[center:91aadad1ce]
Platform:
PlayStation 2
Tür:
RPG
Multiplayer:
Yok
Yayıncı:
Square Enix
Çıkış Tarihi:
2006[/center:91aadad1ce]
Hatırlıyorum da ilk Final Fantasy (bundan sonra FF diyeceğim) oyunumu oynadığımda sadece sekiz yaşındaydım, babam bana bir Super Nintendo almıştı ve bunu televizyona bağlayarak oyun dünyasına Commodore'dan sonra bir kez daha atılıvermiştim heyecanla. Kaseti taktığımda bir değişiklik sezmiştim, fakat bir oyunun hayatımda bu denli bir değişiklik yapabileceğini bilemezdim...
FF: 7 ile bizleri sürgün eden, FF: 8 ile Gunblade hastası olup çıktığımız, FF: 9 ile nostalji yaşadığımız ve FF: 10 ile tüm zamanların en iyi oyunları arasında haklı bir yer kazanan başarılı seri, 12. oyunuyla devam ediyor. Hatırlarsanız 10. oyundan sonra FF serisinde bir ilk yapılmıştı ve ilk kez bir FF devam oyunu piyasaya çıkmıştı, evet bahsettiğim oyun Final Fantasy X-2 idi. X-2 serinin fanları tarafından çok sevilmemişti, hatta bazıları tarafından karalanmıştı bile. Square bu olaydan sonra Final Fantasy 11'yi çıkarttı, fakat bu bir devasa online oyundu ve her şeye rağmen oyuncular o gerçek FF tadını alamıyorlardı. Böylece Square'in uzun sessizlik dönemi başladı... Fakat şimdi sessizlik bozuluyor, bir kez daha PS2'lerimizin o siyah padlerini son fanteziyi yaşamak için kullanacağız, bir kez daha uykusuz geceler çekeceğiz ve tabii bir yıl daha üniversite sınavını riske atacağız
Bir varmış bir yokmuş diyesim geliyor
Şu ana kadar oynadığım en etkileyici oyun senaryoları her zaman FF serisinden çıkanlar olmuştur. Senaryonun bağlanışı, yer yer verdiği o epik tad, yer yer tattırdığı o hüzün ve oyunun sonunda dudaklarımıza konan hafif gülümseme. İşte bunlar bir FF oyununu tüm zamanların en iyileri arasına sokan en büyük etkenlerden yalnızca bir tanesi. Bildiğiniz gibi bir FF oyununda en etkileyici kısım senaryodur, senaryosuz bir FF düşünülemez, düşünülse bile hayata geçirilemez, geçirilse bile o FF seriden sayılmaz. Her neyse biz konumuza dönelim, hikayemiz Ivalice isimli bir diyarda geçiyor. Ivalice'te iki güçlü devlet sürekli olarak sürtüşmektedir, bunlardan birisi Arcadia, ötekisi ise Rosaria krallığıdır. Bunların arasında kalan küçük ve barışçıl Dalmasca Krallığı ise stratejik öneme sahiptir. Bu durumdan faydalanmak isteyen Arcadia İmparatorluğu, Dalmasca krallığını istila eder. Arcadia istilasına karşı Dalmasca prensesi bu duruma son vermek için isyancılara katılır. Bu sırada politik entrikalar yaşanırken Dalmasca'da yaşayan genç Vaan, istilanın getirdiği koşullar yüzünden akrabalarıyla bağını kopartmış, kendi özgürlüğünü kazanmak ve bir hava gemisine sahip olup gökyüzü korsanı olmak istemektedir. Fakat kaderi onu isyancılara sürükleyecek ve Arcadian imparatorluğuna karşı Dalmasca'yı kurtarmak için diğerleriyle birlikte umutsuz bir savaşa girişecektir...
Sıra yok mu?
FF'nin tüm oyunlarında sıra tabanlı bir savaş sistemi hakimdi, sadece FFX–2'de bu oynanış yerini biraz daha Grandia tarzı bir oynanışa bırakmıştı. Fakat burada savaş sistemi komple değiştirilmiş, FF artık gerçek zamanlı savaşlara tanık olacak. Örnek vermek gerekirse; partinize alabildiğiniz maksimum 3 kişi ile arazide dolanırken size saldıranı görebileceksiniz ve başka bir ekrana geçmeden onunla orada doğrudan kapışacaksınız. Yani normal bir aksiyon oyunu gibi olacak. Peki, bu iyi haber mi yoksa bir felaket mi? Açıkçası ben savaş sistemi konusunda çok tereddütlüyüm, Square umarım ne yaptığını biliyordur. Neden böylesine riskli bir fikri kariyerlerinin en önemli oyunu üzerinde kullanmak istiyorlar anlamak güç.