Abonem.COM Forumları  - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım  

Geri git   Abonem.COM Forumları - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım > Kültür & Sanat \ Culter & Art > Genel > Edebiyat
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Edebiyat Edebiyat alanindaki gelismeleri buradan takip edebilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-22-2007, 08:54
Julio_Iglesias - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Sahibi | Forum Genel Yöneticisi | Administrator ||||| ~ O Şimdi Asker ~ 1988/2 ~ |||||
 
Üyelik tarihi: Jan 2005
Nerden: Denizli
Yaş: 21
Mesajlar: 7.635
Tecrübe Puanı: 3756
Julio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site Yöneticisi
Julio_Iglesias - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Erdal İnönü Türkiye’nin ilk araştırmacılarını yazdı


Erdal İnönü Türkiye’nin ilk araştırmacılarını yazdı


Erdal İnönü ve Osman Bahadır’ın birlikte hazırladığı ‘Türkiye’de Temel Bilimlerde İlk Araştırmacılar’ kitabı çıktı.



İSTANBUL - Erdal İnönü’yle cumhurbaşkanlığı seçimlerinden, nükleer enerjiye değin pek çok konuda söyleştik. Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığına sıcak bakmayan İnönü, “İyimser olmak istiyorum ama durumun ciddiliğini de görüyorum. Türkiye, kendi kendine gelişmesini yavaşlatacak bir yol seçmemeli” dedi.

Kitabınızın konu edindiği 1933 reformu öncesindeki araştırma ortamıyla ilgili ilginç noktaları bizimle paylaşır mısınız?
Osman Bahadır da bir bilim tarihçisidir. Kitabı onunla birlikte yazdık. Bu kitapta göstermek istediğimiz şu sorunun yanıtıydı: “1933 reformundan önce Türkiye’de araştırma yapan insanlar yok muydu?” Vardı. Tek tük deriz bunlara. İşte bu tek tükleri toplayıp 35 kişi olduğunu gördük.



Aralarında birçok ilginç insan var. Bazıları Almanya’ya doktora yapmaya gitmiş, doktora yapmış fakat Türkiye’ye döndükten sonra bir daha araştırma yapmamış. Çünkü o zaman üniversitelerde araştırma falan yok. Araştırma için ortam yok. Başka işlerle uğraşmışlar. Buna karşın bazıları da devam etmiş. Ünlü fizikçi Kerim Erim gibi. Almanya’da doktora yaptıktan sonra üniversiteye devam etmiş. Başka ilginç bir insan zoolog Ali Vehbi Türküstün. Kuşlar ve hayvanlar üzerinde ilk yayınları yapan insan. 17-18 araştırması var. Onları yayınlamış. Araştırma deyince onları yayınlamak önemlidir.
Kitabımızın bir kaynak kitap olarak faydalı olacağını umuyorum.

Kitabınızdaki bilgilerden, ülkemizdeki ilk araştırmaların jeoloji ve matematik alanında olduğunu öğreniyoruz...
Evet.

Bir çelişki var sanıyorum. Türkiye’nin deprem kuşağında olduğumuz gerçeğini anlamamız için 1999 Marmara depremini yaşamamız gerekti. Demirel depremden sonra ‘altımız çürük’ diye açıklama yapmıştı. Bilimle, toplum ve yöneticiler arasında kopukluk ne düzeyde?
İşte 1933 reformundan sonra düzeltilmeye çalışılan durum buydu. Araştırmaların eğitim politikasının esaslı bir parçası olarak algılanması ve onun tabii yavaş yavaş kamuoyuna yansıması. Reformla üniversiteye bu anlayış geldi ama kamuoyuna hala yeni yeni geliyor. Bu söylediğiniz deprem herkesi korkuttuğu için birdenbire jeolojinin değeri anlaşıldı. Ve ondan sonra jeologlarımız ortaya çıkıp konuşmalar yaptılar vatandaşlar da bunun değerini gördüler. Bizde ilk araştırmayı yapan bir jeologdur; Macarlı Abdullah.

Macarlı Abdullah’la ilgili şöyle ilginç bir not da var kitabınızda. 1867’de Paris’te Kızılhaç Sağlık Konferansı’na katılan Abdullah Bey, İstanbul’a dönüşünde savaş yaralılarına yardım edecek benzer bir dernek kuruyor ama Hükümet bu girişimi, sivillerin askeri işlere müdahalesi olarak kabul edip, derneği kapatıyor. Günümüzde askerlerin sivil yaşama müdahalesi tartışılırken, o dönemde tam tersi olmuş...
Kuşkusuz Osmanlı döneminden beri Türkiye’de bu tartışma oluyor. Askeri kanat Osmanlı döneminden başlayarak çok güçlü bir kanat. Askerler sayesinde ve fetihlerle genişliyor. Vurucu gücü imparatorluğun, son derece önemli. Öte yandan yönetim de kuşkusuz sivil insanların elinde. O da çok önemli bir yer tutuyor ama aralarında tartışma zaman zaman oluyor. Padişahlar onları uyumlu bir şekilde çalıştırmaya gayret ediyorlar. Ama sürtüşmeler hep oluyor. 10 yıl gecikmeyle kurulmuş bu yüzden Hilal-i Ahmer, yani Kızılay.
Bunu yapmanın çaresi, araştırmaya daha çok ağırlık vermek, buluşlar yapmak ve kendimizin de o düzeyde olduğunu göstermek. Bunu biraz biraz yapıyoruz. Ama gerçekten yaptığımızda Türkiye’de meydan gelen buluşların Türkiye’deki toplum yaşantısını değiştirdiği zaman hiçbir fark kalmayacaktır. Batı’da olan bu. Oradaki buluşlar toplum yaşamını değiştiriyor; otomobildi, elektrikti... O zaman da kendilerini başka türlü görüyorlar. Türkiye’de de aynı şey olacaktır. Burada da yapılan buluşlar bizim yaşantımızı değiştirecektir yakında, umuyorum. O zaman bir fark kalmadığını herkes kabul edecektir.

Türkler’in tarihte icad ettiği üç şeyin ‘dolmuş, yoğurt ve rakı’ olduğu söyleniyor. Siz bunlara neler ekleyeceksiniz?

Yok, onlar şaka. İhtiyaçların yarattığı bir takım yenilikler bunlar, buluş değil. Buluş, düşünerek, doğa yasalarını anlayarak yeni icatlar yapmaktır. Bunları yapan Türkler var; hiç yok değil. Yayınlara bakarsanız gerek ABD’de gerek Türkiye’de, gerek Almanya’da yaşayan Türkler’in yaptıkları pek çok buluş var. Onlar bilim edebiyatına giriyor. Ortada Türklerin isimleriyle anılan buluşlar var. Sıfırda değiliz. Daha çok kişinin buluş yapması ve daha çok etkili olması lazım.


2002’de yayınlanan ‘Üçyüz Yıllık Gecikme’ kitabınızda, ‘bir süre sonra dünyada yeniden nükleer santraller yapımına hız verilmesini bekleyebiliriz’ diyorsunuz. Siz, nükleer enerjinin daha temiz bir enerji olduğunu iddiasındasındasınız.
Bakın, bunun da sebebi gecikme. Bir buluş ortaya çıktığında, o toplum yaşantısını değiştirir. O buluş çıkarken onun içine girmek lazım. Tabiii en iyisi sizinde o buluşa katkı yapmanızdır. O zaman hiç bir fark, korku kalmıyor. 2. Dünya savaşı sırasında Amerika’da biraraya gelen bilim insanları- bunların bir kısmı Amerikalı, Fransız, Belçika, hollandadan biraraya galarak yeni bir enerji kaynağı buldular. Bu ilk önce bombada kullanıldı maalesef. O da insanları korkuttu ama bunu barışçı amaçlarla kullanmak mümkün. Enerjisini, elektrik enerjisine çevirerek kullanmamız mümkün. Şimdi o da yapılıyor. Ama biz uzaktaydık gene, bu gelişmeye başında giremedik. Ortaya çıktığı zaman da alalım mı almayalım mı diye tereddüt ettik. Para meselesi de var.

NÜKLEER ENERJİ DAHA TEMİZ
Ama gecikmenin hiç bir yararı olmuyor, gecikme sonunda tereddütleriniz artıyor ve siz bu işi yapmazken bu işe girenler bunun faydasını görüyorlar. Sonunda bazı sakıncaları da ortaya çıkıyor, mesela kaza oluyor. Ama siz bu işe girmediğniz için aldırmadan devam ediyorsunuz. Oradan elde ettiğiniz enerjiyi kullanıyorsunuz. Kaza olmuşsa, ‘geçmiş olsun’ deyip yolunuza devam ediyorsunuz. Hâlâ girmemiş olanlar, “aman diyorlar, kaza oldu, bu tehlikeli bir şey”. Biz bu güne kadar girmedik, ondan sağlayacağımız yararları sağlamadık. Bunu marifet gibi söylemek sadece cahillik. Girseydik devam ederdik, biz de öğrenirdik ve kazaların önlemini alırdık. Bu kazaların insanların geçirdiği kazalardan farkı yok. Daha çok insan kazaya uğruyor. Ama sonunda çaresi bulunuyor. Rusya’daki büyük kaza çok insanı korkuttu ama bunları aşmak lazım.
Enerji elde ederken kullanılan yöntemlerin başka bir tehlikesi dünyayı ısıtmak oldu. Bütün fosil yakıtlar karbondioksit çıkarıyorlar. O da havaya karıştığında güneş ışınlarının geri dörmesini engelliyor ve dünya ısınmaya başlıyor. Dünya çapında büyük değişiklikler oluyor. O zaman onun çaresini bulmak lazım, fosil yakıtları kullanmamak lazım. Ama enerjiye ihtiyacımız var. O zaman nükleer enerji öne çıkıyor. Nükleer enerji karbondioksit çıkarmıyor. Atıkları bir yerlerde biriktiriyorsunuz, yeraltına gömüyorsunuz. Bugün kullanılmıyor ama belki bir gün onlar da kullanılır. Nükleer enerji havayı kirletme açısından daha temiz bir enerji. Kaza olacak diye korkuyorsunuz. Korkunun ecele faydası yoktur. Tedbir alacaksınız ama o olanaktan da yararlanacaksınız.

KEŞKE NÜKLEERE DAHA EVVEL GİRSEYDİK
Biz keşke daha evvel nükleer enerji işine girseydik. Bugün girerken tabii çok dikkat etmek gerekiyor. Herkes kazalardan korkmuş, daha çok tedbir almak gerekiyor. O da daha pahalı bir yatırım gerekiyor. Bunları yapmak şart, çünkü yeni bir teknolojiden bu tehlikelidir diye uzak durmak, çok yanlış bir iş. Yeni teknoloji, yeni bilgi demektir. Bu yeni bilgi de bugün görmediğimiz faydaları size bir gün sağlar. Bugün gördüğümüz faydalar var ama bugün görmediğimiz faydaları da yarın bize gelecektir. Bilgi esaslı bir yatırımdır. Bir gün işinize yarar. Bu bilgiyi istemiyorum demek hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bir korku ifadesidir ve yanlıştır.
__________________







Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:34 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Abonem.COM
Abonem Toplist

Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238