Sienna Miller'dan samimi itiraflar...
Jude Law ile olan aşkıyla tanıdık bir sima haline gelen Sienna Miller gerçekte oyunculuğu ile de gözleri kamaştıran bir kadın olduğunu bu hafta Edie’de gördük.
Kendisi daha küçük yaşlardayken ailesinin boşanması onu sanatçı kimliği ön planda olan annesiyle Londra’da yaşamaya sürüklemiş. Üniversite yıllarına kadar İngiltere’de yaşayan güzel aktris daha sonra doğduğu şehir New York’a döndü. Amerika yıllarında oyunculuğa daha çok önem veren aktris bir mankenlik ajanı tarafında keşfedilene kadar tiyatroda oyunlarına devam etti. Mankenlik tekliğini geri çevirmeyen oyunjcu daha sonrasında tekrar İngiltereye gecerek Avrupa çapında reklâmlarda boy göstermeye başladı.
Coca-Cola, Prada gibi markalara modellik yapmaya başladı. Belirli markalarla televizyonda görmeye başladığımız oyuncunun sinemay açılması zaman aldı. İlk olarak 2001’de South Kensington oynadığı Sharon rölü ile eleştirmenlerin gözünden kaçmadı ve tam not aldı.
Kariyerine 2002 de iki filmde daha oynayan aktrsin kendini Hight Speed ile kanıtlamış oldu. İki çok yakın bisikletçinin aynı kıza âşık olmalarını anlatan film Sienna için çok önemli bir başarıydı.
2004 yılı onun yükselişinin başladığı yıl oldu.İnsanların onu tanıması da� tam olarak 2005 yapımlı. Alfie filmine denk geliyor. Sienna sadecefilmdeki oyunculuğu ile yüklü bir çek almakla kalmadı aynı zamanda başrol oyuncusu Jude Law’ı da tavlayarak bir taşla iki kuş vurdu.
Jude Law boşanalı daha bir ay olmadan başlayan aşk oldukça uzun sürdü ve ikisinin aşkı magazin gündeminden nerdeyse hiç düşmedi.
2004 yazında ise Viyana’ya uçarak orada Heath Ledger ve Jeremy Irons’lı Casonova’da rol aldı.
Tek başına bir filmde başrol oynamak istediğini sürekli dile getiren genç oyuncu ‘Factory Girl’ ile bu şansa kavuştu. Ülkemizde de gösterime girmiş olan film yaz aylarının en gözde yapımlarından biri.
Peki magazin gündeminden düşmeyen Sienna Miller ''Factory Girl'' filminde gerçekten sevişti mi?
Son filminiz "Factory Girl"de oynamayı nasıl kabul ettiniz?
Senaryo bana Edie Sedgwick’in 1965 tarihli gerçek bir fotoğrafıyla yollandı. Bu fotoğrafı görür görmez projeye aşık oldum. Senaryo da çok iyiydi. Ama beni sarsan onun fotoğrafı oldu. Özellikle gözlerinden çok etkilendim. Bu gözlerde inanılmaz bir güç vardı, ama bir yandan da ruhundaki yaraları ve kırılganlığı açıkça ortaya koyuyordu.
Rolünüz için özel bir hazırlık yaptınız mı?
Role iyice ısınmak için bir yıl boyunca yoğun bir araştırma dönemi geçirdim. Andy (Warhol) ve Edie ile ilgili pek çok şey okudum, Fabrika’nın üyeleriyle görüşmüştüm. Brigid Polk, Danny Fields, Gerard Malanga gibi 60’lı yılların karakterleriyle tanışmak inanılmazdı.
Edie Sedgwick ve Andy Warhol’un yaşadıkları aşk sizi nasıl etkiledi?
İlişkilerinden gerçekten çok etkilendim. Edie güçlü dursa da ruhu çok kırılgan ve bir bebek gibi sevgiye muhtaç. Bu nedenle Andy’den gelecek her türlü ilgiyi kayıtsız şartsız kabul ediyor. Andy ise çok tuhaf ve kafası karışık biri. Yine de Edie, onun güzel bir yönünü görüyor. İkisi de birbirlerine aynı derecede tutkunlar.
Yapımcıların sizi seçmelerinin nedeni ne olabilir?
Edie, süper star karizmasına sahip bir kadındı. Onu oynayacak aktrisin de belli bir tarza sahip olması gerekiyordu. Esasında rol için pek çok isim düşünülmüş. Ancak onu canlandıracak aktrisin fiziksel yapısının yanı sıra hayat tarzının da Edie’ye benzemesi gerekiyordu. Sanırım bunun için akla ilk gelen en uygun kişi ben oldum. Hem hayat tarzım hem de modaya olan düşkünlüğüm tercih edilmemdeki ilk nedendi.
Sevişme sahnelerinizin gerçek olduğu iddia edildi. Öyle mi gerçekten?
Bu konuda çok fazla konuşmak istemiyorum. Yönetmenimiz söylenmesi gerekenleri söyledi. Ama bir kez daha tekrarlıyorum: Sienna’nın müthiş performansı ve role olan uyumu sahneyi gerçek gibi gösterdi.
Yeni projeleriniz var mı?
İki proje var, onları değerlendiriyorum. Bir psikolojik gerilim filminde oynamayı çok isterim. Ancak filmde John Cusack ve Johnny Depp de olmalı.
Peki özel yaşamınız ne durumda?
Şu an için ciddi bir ilişkim yok. Uzun bir süre de olmayacak gibi.