i Nef’î Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000. |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Knigt online şiiri | freem@n | Komik Şeyler \ Joke's Corner | 0 | 12-15-2006 23:12 |
| Divan Şiiri Nazım Şekli | Hacker | Divan Edebiyatı | 20 | 04-06-2006 14:05 |
| Divan Edebiyatı 18.yy | Hacker | Divan Edebiyatı | 43 | 04-05-2006 16:44 |
| Aşk Şiiri :D:D ( Abi Bu Kaçmaz Süper ) | last_blow | Komik Şeyler \ Joke's Corner | 0 | 02-05-2006 18:00 |
| Asrın aSk şiiri | aykIrI | Komik Şeyler \ Joke's Corner | 2 | 12-02-2005 20:42 |
Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet