Kentlerdeki hava kirliliğinin 1986’daki Çernobil felaketini yaşayanların uğradığından da büyük bir sağlık tehdidi oluşturduğu vurgulandı.
Bugün açıklanan araştırma sonuçlarına göre, büyük şehirlerde hava kirliliğine maruz kalanların hayatı, Çernobil faciasına hemen müdahale eden ve nükleer santralin yakınında görev alan acil kurtarma işçilerinden daha fazla risk altında.,
Uzmanlara göre, 15 yıl önce Çernobil nükleer santralinin patlaması sonucunda açığa çıkan radyoaktif maddeler ve hatta ikinci Dünya Savaşı’nın sonunda ABD’nin Japonya’ya attığı atom bombalarının etkisi bile hava kirliliğinden daha az zararlı.
Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ve İngiltere’de hava kirliliği nedeniyle her yıl 24 bin erken ölümün gerçekleştiğine dikkat çeken raporun bir devamı olan araştırma, hava kirliliğinin kadınların kalp hastalıklarına yakalanma riskini de arttırdığını ileri sürmekte.
Hava kirliliğinin insan sağlığına yönelik en ciddi tehdidi ise akciğerlere. Yaşadığı bölgenin 500 metre civarında yoğun trafik bulunan çocukların ömür süresinin kısaldığı, kalıcı akciğer hastalıklarına yakalanma risklerinin ise arttığı belirtildi.
Araştırmayı yürüten bilimadamlarından Jim Smith, Çernobil facıası esnasında ve sonrasında bölgede bulunan kişilerin sağlık durumlarıyla, kalabalık şehirlerde yaşayan, hava kirliliği, obezite, pasif ve aktif olarak sigara dumanına maruz kalan insanların sağlık sorunlarını karşılaştırdı.
Röntgen cihazlarının neden oldukları radyasyona maruz kalan, aşırı kilolu ve sigara kullanan insanların kansere yakalanma riskinin, herhangi bir nükleer faciadan kurtulan kişilerden daha fazla olduğu elde edilen sonuçlardan.
Büyük şehirde yaşamayı riskli ilan eden araştırmacılar, incelemeler esnasında hayat tarzı ve sosyal faktörleri dikkate almadıklarının da altını çizdi.