Abonem.COM Forumları  - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım  

Geri git   Abonem.COM Forumları - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım > Kültür & Sanat \ Culter & Art > Genel
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Genel Bu bölümde kültürümüz ve diğer kültürler hakkında bilgiler vs. ve diğer bölümlere uymayan içerikleri burda paylaşabilirsiniz.

Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 08-25-2005, 15:13
Julio_Iglesias - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Sahibi | Forum Genel Yöneticisi | Administrator ||||| ~ O Şimdi Asker ~ 1988/2 ~ |||||
 
Üyelik tarihi: Jan 2005
Nerden: Denizli
Yaş: 21
Mesajlar: 7.636
Tecrübe Puanı: 3756
Julio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site YöneticisiJulio_Iglesias Site Yöneticisi
Julio_Iglesias - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Hokus Pokus!


Televizyonla büyümüş her kuşağın anılarında her hafta yayınlanan unutulmaz dizilerin izlerine rastlanır. Çocukluğumuz kutsaldır. Çünkü o anları yaşayanlar, bizler değilmişçesine, gerçekliklerini yitirecek kadar uzağımızdadırlar. Başka birilerinin onlara dokunması, değiştirmeye çalışması bizleri inanılmaz sinirlendirir. Çünkü anı denen şey, telif hakları sadece bizim elimizde olan, hoşumuza gitmeyen kısımları çıkarıp attığımız koskocaman bir prodüksiyondur. Bizler bu oyunun yönetmenliğini yaparız.

Tatlı Cadı (1964-1972), aynen bu şekilde hafızalarımızda yer etmiş, çocukluk anılarımızla karışmış biz dizi. Ve bu dizinin yeniden çevrimi sıfatı yapıştırılan her hangi bir filmin bir anda hoşumuza gitmesi sanırım pek de mümkün değil. Bu yüzden de Nicole Kidman'lı, Michael Caine'li Tatlı Cadı(2005) daha vizyona girmeden seyircilerin ön yargısı ile karşı karşıya kalıyor. Ancak Tatlı Cadı söylendiği gibi bir yeniden çevrim değil. Sadece ana teması Tatlı Cadı üzerine kurulmuş bambaşka bir hikaye.



Çekilmeye başladığı dönem itibariyle politik olarak önemli bir alt metni beraberinde getiren bizi dizi Tatlı Cadı. 50'li yıllarda televizyonda yayınlanan dizilerde yüksek topuklu ayakkabılarının üzerinde korseli, incecik belleriyle evlerinde oturup, kocalarına hizmet eden, çocuklarına bakan karakterler, kadınlara erkeklerin önünden çekilip, iş yaşamından uzak durmaları gerektiği mesajını veriyorlardı. Bu kadınlar öylesine mükemmeller, öylesine evlerine bağlı, kocalarıyla öylesine muhteşem ilişkilere sahiplerdi ki resmen ideal olanın birer temsilcileriydiler.

Ancak gerçek yaşam böyle değildi. Kadınlar evlerinde kocaları ile kavga edip, yemekleri yakıp, bütün hayatlarını berbat eden hatalar yapıyorlardı. Bunları düzeltmek ise bazen imkansız oluyordu. Tek istekleri parmaklarını şıklattıkları anda her şeyin eski haline dönebilmesiydi. 60'lı yılların ortalarında ise Tatlı cadı Samantha ortaya çıktı. Ve kadınların bu isteklerini bir anda yerine getirdi. Belki de sadece sevdiği adamın kendisini eksik hissetmemesi için ondan üstün özelliklerinden vazgeçmeye çalışan bir kadının tüm kusurları ile gözler önüne serildiği bir diziydi Tatlı Cadı. Ailesine karşı çıkarak sevdiği adamla evlenmiş, kişisel becerilerine ket vurarak sadece “normal” olmaya çalışan bir kadının öyküsüydü. Böylelikle Samantha, yaptığı hatalarla ne kadar gerçeğe daha yakın bir kadın karakter olsa ya yine olması gerekeni temsil etmekten ve kadınlara ders vermekten uzak duramıyordu.

Bu yönden bakıldığında Tatlı Cadı'yı tasarlarken Nora Ephron’un asıl amacının eskiden çekilmiş bir dizinin film versiyonunu yeniden yaratmak yerine, sadece onun alt metninde yatan felsefeyi günümüz dünyasına uyarlamak olduğu kolayca tahmin edilebilir. Tatlı Cadı kimliğinin temsil ettikleri düşünüldüğünde, esas meseleyi anlatmak için öyküde kilit bir görev üstlenmesi kaçınılmaz gibi. Nitekim filmdeki ana karakter Isabel, parmağını şıklattığı anda her istediğine kavuşabilecek bir kadın ve tek isteği ise içinde yaşadığı sistemden uzaklaşarak sadece “olması gerektiği gibi normal” olmak...

Normal olmak pahasına, hem çok güzel, hem de doğası gereği olağanüstü güçlere sahip Isabel kendisine gerçekten ihtiyacı olan, yardım edebileceği bir erkeğin arayışındadır... Ve kendisine ihtiyacı olduğuna inandığı, her şeyini kaybetmek üzere olan yeteneksiz bir aktör Jack Wyatt’a hemen aşık oluverir. Ancak Jack’e yardım edebilmesinin tek yolu, kendi yeteneklerini kısıtlayıp göz ardı ederek, onun egosunu beslemektir. Ve bu Isabel’in atladığı ve fark etmesi gereken en önemli ayrıntıdır.



Isabel, bu durumun farkına vardığı anda işler karışmaya başlıyor. Kişisel yeteneklerini kullanarak, isterse Jack’i bir anda tarihin tozlu sayfaları arasına karıştırabilecek bir kadın Isabel. Ancak bunları kullanmaktan çekiniyor. Çünkü bir kadın olarak belki de bilinçsizce daima kafasındaki o ideal kadına, erkeği için her şeyden vazgeçebilecek Samantha’ya ulaşmak istemektedir. Bu yüzden de başına gelen en ufak terslikte hep sorar: Samantha, benim yerimde olsan ne yapardın? Ancak olmak istediği kadının sadece televizyon gerçekliğine ait bir figür olduğunu kabul edemez. Dönüşmek istediği kadın sürekli “normal” olmaya çalışan rahatsız edici şekilde fazla mutlu ve fazla aşık biridir. Bir süre sonra televizyon ve gerçek dünya Isabel’in hayatında iç içe geçer. Ve belki de bu yüzden kim olduğunu bile anlayamaz hale gelir.

Nora Ephron yine yapacağını yapıyor. Kurguladığı hikaye tam bir romantik komedinin olması gerektiği gibi, yüzümüze hafif bir gülümseme kondururken, aynı zamanda içimizi acıtıyor. Filmde, izleyiciyi en rahatsız edebilecek şey ise seçilen oyuncuların karakterlerle ve birbirleriyle gereken uyumu sağlayamamaları...

Teker teker bakıldığında oldukça başarılı performanslar sergileyen ekibi bir bütün halinde algılamak seyirciyi biraz zorlayacak gibi. Ne kadar iyi bir oyunculuk sergiliyor da olsa Nicole Kidman’ın, Ephron filmlerinde görmeye alıştığımız Meg Ryan'vari tavırları başarılı aktrisin kimliğiyle özdeşleştirilemiyor. Fakat Nicole Kidman’ı tatlı cadı Samantha kılığına bürünmüş olarak değil de, sadece onu örnek almaya çalışmış bir kadın olarak izleyen ve gözlerini ekrana diktiği anda anılarına tecavüz ediliyormuş duygusundan arınan bir izleyici oldukça hoş vakit geçirebilir.
__________________







Konu Kapatılmıştır


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:25 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Abonem.COM
Abonem Toplist

Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238