Abonem.COM Forumları  - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım  

Geri git   Abonem.COM Forumları - Müzik, Kültür Sanat, Atatürk, Sağlık, Aşk, İslam, Güvenlik, Oyun, Spor, Donanım > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Edebiyatı
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Osmanlı Edebiyatı Osmanlı Edebiyatı Hakkında Olan bilgi arşivlerini bu bölümde bulabilir ve eksik olan bilgileri ekleyebilirsiniz.

Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-06-2006, 16:23
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart Edebî Akımlar


XIV. Yüzyılın Son Yarısıyla XV. Yüzyılın İlk Yarısında Osmanlılardaki Edebî Akım

XIV. Yüzyıla Dair


Osmanlılara ait memleketlerdeki edebî akımları takip edebilmek için bilhassa XIV. Yüzyılda Anadolu beyliklerindeki aynı cereyanı bilmek îcabeder. Bu yüzyılda diğer Anadolu beyleri gibi Osmanlı hükümdarları da millî lisana ehemmiyet vermişler ve bilhassa Türkçenin gelişmesine ve resmî lisan olmasına hizmet etmişlerdir; bu yüzyıla ait resmî yazıların açık Türkçe olduğuna dair elimizde vesikalar bulunduğu gibi buralarda yaşayan birçok müellif de gerek nesir ve gerek nazım yoluyla yazdıkları eserlerinin çoğunu Türkçe yazmışlardır.

İlk Eserler
Not:İlk Eserler Aşağıda Genişce Belişrtilmiştir




XV. Yüzyıla Dair

Ahmedî'nin açtığı edebî cereyan, XV. Yüzyıl başlarında onun talebesi Kütahyalı Şeyhî Sinan ile daha mükemmel bir devre girmiştir;her ne kadar Ankara Muharebesi'nden sonraki karışıklıklar ve Osmanlı devletinin parçalanması, ilmî ve edebî hareketleri sarsmış ise de bu sarsıntı sürekli olmamış ve buna mukabil Rumeli'de göç ve yerleşme dolayısıyla henüz gelişemeyen millî muhafaza kuvvetlenmişti; işte buna binaen XV. yüzyıl ilk yansında Osmanlıların gerek Rumeli ve gerek Anadolu'da genişlemeleriyle mütenasip olarak Türk lisanı da ilim lisanı halini almış ve bu suretle birçok ilmî ve edebî eserler Türkçeye çevrilmiştir; bundan başka Türkçe pürüzsüz şiirlerle de süslenmekteydi; bu cümleden olarak Edirne'de Karabulut camii imamı Halil'in Hazret-i Fatma'nın vefatına dair XV. yüzyıl başında yazdığı manzume görülmektedir; bundan sonra Edirne'de Emîr Süleyman Çelebi'nin etrafına toplanmış olan şair ve edipler Rumeli'deki kültür hareketlerini kuvvetlendirmişlerdir. Emîr Süleyman Çelebi ile II. Murad, memleketteki fikir hayatına ehemmiyet vererek, âlim ve şairleri himaye etmişler ve millî cereyana ehemmiyetli bir hız vermişlerdir ki Ahmedî, Şeyhî Sinan, Ahmed Dâî, Atayî, Cemalî ve saire gibi şahsiyetler, bu himayeye mazhar olan şair ve âlimlerden idiler; bilhassa II. Sultan Murad Türkçe lisan ve edebiyatının inkişafı için çalışmış, musikiyi de himaye etmişti; yine bu hükümdar şair ve ediblere yıllık olarak bir tahsisat da vermişti ki bu usul ve kaide Kanunî Sultan Süleyman zamanında vezir-i âzam ibrahim Paşa'nın vefatına kadar devam etmiştir.

XV. Yüzyıl Âlim Ve Şairleri
Not: XV. Yüzyıl Âlim Ve Şairleri Aşağıda Genişce Belişrtilmiştir.
  #2 (permalink)  
Alt 04-06-2006, 16:23
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart İlk Eserler


İlk Eserler
Anadolu beylerinin ellerindeki yerler alındıkça bu beylikler dahilindeki müesseseler ile beraber birçok âlim ve edipler de Osmanlı devleti hizmetine girmişler, millî lisanın ve fikir hareketlerinin yayılmasına hizmet eylemişlerdir; yani Osmanlılar Anadolu'da siyaseten nasıl bir vahdet vücuda getirmişlerse ilim ve edebiyat cihetinden de aynı birliği temin etmişlerdir.


Şeyhoğlu

XIV. yüzyılın sonlarında yazılan iki edebî eseri özellikle zikretmek lâzımdır; bunlardan biri Kütahyalı Şeyhoğlu Mustafa'nın Hurşid ve Ferahşad adındaki mesnevi tarzında yazılmış manzum hikâyesi ve diğeri de yine Kütahyalı şair Ahmedî'nin İskendernâme'sidir.

Hurşid ü Ferahşad her ne kadar Germiyan hükümdarı Süleyman Şah namına yazılmaya başlanmış ise de bu hükümdarın vefatı üzerine damadı Yıldırım Bayezid'e ithaf olunmuştur. Germiyan hükümdarının musahibi ve aynı zamanda nişancı ve defterdarı olan Şeyhoğlu Mustafa takriben 1334'de doğmuş ve XV. yüzyıl başlarında (1413) vefat etmiştir. Dursun Fakih ile Nakiboğlu ve Maanoğlu'nun nazımları, Şeyhoğlu'nun nazmına nisbetle daha basit olup bunda Türkçeye yavaş yavaş Arapça ve Farsça kelimelerin girdiği görülmektedir. Şeyhoğlu, farsca şiirleri büyük bir muvaffakiyetle Türkçeye çevirmiştir; şiirleri lirik olmamakla beraber üslûp ve teknik itibariyle kusursuzdur. Germiyanoğlu Süleyman Şah adına tercüme edilen Merzuban-nâme ve Kabus-nâme de onundur.




Ahmedî

Şeyhoğlu'na XIV. yüzyılın son yarısında yalnız Şair Ahmedî üstün çıkmıştır. Lâkabı Tacüddin ve adı İbrahim olan Ahmedî'nin aslen Uşak kazasının Sivaslı nahiyesinden olduğu kuvvetle zannediliyor; tahsilini Kahire'de Bayburtlu Molla Ekmel'den yapmış olan Ahmedî, XV. yüzyılın ilk yarısında da yaşamış değerli bir şairdir; 1335'de doğmuş ve 1412'de ölmüştür; 8251 beyitli İskendernâme’sini 1390'da bitirmiştir.

Ahmedî'nin Germiyan hükümdarı Süleyman Şah'a ithaf için yazarak sonra Yıldırım'ın şehzadesi Emir Süleyman Çelebi'ye takdim ettiği İskendernâme'sine gelince, bu da Hurşid ü Ferahşad gibi Türkçenin tekâmülü seyrini gösteren manzum bir eserdir. Bu eser meşhur İskender'in hayatı ve muharebeleri hakkındaki malûmatla beraber İslâm hikemiyatını, tıb ve felsefeye ait mütalaaları da ihtiva edip sonunda da Dâsitan-i Tevârih-i Mülûk-i Âl-i Osman adıyla Ertuğrul Gazi'den, Emir Süleyman Çelebi zamanına kadar Osmanlı tarihine ait bir kısım vardır. Bu tarihî malûmat, Osmanlı tarihinin ilk kısmının bazı yerlerini mümkün mertebe aydınlatmaktadır. Osmanlı tarihi kısmını bu devlete katılmasını müteakip İskendernâme sine ilâve etmiş olmalıdır.

Ahmedî'nin bir de divanı olup, değeri İskender-nâme’sine nisbetle daha yüksektir; sekiz bin beyitten fazla olan bu divanda şiirin muhtelif şekillerini havi manzumeler görülür; yine Ahmedî'nin beş bin beyitli Cemşid ü Hurşid isimli manzumesi, Çin hükümdarının oğlu Cemşid ile Rum kayserinin kızı Hurşid arasındaki âşikane macerayı tasvir etmektedir; gerek bu eserini ve gerek Tervîhü’l-Ervâh adındaki tıbba dair manzum ve mufassal telifini Emîr Süleyman Çelebi'nin emriyle kaleme almıştır.

Ahmedî de evvelce Germiyanoğulları'nın hizmetinde iken, sonra Osmanlılara intisap etmiş ve Yıldırım Bayezid'in oğlu Süleyman Çelebi'nin yüksek himayesini görmüştür.
  #3 (permalink)  
Alt 04-06-2006, 16:24
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart XV. Yüzyıl Âlim Ve Şairleri


XV. Yüzyıl Âlim Ve Şairleri
Bu yüzyıl başlarında Ahmedî yine faaliyette bulunup Emîr Süleyman'nın himayesinde son senelerini yaşamaktadır. Yine bu yüzyılın ilk yarısında Bursa'da Ulucami imamı ve meşhur mevlûd sahibi Süleyman Çelebi'yi görüyoruz. 812 H./1409 M. de Bursa'da onun kaleme aldığı sehl-i mümteni şiirlerin şaheseri olan mevlûd kitabı, lisanının sâde ve düzgünlüğü ve ifadesinin samimiyeti dolayısiyle bugün de seve seve okunmaktadır; Süleyman Çelebi mevlûdunu yazarken Âşık Paşa'nın manzumelerinden ilham almıştır. Yine bu yüzyılda Kemâl-i Ümmî, İznikli Eşrefoğlu gibi manzumeleriyle tarikat ve tasavvuf î akidelerini neşreden ve Yazıcızâde Mehmed ve kardeşi Ahmed Bican Efendiler gibi Muhammediye ve Müzekki'n-nüfus'u yazan zatlar varsa da bunlar meslekleri itibarıyla Osmanlılardaki tasavvuf akımları yazılırken gösterilmiştir.

Bu yüzyıldaki şairlerden Ahmed Dâî evvelâ Germiyan ve sonra Osmanlı sarayında yetişmiş, Emîr Süleyman'ın himayesini görmüş ve onun namına Çeng-nâme, Ferah-nâme isimlerinde iki manzum eser yazmıştır; bunlardan başka lügat, tefsir, E'ş-şifa fî ehadîsi'l-Mustafa isimli tıbb-ı nebeviyi, Timurtaş Paşa oğlu Umur Bey namına Türkçeye tercüme etmiştir ve rüya halline dair Tabir-name'si vardır. Bir de mükemmel divanı olan Ahmed Dâî tasavvuf vadisinde yürümemiştir; divanın tetkikinden, kendisinin Şeyhî gibi yüksek bir şair olmadığı, fakat İran şairlerini muvaffakiyetle taklid ettiği görülüyor; bazı manzumelerinde kendisine mahsus bir tarzı da vardır.

Yine bu asırda kendini gösteren ve bir mektep sahibi olan Germiyanlı Şeyhî Sinan'ı görmekteyiz; Ahmedî'nin yetiştirdiği Şeyhî, hem şair ve hem tabib olup son Germiyan hükümdarı II. Yakub Bey'in musahibi idi. Kuvvetli ve canlı tasvirleri ve mazmunları, zarif lisanı ve geniş hayali ile muasırlarından üstün şiirler yazmıştır; tahsilini İran'da ikmal eden Şeyhî, II. Murad'ın emriyle Genceli Nizâmî'nin Hüsrev ü Şirin manzumesini Türkçeye çevirmiştir. Bu, alelade bir terceme olmayıp şairin şahsiyyetini de gösteren kıymetli bir sanat eseridir ve en ziyade şöhretine sebep olan da bu tercümesidir. Hüsrev ü Şirin, bir çok şairler tarafından nazmedilmiş ise de hiçbirisi bununki kadar şöhret kazanamamıştır.

Şeyhî Sinan, en ziyade kaside ve mesnevide muvaffak olmuştur; XV. yüzyıl sonlarına doğru memleketi olan Kütahya'ya dönerek Yoncalı ılıcası yakınındaki Dumlupınar köyünde ölmüştür. Rakiblerini hiciv yollu kaleme aldığı Harnâme'si ince nükteleri ve lisanındaki temizlik itibariyle okunmağa değer bir manzumedir.

Yine II. Murad'ın himaye ettiği Şeyhî'nin yeğeni Cemâli ile Hümâmî, Hüsâmî, şair ve ressam Safî, Hassan, Şemsî, Seyfî gibi şairler Osmanlı sarayının mümtaz şahsiyetlerindendi; bunların bazıları memleketleri işgal edilmiş olan Anadolu beylerinin saraylarından gelmişlerdi. Şair Seyfî, II. Murad'ın fütuhatını manzum olarak kaleme almıştır. Hatiboğlu, yedi senede ikmal ettiği Ferah-nâme adındaki yüz hadîs ve yüz hikâyeden oluşan öğüt vadisinde Arapçadan tercüme edilmiş bir mesneviyi 829 H./1426 M. senesinde bitirerek II. Murad'a takdim etmiştir.
  #4 (permalink)  
Alt 04-06-2006, 16:42
Hacker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Unutulmaz Abone
 
Üyelik tarihi: Dec 2004
Mesajlar: 1.487
Tecrübe Puanı: 55
Hacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inşHacker maşallah nazar deymez inş
Standart


XV. Yüzyıl Ortalarıyla XVI. Yüzyıl Ortalarında Osmanlılardaki Edebî Akım

XV. yüzyılın ikinci yarısı Osmanlılardaki kültür hayatının en yüksek bir devridir. Tahsilleri yüksek olan II. Mehmed ile oğlu II. Bayezid devlet erkânından Mahmud, Karamanî Mehmed, Fenarîzade Ahmed, Çandarlızâde İbrahim ve Veliyyüddin oğlu Ahmed, Tazarruat sahibi Sinan Paşa, Cezerî Kasım Paşa'lar gibi kıymetli âlim vezirler, gerek Osmanlı'daki ve gerek dışardan gelmiş olan muhtelif âlim ve şairleri himaye eylemişlerdir; bunlardan başka iyi yetiştirilmiş olan Osmanlı şehzadeleri bulundukları sancaklarda etraflarına âlim ve edipleri toplamışlardır.

Edebî hayat İstanbul, Edirne ve Bursa'dan başka şehzade sancaklarında, Bağdat, Diyarbakır, Konya ve Rumeli'de bir ilim merkezi haline gelmiş olan Üsküp ile Yenice-i Vardar'da gelişmekte olup buna da sebep buralarda şair ve edibleri himaye eden şahsiyetlerin bulunmaları idi.

Tazarruat sahibi Sinan Paşa bu yüzyılın nesir yazan ediplerinin başında gelmektedir. Sinan Paşa, asrının en kuvvetli mütefekkirlerindendi; Türk nesrinin azametini tecelli ettiren meşhur Tazarruat adlı eseri fikrî metaneti, sanayi-i lâfzıyye ve hikemiyye îtibariyle taklidi kabil olmayan fevkalâde sanatkârane bir eserdir; Tezkire-i evliya adlı yapıtı da sanayi-i lâfzıyye cihetinden kuvvetli ise de Tazarruat kadar değildir; 893 H. 1486 M.'de vefat etmiş olan bu büyük mütefekkir, İstanbul kadısı meşhur Hızır Bey'in oğludur.

Veliyyüddin oğlu Ahmed Paşa (vefatı 902 H. 1597 M.) büyük bir Türk şairidir. Asrının Osmanlı Türkçesini maharetle kullanan bu şair, bilhassa kaside vadisinde çok muvaffak olmuş ve çağdaşlarını geçmiştir; geniş hayali, ince üslûbu, zarif nükteleri ve lisaniyle Şeyhî'den sonra Türkçedeki kudreti ile ayrı bir muhit yapmıştır; gerek kendi devrinde ve gerek kendisinden sonra gelen şairler (Visâlî, Konyalı Nizami, Şehzade Cem vesaire gibi) üzerinde tesirini göstermiştir.

XV. yüzyıl sonlarıyla XVI. yüzyıl'ın ilk yıllarını yaşayan Necatî (vefatı 914 H. 1508 M.) gazel ve mersiyeleriyle şöhret bulmuştu; Ahmed Paşa'dan sonra gelen en kıymetli üstad şairlerdendi. Kastamonu sancakbeyi olan Şehzade Mahmud'un nişancısı ve musahibi idi. Kendisi meşhur döne döne redifli gazeli ile tanınmıştı. Necatî, efendisinin vefatından sonra İstanbul'a gelerek divan-ı hümâyunda kâtip olmuştu.

Necatî derecesinde olmamakla beraber XV. inci yüzyılın sonlarında yetişen şairlerden Kadı İshak Çelebi zevcesi Amasyalı Zeyneb Hanım ile (vefatı 879 H. 1474 M.) Mihrî Hanım'ı (vefatı 912 H. 1506 M.) zikretmek lâzımdır; Zeyneb hanım, içinde Farsça beyitler de bulunan divanını Fatih Sultan Mehmed'e takdim ile iltifat görmüştür. Mihrî ise Necatî'nin döne döne redifli gazeline başarılı bir nazire yapmıştır.

Vezir-i âzam Mahmud Paşa (vefatı 879 H. 1574 M.) gerek zatî fazileti ve gerek âlim ve şairleri himaye etmesi îtibariyle XV.'inci yüzyılın ikinci yarısına şeref veren kıymetli bir vezir olduğu gibi Adnî mahlasıyla yazdığı nazımları arasında çok kuvvetli olanları görülüyor; şuara tezkireleri, nesrinin nazmından güzel olduğunu yazarlar.

Hadım Ali Paşa ile Yunus Paşa'nın divan kâtipliklerinde bulunarak 918 H. 1512 M.'de vefat eden Şehrengiz ve Divan sahibi Mesihî, çağdaşları arasında şöhret sahibi olduğu gibi 914 H. 1508 M.'den sonra vefat eden ve Firdevsî-yi Rûm denilen Edincikli Uzun Firdevsî, II. Bayezid'in himayesine nail olarak bir hayli manzum eserler yazmışsa da sanatkârane değildir.

Yine bu devirde yetişmiş olan Akşemseddin'in oğlu Hamdullah'ın (vefatı 914 H. 1508 M.). Mesnevi tarzı pek lâtif ve akıcı olup diğer eserleri arasından bilhassa Leylâ vü Mecnun ile Yusuf u Züleyha' adlı eserleri en güzel nazımlarındandır.

Şair Âhî'nin Hüsrev ü Şirin manzumesi, nişancı ve kazasker Tacizâde Cafer Çelebi'nin Heves-nâme adlı eseri de, XVI. yüzyılın ilk seneleri içinde yazılmış edebî, güzel eserlerdendir. Yine bu devirde adedi epey bir fazla tutan manzum vekayinâmeler görülmektedir ki hem nazım ve hem tarih bakımından dikkate şayandırlar; meselâ Sinoplu Hisalî'nin, Kemal Reis'in deniz gazalarına dair 11,000 beyitli mesnevisi ve Edirneli Cenanî'nin Bosna'da Davud Paşa'nın gazavatına dair 15,000 beyitli manzumesi, Sarı Kemal'in, II. Bayezid'e ithaf ettiği Selâtin-nâme'si ve Sûzî'nin Mihaloğlu Ali Bey'in akınlarına dair kaleme aldığı 15,000 beyitli mesnevisi ve Şair Enverî'nin vezir-i âzam Mahmud Paşa'ya ithaf etmiş olduğu Düstur-nâme'si, Uzun Firdevsî'nin Midilli muhasarasına dair Kutub-nâme isimli manzum vekayinâmesi bunlardandır. XVI. yüzyılın ilk yarısı Osmanlılarda şiir ve edebiyatın en yüksek devridir; bu en parlak devir içinde, içine pek çok Arapça ve Farsça karışarak zenginleşen Osmanlı lisanı şiir ve edebiyatta Zatî, Taşlıcalı Yahya, Bakî, Fuzulî gibi şairler ve İbn-i Kemal, Tosyalı Nişancı Celâlzade Mustafa Bey, ve Şakayık mütercimi Mecdî Efendiler gibi yüksek nâsir ve münşiler yetiştirerek ağdalı bir Türkçe ile kalemî maharetlerini göstermişlerdir.

XVI. yüzyılda Rumeli (Balkan yarımadası) artık kültürel olarak tamamen Türkleşmiş ve bu kıtada (bilhassa Üsküpte) bir çok Türk âlim ve şairleri yetişmekte bulunmuştu; Osmanlı lehçesi ve şiiri Azerbaycan ile Kırım'da da kendisini göstermiş ve tesirini yapmıştı; doğu Anadolu'daki Kürtler arasında Türkçe yayılmıştı; hülâsa Osmanlı devleti sahasını nerelere kadar genişletti ise bir müddet sonra maarifini de oralara götürmüştür.

Yavuz Sultan Selim, babası ve büyük babası gibi şairdi; oğlu Sultan Süleyman'ın da şiirleri vardı. Gerek bunlar ve gerek bunların şehzade ve vezirleri, edip, şair ve âlimleri himaye etmişlerdi. Vardar Yeniceli Hayalî (vefatı 985 H. 1577 M.) ve Bursalı Lâmiî (vefatı 938 H. 1531 M.) ve yine Bursalı Rahmî (vefatı 975 H. 1567 M.) gibi âlim ve şairler vezir-i âzam İbrahim Paşa'nın himayesine nail oldukları gibi, meşhur Bakî'yi de bizzat Sultan Süleyman himaye eylemişti.

Bu devrin şairleri içinde Balıkesirli Zâtî'yi (vefatı 953 H. 1546 M.) başta zikretmek lâzımdır; Zatî ile yetiştirdiği Bakî ve Rahmî, Türk klâsik edebiyatını meydana getiren kuvvetli şahsiyetlerdendir; Zatî bilhassa kaside ve gazelleriyle şöhret bulmuş ve bu hususta cidden muvaffak olmuştur. Yenice-i Vardarlı Hayalî ise Zâtî'den sonra kendisini göstermiş ve özellikle gazellerinde pek ziyade muvaffak olmuştur.

Hayalî'den sonra Osmanlı başkentinde en mümtaz mevkii Bakî işgal eylemiştir. Gazel ve kaside söylemekte XVI. yüzyılın en büyük simaları sırasiyle Zatî, Hayalî, Fuzulî ve Bakî'dir.

Azerî lehçesiyle pek başarılı şiirleri olan ve gazel vadisinde büyük muvaffakiyet gösteren Fuzulî (vefatı 963 H. 1555 M. veya 970 H. 1562 M.) Oğuzların Bayat kolundandır; Divân, Leylâ vü Mecnun, Beng ü bade adlı eserleri kendisinin kudretine delildir; hissiyatında tamamıyla samimî bir şair idi.

XVI. yüzyılın en muhteşem ve lirik şairlerinden biri de Bakî'dir (vefatı 1008 H. 1599 M.) Fatih Camii müezzininin oğlu olan ve ilmiye sınıfından yetişerek kazaskerliğe kadar çıkan Bakî, kaside ve gazelleriyle şöhret bulmuş ve şair Hayalî'den sonra şöhreti İmparatorluk dahilinde yayılmış ve hattâ Hindistan'a kadar gitmiştir; şiirlerindeki ahenk taklidi imkansız olduğu için kendisinden üç asır sonraya kadar üstad olarak kuvvetini muhafaza etmiştir. Kanunî Sultan Süleyman'ın himayesi sayesinde süratle ilerlemiş ve bu büyük hükümdarın vefatına dâir söylemiş olduğu mersiyesi, velinimetinin kadirşinaslığına karşı minnet ve şükran hislerini belirten nimetşinaslığın şaheseri olarak şöhret bulmuştur.

Bu XVI. yüzyıl ortalarına doğru Batı Türk diline ve Türk gramerine dair Bergamalı Kadri isminde bir lisan âlimi tarafından kaleme alınarak 933 H. 1527 M. de Vezir-i âzam İbrahim Paşa'ya takdim edilmiş olan Müyessiretü'l-ulum ismindeki eser Türk dilinin gramer kuralları bakımından pek mühim olup Türk Dil Kurumu tarafından 1946 senesinde yayınlanmıştır.
Konu Kapatılmıştır


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:25 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Abonem.COM
Abonem Toplist

Arama - Toplist - Sohbet - Chat - muhabbet


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238