HAYATIMI YENİDEN YAŞAYABİLSEYDİM EĞER
Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; hastayken yatağa girer
dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye
düşünmezdim. Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım. Daha az
konuşur, ama daha çok dinlerdim. Yerler kirlense, masa örtüm
lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim.
Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi
yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım. Yerler leke
olacak diye korkmazdım. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme
daha çok vakit ayırırdım. Kocamın sorumluluklarını daha çok
paylaşırdım.
Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim.
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum. TV
seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim..
Ömür boyu "garantilidir" denilen hiçbir şeyi satın almazdım.
Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine,
hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı
yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim. Bu o kadar nadir
bir olay ki. Mucize gibi bir şey.
Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "önce git ellerini
yüzünü yıka" demezdim. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da
daha çok "özür dilerim" derdim. Ama başka bir hayat verilseydi en
çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..
Dikkatle bak.
Gerçekten gör.
Yaşa.
Vazgeçme.
Küçük şeyler için şikayet etme.
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne
yaptığı beni ilgilendirmezdi.. Bunun yerine, ilişkilerimi
güçlendirmeye çalışırdım. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve
duygusal her şey için Allah'a şükredin. Tek bir hayatınız var ve
bir gün sona eriyor. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.''
(Emma Bombeck kanserden ölmeden hemen önce kaleme alınmış.)
|