Erdoğan’dan Baykal’a: Hayırlı yüzmeler!..
“Kazanamazsam Rodos’a yüzeceğim” diyen Baykal’a “Hayırlı yüzmeler” dileyen Erdoğan, Baykal’ın eleştirilerine karşı da “Hakaretine tabii cevap veririm. Ama ben Başbakanım, bana hakaret suç. Savcılar neden harekete geçmiyor” dedi.

Çanakkale'deki miting meydanında, MHP'nin üç hilalli amblemi ile CHP'yi birleştirip "Fark etmez" yazan pankart ile seçim yasağına girmesine rağmen Türk bayraklı Erdoğan pankartı dikkat çekti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal arasındaki söz düellosu sertleşerek sürüyor. Erdoğan, üslubunu eleştiren Baykal’a Çanakkale mitinginde yüklendi, Baykal’ın kendisine yönelik hakaretlerine rağmen yargının harekete geçmemesini eleştirdi. Erdoğan, kendisine “Siz Başbakansınız hakarete tahammül edeceksiniz” dendiğini, ama Başbakan’a hakaretin serbest olduğunu söyledi.
Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitingde konuşan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki tartışmalar nedeniyle Baykal’a yüklendi. Baykal’ın “Anayasa Mahkemesi itirazımız doğrultusunda karar vermezse Türkiye’de çatışma çıkar” dediğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
UYSAL KOYUNUM AMA, HAKARETİ YEMEM
“Ondan sonra da bana diyor ki ‘bir başbakana bunlar yakışmıyor’ Sana ne yakışıyor? Yani sen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına her türlü saygısızlığını, hakareti yapacaksın ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da ‘ben Başbakanım, onun için Sayın Baykal’ın bu dediklerini de yiyeyim’ diyecek... Yok böyle bir şey. Yumuşak başlıysam kim dedi uysal koyunum, kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Biz bu anlayışla, terbiyeyle yetiştik. Bizim böyle yumuşak başlı duruşumuza bakma. Yeri geldiği zaman sana da hakaretinin cevabını veririm. Çünkü bu millet oyunu bunun için veriyor. “
SİLLE, KAFA HARİÇ HER TÜRLÜ HAKARET VAR
Başbakan Erdoğan, kendisine yönelik hakaretlere karşı yargının harekete geçmediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düşünebiliyor musunuz, bu bir suç. Ama hani, savcılar nerede? Birisi harekete geçti mi? Yok... Bugün bir gazete başlık atmış, ‘Başbakana hakaret serbest, diğerlerine hayır’ Böyle şey mi olur? Aynen verilen kararlar şunlar, ‘Siz başbakansınız, siyasetçisiniz bu tür ağır eleştirilere tahammül edeceksiniz’... Yani ağır eleştiri dedikleri ne biliyor musunuz? Sadece bir sille, kafa hariç her türlü hakaret. Neler var neler... Aldırma bu dünya böyle gelmiş böyle gider diyorum.”
Kararlı bir şekilde yola devam ettiklerini kaydeden Erdoğan, “Size inanıyorum, size güveniyorum. 22 Temmuzda cevabını vereceksiniz. Ondan sonra Sayın Baykal Rodos’a kadar yüzecek. Öyle diyor, ‘Rodos’a kadar yüzerim’ diyor. Hayırlı yüzmeler” diye konuştu.
SEN BÜYÜCÜLÜĞE Mİ BAŞLADIN
Baykal’ın TV kanalında yaptığı konuşmada, AK Parti’nin laiklik anlayışını tartıştığını ve “Onların bir gizli dünyası var” dediğini hatırlatan Başbakan şöyle devam etti:
“Sen ne zamandan beri büyücülüğe başladın ya benim gizli dünyamı okuyorsun. Allah Allah, hale bak bunlar tam niyet okuyucu, gizli dünyamızı da okuyorlar. Korkulur bunlardan Allah bunların şerrinden muhafaza etsin, şu hale bakın, bunların diyor ‘gizli ajandası var, gizli niyetleri var’ diyor.”
Elindeki ‘ekmek karnesi’ni gösteren ve üzerinde CHP amblemi olduğunu belirterek, “Altı oklular, bunu iyi seyredin” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sadece bu mu? Daha da geçmişe gideyim. CHP’nin geçmişinde Türk Lirası’nın üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp, İnönü’nün resmini koyma da var. O da var... Bunlar, zaten böyle Atatürk üstünden geçinmeyi meslek edinmişler. Posta pullarının üstünden Atatürk’ün resmini kaldırdılar, İnönü’nün resmini koydular. Bunların samimiyeti, dürüstlüğü bu. Bunları bilin ve bilmeyenlere anlatın.”
UZAN’A: BENİM VATANDAŞIM ONU HALA NASIL DİNLİYOR
Erdoğan, konuşmasında “Kardeşimle ne konuştuğunu açıkla” iddiasında ısrar eden Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan’a da çattı:
“Sen mazotu 1 YTL’ye indireceğine, baban, kardeşin dürüst ya, bu ülkeden kaçıp gittiler. İmarzedelere sizin adınıza biz 9 katrilyon ödeme yaptık. Sen önce şu babanın, kardeşinin 9 katrilyon borcunu öde de ondan sonra mazotun 1 YTL’ye inmesini konuş. Kimin cebinden çıkıyor? Kardeşin bu kadar dürüstse Türkiye’ye gelsin, niye kaçıyor? 4 yıldır kaçıyorlar. Güney Kıbrıs’ta sanal bir şirket kurmuşlar. Güney Kıbrıs bizim nezdimizde devlet mi? Değil, tanımıyoruz. Bu beyefendi orada şirket kuruyor. Hani sen milliyetçiydin? Orada kurulan şirketle Türkiye Cumhuriyeti Devleti hakkında dava açıyor. Çeşitli alavereler, dalavereler, bazı fırıldaklar. Bunlarla Türkiye Cumhuriyeti’ni mahkum ettirecek. Düşünebiliyor musunuz, bunlar benim vatandaşımın karşısına çıkıyor, benim vatandaşım bu adamları hala dinliyor. Anlamak mümkün değil.”
Israrlı talep üzerine randevu verdiği Uzan’ın kardeşinin ÇEAŞ ve KEPEZ kararını önceden duyup yardım istediğini takrarlayan Erdoğan, Cem Uzan’a “Yalan konuşma, dürüst ol” diye tepki gösterdi.
Erdoğan, partisinin Bursa mitinginde de CHP’ye yüklenmeyi sürdürdü. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, kendisini laiklik düşmanı ilan ettiğini hatırlatan Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin laiklik anlayışının, 1982 anayasasındaki laiklik tanımıyla örtüştüğünü söyledi.
“Sayın baykal, siyasi nezakete davet ediyorum seni. Gerçi senin kitabında nezaket yok, ama ben yine de davet ediyorum” diyen Erdoğan, Baykal’ı inancını yaşamak isteyenlere saygılı olmamakla suçladı.
Dokunulmazlıklar konusuna da değinen Erdoğan, dokunulmazlıkların kalkmasının, siyaset kurumunun yozlaştırılması ve zaafa uğratılması demek olduğunu savundu ve “Dokunulmazlık kalkacaksa, her yerde kalkmalıdır. Yargının da dokunulmazlığı kalkmalı, memurun da kalkmalı, askerin de kalkmalı, hepsi kalkmalı” dedi.