CANAKKALE SEHİTLERİNE
[center:6793bc7ca3] Şuheda gövdesi , bir baksana dağlar taşlar ...
O , rüku olmasa , dünyada eğilmez başlar ,
Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor ;
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor !
Ey , bu topraklar için toprağa düşmüş asker !
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer .
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid' i ...
Bedr' in aslanları ancak bu kadar şanlı idi ...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın ?
" Gömelim gel seni tarihe !" desem , sığmazsın .
Herc ü merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab ...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab .
" Bu , taşındır " diyerek Kabe' yi diksem başına ;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına ;
Sonra gök kubbeyi alsam da , rida namiyle ,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle ;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan ;
Yedi kandilli Süreyya' yı uzatsam oradan ;
Sen bu avizenin altında , bürünmüş kanına ,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına ,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem ;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem ;
Tüllenen mağribi , akşamları sarsam yarana ...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana .
Sen ki , son ehl-i salibin kırarak savletini ,
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddin' i ,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran ...
Sen ki islamı kuşatmış , doğuyorken hüsran ,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın ;
Sen ki , ruhunla beraber gezer ecramı adın ;
Sen ki ; a' şara gömülsen taşacaksın ... Heyhat ,
Sana gelmez bu ufuklar , seni almaz bu cihat ...
Ey şehid oğlu şehid , isteme benden makber ,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber ...[/center:6793bc7ca3]
Mehmet Akif Ersoy (1873 - 1936 )
|