![]() |
|
||||
|
Buhârî'nin kendi ifadesine göre hadis aldigi hocalarinin sayisi binden fazladir. Hadis yazdigi seyhlerine ait senetleri de bildigini, senedi zayif rivayetlere itibar etmedigini belirtir. Hocalarinin baslicalari sunlardir: 1- Ahmed b. Hanbel 2- Ali b. el-Medinî 3- Ishak b. Rahuyeh 4- Ismail b. idris el-Medînî 5- Yahya b. Maîn Bunlarin disinda su isimleri de görüyoruz; 1- Abdullah b. Zübeyr el-Hamidî 2- Ali b. el-Hasan b. Sekîk 3- Ebu Asim en-Nebil es-Seybânî 4- El Mekrî, Abdülaziz el-Üveysî. 5- Îbrahim b. el-Es'as 6- Îbrahim b. Musa el-Hafiz 7- Mekkî b. ibrahim el-Belhî 8- Muhammed b. Abdullah el-Ensârî 9- Muhammed b. Selam el-Bikendi 10-Süreyc b. en-Numan 11-Yahya b. Yahya Ögrencileri arasinda da en meshurlari sunlardir; 1- Ebu isa et-Tirmîzî 2- Ibni Ebi Dâvud 3- Müslim b. Haccac ve en-Nesâi. 4- Muhammed b. Nasru'l Mervezî Câmiu's-Sahîh; Islâm'in ilk dönemlerinde hadislerin Kur'an'la karismasi söz konusu oldugundan hadIslerin yazilmasi yasakti. Sonralari Kur'an-i Kerîm, kitap haline getirilip, çogaltildi oraya bir seyin karismasi engellendi. Sahabe nesli bütünüyle vefat etmis, Islâm ülkeleri genIslemis, degisik düsünceler ortaya çikmisti. Bu tür nedenlerle hadIslerin toplanmasinin yararli olacagina inanildi ve hadIslerin tedvinine baslandi. HadIslerin toplanmasina Tabiun döneminde baslanmistir. imam Mâlik* (179 h./195) Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hadIslerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek Muvatta'yi tasnif etmistir. imam Mâlik'ten sonra da hadis konusunda çalismalar yapildi. Buhârî'nin Câmiu's-Sahîhi meydana getirmesi iki sebebe dayanmaktadir. Bunlarin birincisi, hocasinin kendisinden böyle bir istekte bulunmasi, ikincisi de kendisinin görmüs oldugu bir rüyadir. Buhârî, sahih adiyla anilan ve içerisine sadece kendince sahih oldugu sabit olan hadIsleri koydugu kitabini yazmakla hükümlerin kaynaklarini bulmada önemli bir hizmeti yerine getirmistir. imam Buhârî ayrica bu eserle kendisinden önce yasamis mezhep imamlarinin dayandigi temellerin saglam oldugunu, hiç birinin kisisel görüsle fetva vermedigini ortaya koydu. Ondan sonra gelen muhaddIsler, hadis çalismalarinin sinirlarini az çok belirlemis oldular. ilim adamlari Buhârî'nin eserine büyük önem verdiler. Özellikle sahih hadis konusunda onun eserinin ortaya koydugu gerçekleri ve sartlari kabul ettiler, örnek aldilar. O, hadiste odak ve hareket noktasi olarak degerlendirildi. Buhârî, bu eseri meydana getirirken çok titiz davrandi. Eserine aldigi hadIsleri, alti yüz bin hadisin içinden seçti. Sahih hadIslerin disinda kalan diger hadIsleri eserine almadi. Eserin kabarmasini önlemek için sahih hadIslerin bile bir kismini almamistir. Câmiu's-Sahih'te yer alan hadIslerin sayisi yedibinikiyüzyetmisbestir. Bazi hadIsler degisik kitaplarda geçmektedir. Mükerrerler çikarildiktan sonra geriye kalan hadis sayisi dört bin'dir. Câmiu's-Sahih'te hadIsler konularina göre kitaplara, her kitap da kendi arasinda bâblara ayrilmistir. Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadIslere yer verilmis, râvilerin güvenilir olmasi hususunda titiz davranilmistir. Râviler birbirine baglanarak ilk kaynaga kadar götürülmüstür. HadIsleri bazi titiz ölçülere vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanlari reddetme çigirini açan Buhârî olmustur. O'ndan sonra gelen âlimler bu yoldan giderek sahih hadIsleri zayif ve uydurma olanlarindan ayirmaya devam etmIslerdir. Sahih hadis kitabi yazanlar çok olmakla beraber Buhârî kadar titizligi ileri götüren olmamistir. Hadis kabulünde kendine has çok dar bir yolda tek olmasi onun Islâm ümmeti arasinda müstesnâ bir söhret ve güven kazanmasina sebep olmustur. Sahih'in nerede telif edildigi hususunda degisik görüsler vardir. Buhârî, hadis almak için gittigi her yerde eserini telife çalismistir. Hayati seyahatlerle ve ilim yolunda geçen bir insanin onalti yillik çalismasinin mahsulü olan bu eserin telifini bir yere baglamak mümkün degildir. Câmiu's-Sahih'te yer alan kitap (bölüm) sayisi doksanyedi, bâblarin sayisi üçbindört yüzelli kadardir. Üç râvili hadIslerin sayisi da yirmi ikidir. Degisik senetle gelen hadIsler Sahih'te yer almaktadir. Ancak ayni senet ve ayni metinle birden fazla yerde zikredilen hadIslerin sayisi yirmi üç kadardir. Kur'an'dan sonra ana kaynak olan Buhârî'nin Sahih'i ile Müslim'in eserine Sahih adi verilmektedir. ikisine birden "Sahihayn " denilir. Diger dört hadis kitabina da "Sünen ", alti hadis kitabinin tümüne birden "Kütübü Sitte" denilmektedir. Buhârî'nin bu eserine ait bir çok serh yazilmis ve üzerinde çalismalar yapilmistir. En meshur serhleri, Aynî'nin Umdetu'l-Kari, Askalani'nin Fethu'l-Barî ve Kirmâni'nin Kevâkibü'd-Derârî, adli eserleridir. Kaynak:Şamil İslam Ansiklopedisi |
|
||||
|
İMAM MÜSLİM (Vefatı 261 / 875) Sünni inanışın ikinci büyük hadis bilginidir. O'nun tertiplediği es-Sahih adlı hadis külliyatı, ünlü altı hadis kitabı (Kütüb-i Sitte)'nin ikincisi olarak asırlardır islam dünyasına hizmet vermektedir. İslam'ın ana ilimlerinin geliştiği en önemli merkezlerden biri olan Nişabur'da doğup yine bu şehrin bir semti olan Nasrabad'da vefat edip defnedildi. Tam adı Ebu Hüseyin Müslim b.Haccac en-Nişaburi olan bu büyük hadis bilgini, tıpkı İmam Buhari gibi, islam dünyasının hemen her tarafını dolaşmış geniş araştırmaların sahibi bir dahidir. Ünlü fıkıh bilgini Ahmed b.Hanbel başta olmak üzre Yahya b.Yahya, Kuteybe b.Saİd, İshak b.Rahuye, Muhammed b.Amr, Muhammed b.Mihran, İbrahim b.Musa, Halef b.Hişam, Süreyc b.Yunus, Ömer b.Hafs, Ahmed b.Yunus, İbrahim b.Münzir ve Mansur b.Muhammed gibi ünlülerden dersler almıştır. O'nun, ders almanın da ötesinde feyz ve ilham aldığı kişilerden biri de büyük hadisçi İmam Buhari'dir. Tarihu Bağdad yazarının belirttiğine göre Müslim, bu büyük dahinin huzuruna gider, yüzünü öper ve şöyle derdi: "Müsaade et de ayaklarını da öpeyim, ey üstatlar üstadı!" Buhari, Kur'an'ın, Allah Kelamı olmasına rağmen, lafızlarının yaratılmış olduğunu savunması (iftirası) sebebi ile ağır tenkitlere maruz kaldığında, Müslim O'nunla dostluğunu kesmemiştir. Müslim'in Sahih'i, bizzat kendisinin belirttiğine göre, 300.000 hadis arasından seçilmiş olap 52 kitaptan (ana bölüm) oluşmuştur. Buhari'nin eserinin aksine Müslim'in Sahih'i, hadis ilmine dair bir girişle başlamakta ve Kur'an'ın faziletlerine dair bir bölümle sona ermektedir. Müslim'in daha başka eserlerinin olduğu söylenmekte ise de bugün elimizde yalnız Sahih'i mevcuttur. Buhari ve Müslim'in Sahihleri, İki Sahih anlamında Sahihayn ve bu iki hadis imamı en büyük iki muhaddis anlamında Şeyhayn diye anılmaktadır, İslam bilginlerinin ortaklaşa kanaatlerine göre, tenkit dışı sayılacak hiçbir hadis kitabı yoktur ve olamaz. Ancak tenkide en az konu olabilecek, iki temel eser, Buhari ile Müslim'in kitaplarıdır. Bunları, müelliflerini daha sonra göreceğimiz üç Sünen kitabı izler. Bu beş eseri altı rakamına ulaştırmak için bazıları imam-ı Malik'in Muvatta'ını, bazıları İbnu Mace'nin Sünen'ini ilave ederler (Müslim için bk. Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, biyografi no: 7089; İbnu Hallikan, Vefeyat, biyografi. No: 717). |
|
||||
|
İmam Ebu Davud Kütüb-i Sitte adi verilen büyük hadis mecmuâlarinin Buhâri ve Müslim'den sonra gelen Sünen'in müellifi olan büyük muhaddis. "Imam", "Seyhu's-Sünne", "Mukaddemu'l-Huffâz" ve "Muhaddisu'l-Basra" gibi ünvanlara sahip olan Ebû Dâvûd, 817'de Sicistan'da dogdu. Tam adi, Ebû Dâvûd Süleyman b. El-Es'as b. Ishak b. Besir b. Seddad b. Amr b. Imrân el-Ezdi es-Sicistâni'dir. Büyük dedelerinden Imrân, Siffin'de Hz. Ali'nin yaninda sehid düsmüstür. Oglu Ebû Bekr Abdullah da meshur bir muhaddistir. Ebû Dâvûd, hadis ilimlerinin altin çaginda, III. asirda yasadi. Ilim tahsilinde Irak, Sam, Misir, Cezretü'l-Arap okullari, Horasan, Rey, Herat, Kûfe, Bagdad, Tarsus, Basra gibi yerleri dolasmistir. Hocalari arasinda Ahmed b. Hanbel (241/855), Kuteybe b. Saîd (240/854), Yahyâ b. Maîn (233/847), Halef b. Hisâm (227/841) gibi büyük ilim sahibi kimseler görülmektedir. O günün ilim çevrelerinin en mûteber kisileri Ebû Dâvûd'un bu saydigimiz hocalari idi. Ebû Dâvûd hadis ilminde taklide karsi olmus, tahkike yönelmistir. Islâm dünyasinda yüzyillarca okutulan "Kitâbü's-Sünen" onun arastirmaciligina, münekkidligine en güzel örnektir. Kitâbü's-Sünen, hadis ilimlerinde en çok sözü edilen Kütüb-i Sitte'nin üçüncüsüdür. Tirmizî ve Nesâî onun talebeleri arasinda yer alir. Ebû Dâvûd'u, Sâfii veya Hanbeli mezhebine tâbi gösterilmesine ragmen, müstakil bir muhaddis olarak görmek daha dogru olur (Mübârekruri, Mukaddimetu Tuhfetu'l-Ahvezî, I, 352), Sünen'ini gerçekte Ahmed b. Hanbel okumus ve onaylamistir; ama bu onun Hanbeli oldugunu göstermez. Ebû Dâvud dâima hadisle ugrasmis, mezhebî bir mensubiyeti îmâ eden beyânina rastlanmamistir. Sünen'i, besyüzbin hadis arasindan seçtigi dörtbinsekizyüz hadisi ihtiva eder. Eserini takdim ederken, "müslümanin din; hayati için dört hadisin yeterli oldugunu" söyleyebilmistir. O dört hadis sunlardir: 1. "Ameller, niyetlere göredir. " 2. "Mâlâyâniyi (bos, gereksiz seyler) terketmesi kisinin olgun mü'min oldugunu gösterir". 3. "Kendisi için istedigini mü'min kardesi için de istemedikçe kisi kâmil mü'min olamaz." 4. "Helâl belli, haram bellidir. Aralarinda süpheli bazi isler de vardir..." Gerçekten tam bir Islâmî hayat için temel ilke olabilecek ve bir toplumu ayakta tutabilecek özelliklere sahip olan bu hadis ölçüsü daha sonralari "Islâm ahkâminin üzerinde dönüp durdugu" baslica esaslari teskil etmistir (Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, XIII, 210). Ebû Dâvûd 275/888 tarihinde, arkasinda on dokuz eser birakarak Basra'da yetmisüç yasinda vefât etmistir. Eserlerinden dördü basilmistir (Sünen, 1, I-3; es-Semseddin Sâmî, Kâmûsü'l-A'lâm. I. 714). |
|
||||
|
İMAM NESAİ(H. 214-303) 826-915 Kütüb-ü sitte adi verilen hadis mecmualarinin besincisinin müellifi. Ahmed b. Suayb b. Ali b. Bahr b. Sinân b. Dinar (Ebu Abdi'r-Rahman) Horasan'da Nesâ denilen sehirde dünyaya gelmistir (el-Cezerî, el-Lübâb fi Tehzîbil-Ensâb, III, 306). Dogum tarihinin 214 veya 215 Hicri yilinda oldugu konusunda ihtilâf vardir. Imam Suyûtî, Hüsnül-Muhadara isimli eserinde (I,197) dogum tarihini Hicri 225 olarak gösterir. Nesâî on bes yasinda iken, küçük yasinda basladigi tahsilini, hadis ögrenmeye yöneltmistir. Ilk hadis derslerini, muammerinden olan, Enes b. Malik (r.a) de dahil pek çok Hadis otoritesine talebelik yapmis olan büyük muhaddis Kuteybe b. Saîd'den aldi. Bu zatin yaninda kaldigi bir yil iki aylik sürenin feyzini ömrü boyunca tasidi. Nesâi'nin asri büyük muhaddislerin var oldugu ve Hadis ögrenmek için uzun seyahatlerin yapildigi bir dönemdir. Nesâî de bu seyahatlere katildi. Büyük muhaddislerden ilim aldi, ilim verdi. Istisarelerde bulundu. Ilmi ve fazileti ile tanindi. Hadisteki yetkisiyle söhret buldu. Hadis ögrenme ve ögretme yolunda yaptigi yolculuklar, ölümüne kadar kesintisiz devam etti. Parmakla gösterilir hale geldi. Yerine göre bir ögrenci, yerine göre Allah yolunda gazaya çikmis bir mücahid, yerine göre mücahidlerin ögretmenligini yapti. Hadis alimlerinden Me'mûn el-Misrî söyle anlatir: "Nesâî ile beraber Tarsus'a gittik. Imamlardan Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Muhammed b. Ibrahim, Ebül-Âzân ve Keylece gibi zevat toplandi. Kendileri adina, hadis seyhlerine karsi ilmî münazarada bulunacak birini seçme konusunda istisarede bulundular ve bu is için Ebû Abdurrahman en-Nesâî'yi seçme konusunda ittifak ettiler" (ez-Zehebî, Tarihul-Islâm, II, 179). Nesâî bir taraftan seyahat ederken, bir taraftan da buldugu muhaddisden hadis aliyor. Isteklisine de bunlari ögretiyordu. Nesâî'nin kendilerinden hadis ve ilim aldigi hocalarindan bazilari sunlardir: Kuteybe b. Saîd, Ishak b. Râhûye, Yûnus b. Abdül-A'lâ, Muhammed b. Bessâr, Mahmûd b. Gaylân, Hisâm b. Ammâr, Ebû Davûd, Süleyman b. el-Es'as, Osman b. Ebî Seybe, Isâ b. Hammad... Nesâî, ehil ise kendi akranindan ilim ve hadis almaktan çekinmezdi. Ebû, Davûd es-Sicistani, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Süleyman b. Seyf el-Harrânî ve Süleyman Eyyüb el-Esedi, kendilerinden hadis alip rivayet ettigi akranidir. Nesâî ayrica bir çok ögrenci yetistirmistir. Basta Sünen isimli eserini rivayet edenler içerisinde bulunan oglu Abdül-Kerim olmak üzere ileri gelen talebelerinden bazilari da sunlardir: Ali b. Ebû Câfer et-Tahavî, Ebû Bisr ed-Dûlâbî, Ebû Avane, tbni Hibbân el-Büstî, Ebû Bekir b. el-Haddâd, Ebû Câfer el-Akilî, Ebû Ali en-Nisâburî, Ebül-Kasim et-Taberânî, Kasim b. Sâbit es-Serkastî. Imam Nesâî, Safiî mezhebine bagli olmasina ragmen mutlak müctehid mertebesinde idi. Hadisçiler arasinda üçüncü yüz yilin müceddidi sayilmistir. Ibni Kesir bu konuda söyle der: "Yazmis oldugu eserlerden anlasiliyor ki hifzi saglam, dogrulugu kesin, imani güçlü, ilim ve irfani genis birisi idi" (Ibni Kesir, el-Bidâ ye ve'n-Nihâye, XI, 123). Hadis rivayetinde çok titizdi. Hattâ bu konuda Müslim'den daha saglam oldugunu söyleyenler vardir. Nakd-i Ricâl ilminde asiri titiz olan Zehebi bile onu Müslim, Ebû Davûd, Tirmizi gibi Hadis otoritelerinden önde sayar ve söyle derdi: "Nesâî, Buhârî ve Ebû Zür'a ayarindadir." Tâcüd-Din es-Sübkide su nakilde bulunur. "Üstadimiz Zehebîye, Imam Müslim'in mi, yoksa Neseâî'nin mi, daha titiz oldugunu sordum. "Nesâî'dir" dedi" (es-Sübki, Tabakâtüs-Safiiyye, II, 83). Sa'd b. Ali ez-Zencânî, Imam Nesâî'nin hadis kabul ve rivayetindeki sartlarinin Buhari ve Müslim'den daha da agir oldugunu söyler. |
|
||||
|
İmam Tirmizi(H. 200-279) 824-892 Islâm dünyasinin sekiz büyük hadis bilgininden birisi. Tam adi, Ebu Isa Muhammed bin Isa bin Sevre bin Musa bir Dahhak el-Tirmizî'dir. Kütüb-i sitte olarak anilan en güvenilir alti hadis derlemesinden birinin sahibidir. Dördüncü Müslüman kusak (etbau etbau't-tabiin), içinde yer alir. Hadis ilminde en yüksek dereceye ulasanlara özgü olan "Hafiz" ünvanina sahip ender kisilerdendir. Tirmizî'nin dogum yeri ve yili konusunda farkli rivayetler vardir. Buna göre Tirmizî ya da Mekke'de 200 (815), 206 (821) veya 209 (824) yilinda dogdu; Tirmizî'de 270 (883), 275 (888) ya da büyük ihtimalle 279 (892) yilinda öldü. Kor olarak dogan ya da sonradan gözlerini yitiren Tirmizî, ilk ögreniminden sonra çalismalarini hadis ilmi üzerinde yogunlastirdi. Hadis derlemek amaciyla Horasan, Irak ve Hicaz'da geziler yapti. Basta Buharî, Müslim ve Ebû Dâvud olmak üzere birçok bilginden hadis aldi. Kendisinden de Heysem bin Kulab el-Sasî, Mekhul bin el-Fald, Muhammed bin Mahbub el-Mahbubî el-Mervezi gibi bilginler hadis rivayet ettiler. Tirmizî Kitabu'l-Ilel, Kitabu's-Semail, Kitabu Esmai's-Sahabe, Kitabu'l-Esma ve'l-Küna gibi eserler birakmissa da büyük ününü es-Sünen de denilen el-Camiu's-Sahih adli eseriyle kazandi. Tirmizî, câmi' türündeki bu eserde yalniz hadisleri derlemekle kalmamis, her hadisten sonra "Ebu isa der ki" diyerek hadise iliskin düsüncelerini açiklamis, degerlendirmeler yapmistir. Hadisleri Islam hukukunun konularina uygun bir düzen içinde siniflamasi ve tekrarlardan sakinmasi, eserine yararlanma kolayligi kazandirir. Hadis bilginlerine göre es-Sünen'in diger hadis derlemelerine üstünlük saglayan baslica özellikleri sunlardir: Hadislerin güvenilirlik derecelerini belirtmesi, tasidigi zaaflara dikkat çekmesi, ravilere iliskin bilgi vermesi, hukukçularin hadislerden çikardigi sonuçlara deginmesi ve mezheplerin görüslerine yer vermesi. Tirmizi eseri hakkinda söyle der: "Ben bu Cami-i Kebir'i yazip bitirince, onu ilkin Hicaz alimlerine gösterdim. Hepsi de begendiler. Daha sonra alip Irak alimlerine götürdüm. Onlar da agiz birligiyle eseri övdüler. Nihayet Horasan diyari alimlerine takdim ettim. Onlar da memnun oldular, bilahare eseri ilim alemine sundum. Bu eser kimin evinde bulunursa, orada konusan bir Peygamber vardir" (Abdulaziz bin Sah Veliyyullah Dehlevi, Büstanu'l-Muhaddisin, çev. Ali Osman Koçkuzu, Ankara 1986, 197). Endülüs bilginlerinden birisi, Tirmizî'nin eserinin özelliklerini ve degerini, yazdigi bir siirle söyle anlatir: "Tirmizî'nin kitabi bir ilim bahçesidir. Çiçekleri adeta gökteki yildizlarin parlakligini aksettiriyor. O eser sayesinde hadisler vuzuha kavusur. Güzel lafizlara meydana konulmus, adeta resim gibi yerli yerince tanzim edilmistir. " "Hadislerin en yüksek nevi sahihlerdir. Onlar nurlu yildizlar halinde, her yani aydinlatirlar. Hadislerin sahihini hasenleri takip eder. Sonra garibler gelir. Hadislerin sahihi sakiminden ayrilmistir. Tirmizî onlari tek, tek isaretleriyle ilim erbabina açiklamistir. Bu hadisleri, sahih eserler halinde siraya dizmis, onlari ciddi akil sahipleri de begenip seçmislerdir. Onu begenenler; fakihlerin ve bilginlerin en önde gelenleri fazilet erbabinin, dogru yola gidenlerin en üstünleridir." "Tirmizî'nin kitabi böylece enfes bir eser; ilim erbabinin takdir ettigi, okuyup konustugu bir çalisma olmustur. Onlar, ruhlarina en yüksek faydayi bahseden en kiymetli bilgileri, Tirmizî'nin kitabindan iltibas etmislerdir" "Ondan, biz de hadisler yazdik; eseri biz de rivayet ettik. Bu isi, cennet irmaginin suyundan kana kana içmek niyetiyle gerçeklestirdik" "Düsünce, mana denizine daldi. Oradan en dogru manalara ulasti. Rahman olan Allah, Ebu Isa et-Tirmizî'yi bu serefli isinden dolayi hayir üstüne hayir vererek mükâfatlandirsin" (Abdulaziz bin Sah Veliyyullah Dehlevi, a.g.e., 198.) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet