Hayata dair mitolojik yorum
Andrei Zvyagintsev'in ilk filmi Dönüş / Vozvrashchenie / The Return, Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin ardından, şimdi de ticari gösterime girdi.
Geçen gün yazdığımız Ağlayan Deve bir mezuniyet filmiydi. Hem görsel olarak, hem de hikâyesiyle insanı şaşırtan Dönüş ise, sabık aktör ve TV yönetmeni Zvyagintsev pek genç sayılmasa da (şu anda kırk yaşında), dediğimiz gibi, onun sinema için çektiği ilk film, bir psikolojik dram.
Dönüş, iki erkek kardeş üzerine, Ivan (Ivan Dobronravov) ve ağabeyi Andrei (Vladimir Garin). Çocuklar, anneleriyle (Natalya Vdovina) birlikte küçük bir kasabada oturuyorlar. Babaları on iki yıl önce ortadan kaybolmuş, oğlanlar onu sadece eski bir fotoğrafından tanıyor. Andrei, birazcık hatırlıyor. Bir gün, sokaktan eve döndüklerinde, anneleri onları susmaları için uyarıyor. Babaları içeride uyuyormuş, onu rahatsız etmesinmişler. "Kim?" diyor çocuklar, inanmazlık içinde. Babaları, o kayıp adam. Anne hiçbir açıklama yapmıyor, besbelli ona da herhangi bir açıklama yapılmamış. Oğlanlar usulca gidip kapıdan bu uyuyan yabancıyı (Konstantin Lavronenko) izliyorlar.
Baba uyanıyor, oğullarıyla tanışıyor. Onları balık tutmaya götüreceğini söylüyor. Disiplinci, sert bir şahıs olduğu kesin. Biraz, insafsız askeri eğitmenleri hatırlıyor. Onları ardı ardına dayanıklılık testlerinden geçiriyor: Andrei, git yemek yiyecek bir yer bul. Garsonun parasını sen ver. Hayır, tezgâha gitme, kadını masaya çağır. Çabuk olun, dal kesin, yürüyüşe çıkıyoruz. Andrei hemen babasına itaat ediyor. İnatçı Ivan ise şüpheler içinde, bu yabancıdan hoşlanmıyor. Bunca zaman neredeydi, neden onlara daha iyi davranmıyor? Mafya üyesi olmadığı ne malum, ya onları keserse? Sonunda, bir kayıkla ıssız bir adaya gidiyorlar ve babaları daha da esrarengiz bir hal alıyor, daha da aksileşiyor.
Dönüş'e bir aile için yabancılaşma filmi gözüyle bakmak yanıltıcı olabilir. Daha çok, bir büyüme filmi. Andrei ile Ivan o adaya iki çocuk olarak gidiyor, oradan birer yetişkin olarak çıkıyorlar. Esas olan, onların arasındaki ilişki, yaşadıklarını düşündükleri ihanet; Andrei'nin uzlaşması, Ivan'ın inadı, ortak korkuları... Ve insanla doğanın ilişkisi, elbette.
Sibirya'da doğup büyüyen Zvyagintsev'in filminin senaryosunu Vladimir Moiseenko ile Alexander Novototsky yazmış ama, kuzeyin gölleriyle ormanları, kurşunî gökler, tehlike arz eden su, bir araya gelerek yönetmenin anlatmak istediklerine yardımcı oluyor sanki. Görüntü yönetmeni Mikhail Kritchman da, Zvyagintsev'in yakalamak istediği ruh halini yaratmada yardımcı oluyor, görsellik ile hikâyenin birleşmesine katkıda bulunuyor.
Suyun tehlike arz ettiğinden söz ettik. Evet, tekne de insanda hiç itimat duygusu uyandırmıyor ama, filmin başındaki unutulmaz sahnede Ivan korkuyla titrerken, suya atlamaktan korkuyor. Diğer çocuklardan aşağı kalmamak için yüksek bir kuleye çıkmış, aşağı atlayamıyor bir türlü. Gölün, gökyüzüyle kasvetlilikte yarışan kurşunî suları da işini kolaylaştırmıyor. Herkes eve dönüyor, o kulenin tepesinde titreyerek kalıyor. Ta ki annesi gelip onu indirene kadar. Bu vesileyle, aynı korkudan nasibini almış biri olarak söyleyeyim: Yükseklik korkusu sahibi biri için Ivan aslında umutsuz durumda değil. Yoksa oraya çıkamaz, siperi aşamaz, geri asla dönemez, hatta oturup bekleyemezdi. Ivan'ın ikinci kulesi ise, daha başka korkuların da beşiği oluyor.
Dönüş'ün yönetmeni Andrei Zvyagintsev, filmin ne hakkında olduğunun sorulmaması gerektiği görüşünde. "Filmi çekerken, bunu gündelik veya toplumsal içerikli bir hikaye olarak görmedim," diyor. "Film büyük oranda insan hayatına yönelik bilinçli bir mitolojik yorumdur. Sinema salonuna girerken izleyicilerin bunu akıllarında tutmalarını isterim."
İki satır da Dönüş'ün dağıtımcısı Barbar Film için... Yıllardır burada beyazperdeyi görememiş Chopper'ı, Errol Morris'in Fog of War belgeselini bile gösterime sokma cesareti gösteren bu küçük ve bağımsız dağıtım şirketi; Bir Film, Chantier, şimdi ArtHouse ve diğer benzer şirketler ile, başka türlü pek görme ihtimalimiz olmayan filmleri de karşımıza getiriyor. Hepsine minnettarız. Keşke Barbar Film biraz daha çok Avustralya filmi getirebilse, öyle bir bağlantıları olabilir çünkü. Biz de, bu yeni kıtanın yönetmenlerini, oyuncularını, filmlerini biraz daha tanımış olurduk. Yani, Hollywood'a yerleşip star olanlar dışındakileri demek istiyorum...
|