GENÇ SUBAY'la söyleşi;
GENÇ SUBAY'la söyleşi
Entel tünediği köşesinden sordu:
- Subay olduğunuza göre herhalde general de olmak istersiniz ?
Subay yanıtladı:
- Bizi Harp-Okuluna götüren duygular general olmak duygusu değildiki..." dedi.
Sonra devam etti:
- ...Biz yurdumuzu yurttaşımızı, Cumhuriyeti ve onun değerlerini, bağımsızlığımızı korumak, gerekirse bu uğurda şehit olmak için girdik, salon gülü olmak için değil, ilk hedefimiz ülkenin ne pahasına olursa olsun iç ve dış düşmanlara karşı savunmaktır. Gerisi ayrıntıdır; bu amaç için "genç subay, yaşlı subay yoktur, Atatürk'ün kurduğu Türk ordusunun şerefli bir subayı olmak bize yeterlidir. Siz sapla samanı karıştırıyorsunuz.
Bizim gözümüz ikbalde, salon çiçekliğinde olsaydı entel, liboş falan olmayı yeğlerdik !"
Entel yutkundu:
- "Aman böyle söylemeyin ürkütücü oluyorsunuz" dedi.
"Evet haklısınız" dedi Genç subay:
- Evet doğrudur, ürkütücüyüz, zaten onun için burdayız, önemli olan kimlerin ürktüğüdür:
Sevr hayalcileri,, Türklük düşmanları, Cumhuriyet düşmanları, Vatan hainleri bizden ürkerler !
Entel
- Ama bakın bizler silahsız insanlarız tabii ürkeriz... diyecek oldu
Genç Subay sözünü kesti
- Silahsıza silah çekmeyiz, bizim silahlarımız savaşta ateşlenirler, peki ama ya sizlerin elindeki kalem denilen o silah daha mı az tehlikeli, hergün köşelerinizden insanları sürekli olarak yaylım ateşi altında tutuyor, kafa karıştırıyor, kendi görüşlerinizi en geçerli en doğru evrensel görüşler olarak sunuyorsunuz sizin gibi düşünmeyen ama sizin olanaklarınıza sahip olmadıkları için size yanıt veremeyen milyonca insana, bu çok mu adaletli ?!
Entel şaşırdı "olsun amaa" dedi
- ...biz sizlerin adını duydukça güven dolu sempatiyle gülümseyemiyoruz ya !
Genç Subay
- O sizin sorununuz, zaten biz de sizden onu beklemiyoruz, bize halkımızın sevgisi sempatisi, yanlarından geçerken sevgiyle dokunmaları, bakarken gözlerinin içinin parlaması bize yetiyor.
Bir de insanımızın gece yatağına girerken güven içinde girmesinin verdiği huzur ve vicdan rahatlığı;onun için 4 entelin sempatisi olmasa da olur" dedi
Entel
- "yani bir siz mi bu ülkeyi ve insanları seviyorsunuz, biz..." diye gücenmiş bir sesle sormak istedi.
Genç Subay
- Yooo, tabii ki sevmek kimsenin tekelinde değildir, ama önemli olan sahip çıkmaktır; önce biz kendi vatan sevgimize güveniyoruz ama onun da kaynağı Türk halkı ve onun yurt sevgisi ve savunma güdüsüdür.
Zaten o sevgi olmasa biz de olmazdık, değil mi bay...?
Entel "Liboş" dedi "Entel Liboş benim adım" ve devam etti
- Bakın Irak'ı 3 hafta da ele geçiren Amerikalı General Franks koordinasyonu, lojistiği nasıl aksamadan sürdürüyor o da general..." derken
Subay "bay Entel-Liboş" dedi
- ..şimdiye kadar hep siz sordunuz, bir de ben sorayım 100 bin kişiye kumanda ederek 10 yıldır silah ambargosu altında tutulan bir ülkenin topraklarına giren Amerikalı generale böylesine hayranlık duyuyor, övüyorsunuz da peki yokluk içinde düşmanın her türlüsüne karşı savaşarak bir ulusu yok olmaktan kurtaran Atatürk'e neden sürekli olarak saldırıyorsunuz ?
- ...şey, ama konumuz şimdi o değil ki, lütfen konuyu saptırmayın diyerek sararmış suratıyla yılıştı
- "Ama maden ki lafı açtınız, peki ya o heykeller..." diye mırıldanırken
Genç Subay kısa bir el hareketiyle sözünü kesti Entel'in; sonra karşısındaki tıknaz insanın kararmış iç dünyasının dışa vurduğu yüzüne bir süre acı bir tebesümle baktı;
"bakın" dedi
- ...sizle biz başka dili konuşuyor, başka duyguları yaşıyoruz; başka başka evrenlerin insanlarıyız, ne siz beni, ne de ben sizi anlayamayız; birbirimiz anlamamız için gerekli olan önkoşullar yok; öyle ki anne kucağı, baba sevgisi nedir bilmemiş birisine bunlar anlatılamayacağı gibi size de ulus ve yurt sevgisini, Atatürk sevgisini, bayrak sevgisini anlatmak onu tattırmak olası değil; onlar anlatılmaz yaşanır; yaşadığımız dünyalar o kadar farklı ki, bir Kartal'ın geniş evreni ile hani benzetmek gibi olmasın ama "Geotrupes stercorarius"un dar dünyası kadar farklı bunlar.
Sizi en sevdiğiniz işle başbaşa bırakıyorum" diyerek Subay uzaklaşırken bay Entel-Liboş kendi kendine söyleniyordu: "Değerimi bilmiyor bunlar benim, babamın değerini de bilememişlerdi...Biraderimin de.. Biz aile boyu ne değersiz insanlarmışız ya rabbi... Yok azizim yok, bu milleteyaranılmaz !"
.....................
Aydoğan Kekevi 30.05.03
|